Bekir Yılmaz yazdı! ''AH İLETİŞİM AH!''

Konuşuyor ama anlatamıyorsak, anlatıyor ama anlaşılmıyorsak.

Abone Ol

Karşıdakini dinlemesini bilmiyorsak, sağlıklı iletişim kuramıyoruz demektir.

İnsanlığın olmadığı yerde sevgi, sevginin olmadığı yerde de iletişim olmaz.

Herkes kendi kendine konuşur durur. Hâlbuki iletişim, başarı demektir.

İletişim, kültürel zenginlik demektir.

Anlatan düzgün anlatsa, dinleyen dikkatli dinlese ne güzel olacak.

Konuşmayı iletişim olarak algılamayalım.

İletişim kişilerin birbirlerini anlaması demektir.

Anlaşabilmek için konuşmak, konuşmak için insan olmak yetmiyor artık.

Teknoloji ve iletişim çağındayız ama birbirimizi anlamıyoruz, anlamak istemiyoruz. Teknoloji ilerledikçe insanlar birbirlerinden kopuyor, birbirlerini tanımıyor.

İletişim bütün canlıların birbirleriyle haberleşmeleri için gereklidir.

Günümüzün çoğu zamanını başkalarıyla iletişim kurmakta geçiririz.

Fikir alışverişi başta olmak üzere her türlü duygumuzu ifade ederiz.

Kelimelerin telaffuz yeri dildir.

Duyguların çıkış membaı ise kalptir.

Duygular elbette kalpten doğar ama dil ile ete kemiğe bürünür.

Peki, öyle ise: Aynı dili konuştuğumuz halde neden anlaşamıyoruz?

Büyük Âlim ve Gönül ehli olan Mevlana'nın şu sözünden ne anlıyorsunuz?

" Aynı Dili Konuşanlar Değil, Aynı Duyguları Paylaşanlar Anlaşabilirler"

Diller, kültürler, milletler farklıdır, ama duygular her zaman aynıdır.

İnsanların aynı dili konuşmaları insanları bütünleştirmez.

İnsanların anlaşabilmeleri ve iletişim kurmaları için aynı duygu ve düşünceyi paylaşmaları gerekmektedir.

Kısacası aynı duygular insanları bütünleştirir.

Ülkemizde çoğumuz aynı dili kullanıyoruz.

Ve herkes anlaşabiliyor mu? Hayır.

Günümüzde en çok kullanılan kavramlardan birisi iletişim sözcüğüdür.

Öyle ki, içinde bulunduğumuz çağ, “İletişim Çağı” olarak ifade ediliyor:

Gerçekten de, günümüzde insan ilişkilerini anlatan kavramın adı iletişimdir.

İletişim; kişiler arasında duygu, düşünce ve bilgi alışverişini sağlayan bir etkileşimdir. Sevinç, hüzün, acı tüm insanlar için ortak duygulardır.

Bunlar insanoğlu yaratıldı yaratılalı tüm insanlarda ortak olan evrensel duygulardır.

Kıssanın hissesi;

Adamın biri arabasıyla gidiyormuş. Yokuştan aşağıya inerken, karşısından gelen, hatta acemi olduğu direksiyonda oturuşundan belli ve yolun ortasından süren başka araçla karşılaşmış. Kornaya uzun uzun bir kaç kere basmış. Bu arada camı açarak başını dışarıya uzatıp bağırmaya başlamış. Gözlerini kocaman yapmış. Elini ağzının yanına getirerek,

-İnek, inek !!

Onun bu hareketini gören acemi şoförün kalp atışları artmış. Hatta belki tansiyonu bile fırlamıştır. O da pencere camını açarak, başını daha da fazla uzatarak, öfkeyle bağırmış.

-Öküzüz,öküzüz !!!

Karşılıklı korna çalarak geçmişler. Hatta birbirlerini dikiz aynasından seyrediyorlarmış. Hani birisi frene bassa diğeri de anında duracak, kafa göz girişecekler, yani...

Yokuş çıkan arabanın sürücüsü tepeyi aşmış. Bir anda gözünü aynadan yola çevirdiğinde görmüş ki, yolun ortasında bir tane inek duruyor. Ağzı oynuyor, geviş getiriyor, kara gözleri boş boş ona bakıyor. İnekle göz göze gelmiş.

Al sana İNEK! 10 saniye önce algıladığın inek neydi, karşındaki inek ne?

Ama arabanın durabilmesi mümkün değil. Kaza kaçınılmaz oluyor tabii. İneğin telef olmasıyla ve aracın ağır hasarıyla sonuçlanıyor.

Birinci adam camı açıp, sadece İNEK İNEK, diyeceğine, bir kelime fazla kullanıp, YOLDA İNEK VAR, deseydi.

Karşıdan gelen ikinci adam da, kendi zihnindeki kirlerden etkilenmeden, kendisine durduk yerde neden kötü kelime kullanıldığını tartarak, üzerine almadan, öfkelenmeden, değerlendirebilseydi. İki saniye düşünseydi. Keşke.

Ama ne yaptı, o da algıladığı frekansta cevap verdi, ÖKÜZ, diye haykırdı.

İletişim için en lazım olanlar, işte bu iki şey.

(Ahh iletişim, ahh!!!)

Umarım hayat boyu sizlerin karşısına sizinle aynı duyguları paylaşan kişiler çıkar.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-2652272791524659">