Bekir Yılmaz’ın Yeni Köşe Yazısı: Hınaza!

Bazıları sizi sevmez… Ama nedense sizi sizden daha yakından takip eder. Bir insanın kim olduğunu anlamak için bazen fazla uzağa gitmeye gerek yoktur.

Abone Ol

Biraz başarılı olun, biraz sevilin, güzel bir iş yapın; çevrenizdeki insanların gerçek yüzünü görmeye başlarsınız.

Kimi sizinle birlikte sevinir, başarınızı kendi başarısı gibi görür. Kimi ise yüzünüze gülümserken, için için “ama” demeye başlar.

İşte gizlice kıskanan, sessizce takip eden, her güzel şeyin ardından içinden bir “ama” geçirenlere bizim buralarda “hınaza” derler.

Hınazalık öyle açık açık yapılmaz.

Kimse gelip de: “Seni kıskanıyorum.” demez.

Yüzünüze güler, sizi tebrik eder gibi görünür.

“Güzel olmuş ama…”

“İyi yapmış ama…”

“Başarılı olmuş ama…”

İşte o “ama” var ya…

Hınazanın meşhur “ama”sı

Bazen insanın söylemeye dahi cesaret edemediği her şeyi anlatır.

Siz bir işe başlarsınız:

“Bakalım ne kadar sürecek?”

İşinizi güzel bir şekilde yaparsınız:

“Birileri destek olmuştur.”

Başarılı olursunuz:

“Şansı yaver gitmiş.”

Takdir edilirsiniz:

“Abartıyorlar.”

Bir kitap yazarsınız:

“Artık herkes kitap yazıyor.”

Çocuğunuz başarılı olur:

“Zaten zamanıydı.”

Yeni bir araba alırsınız:

“O araba da pek tutulmuyor.”

Bir ev alırsınız:

“O ev çok eski, kullanışsız.”

Hınaza için asıl mesele, başkasının başarısı değil; o başarıya bir kulp takabilmektir.

Başarı büyükse, mazeret de büyük olmalıdır!

“Şansı tuttu.”

“Tanıdığı vardı.”

“Birileri yardım etti.”

“Abartıyorlar.”

Bir de sosyal medyanın sessiz hınazaları vardır!

Beğenmez, yorum yapmaz; ama maşallah her şeyi bilir!

Eskiden kıskançlığı anlamak için insanın yüzüne bakardık.

Şimdi sosyal medya var.

İşler daha kolaylaştı.

Bir paylaşım yaparsınız.

Arkadaşlarınız görür, beğenir.

Sevenleriniz güzel dileklerini yazar.

Birileri de sessizce geçer.

Beğenmez.

Yorum yapmaz.

Tebrik etmez.

Ama nedense her şeyi bilir.

Kim beğenmiş?

Kim yorum yapmış?

Kaç kişi görmüş?

Kaç kişi paylaşmış?

Nereye gitmişsiniz?

Kimlerle görüşmüşsünüz?

Ne yazmışsınız?

Hatta bazen sizin unuttuğunuz ayrıntıyı bile hatırlar.

Sorarsınız:

“Sen bunu nereden biliyorsun?”

Cevap hazır:

“Öylesine gördüm.”

Öylesine gördü ama maşallah gözünden hiçbir şey kaçmamış!

Bazılarının parmağı “beğen” tuşuna gitmez ama “merak” tuşuna sonuna kadar basar.

Paylaşımınızı beğenmez ama kaç kişinin beğendiğini bilir.

Yorum yapmaz ama yorumları tek tek okur.

Tebrik etmez ama kimlerin tebrik ettiğini takip eder.

İnsan ister istemez düşünüyor:

“Madem bu kadar ilgileniyorsun, bir beğeni de senden olsun!”

Ama yok…

Beğenmek kolaydır da bazılarına başkasının sevincine ortak olmak biraz ağır gelir.

İşte bizim oralarda böylelerine bazen şöyle deriz:

Sizi gidi hınazalar!

“Beğenmezsiniz, yorum yapmazsınız ama her şeyimizi bilirsiniz.”

Hınazalığın temelinde çoğu zaman tek bir soru vardır:

“Neden o?”

Neden onu çağırdılar?

Neden onu övdüler?

Neden onun işi büyüdü?

Neden onun çocuğu başarılı oldu?

Neden insanlar onu seviyor?

Neden onun yazısı okundu?

Neden o öne çıktı?

Bu soruların hepsi dönüp dolaşıp aynı yere gelir:

“Neden o?”

Oysa insanın kendisine sorması gereken soru şu olmalıdır:

“Ben neden başaramadım?”

Fakat bu soru biraz zahmetlidir.

Çalışmak gerekir.

Emek vermek gerekir.

Sabretmek gerekir.

İnsanın dönüp kendisine bakması gerekir.

Başkasıyla uğraşmak ise çok daha kolaydır.

Birinin evi güzel diye sizin eviniz küçülmez.

Birinin arabası yeni diye sizin arabanız değersizleşmez.

Birinin çocuğu başarılı diye sizin çocuğunuz başarısız olmaz.

Birinin kitabı çok okunuyor diye sizin yazınız değersizleşmez.

Bir insan çok seviliyor diye sizin değeriniz azalmaz.

Başkasının ışığı, sizin ışığınızı söndürmez.

Gerçek dost bunu bilir.

Siz yükselince sevinir.

Başarınızı görünce gurur duyar.

Mutluluğunuzu paylaşır.

Olgun insan, başkasının başarısını görünce:

“Helal olsun.” der.

Başkasının mutluluğuna:

“Allah daim etsin.” der.

Başkasının yükselişine:

“Daha iyisini yapsın.” der.

Hınaza, kendi defterini kapatır; başkasının hesabını tutmaya başlar.

Kim ne aldı?

Kim nereye gitti?

Kim daha çok sevildi?

Kim daha fazla beğeni aldı?

Bu merakın sonu yoktur.

Belki de hınazalığın en acı tarafı budur.

Haset başka, hınazalık başka!

Elbette insan zaman zaman bir başkasında gördüğü güzel bir şeyi kendisi de isteyebilir.

Bu, insanın tabiatında vardır.

“Bende de olsun.” demek başka,

“Onda olmasın.” demek başkadır.

İşte aradaki fark tam da budur.

Birincisi gıpta etmektir; ikincisi ise başkasının elindekinin yok olmasını istemektir.

Hınazalık da çoğu zaman burada başlar.

Başkasının başarısını küçümsemek sizi başarılı yapmaz.

Başkasının mutluluğunu kıskanmak sizi mutlu etmez.

Başkasının ışığını söndürmeye çalışmak sizin yolunuzu aydınlatmaz.

Son söz;

Hayat zaten yeterince kısa.

Herkesin nasibi, zamanı ve yolu farklıdır.

Kimi çok çalışarak yükselir, kimi yılların emeğiyle bir yere gelir.

Biz kendi yolumuzda yürümeye, yazmaya ve güzel işler yapmaya devam edeceğiz.

Belki de yazının özeti ve en güzel cevap şudur:

Biz yazmaya, paylaşmaya devam, siz de sessizce bakmaya…

Ama… Bizi izlemeye devam edin.