Ne Zaman Adam Oluruz?

“Aptallara göre insanlar ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar.” Albert Einstein

Abone Ol

2026 yılının bu ilk yazısında. Tüm okuyucularımın yeni yılını sağlık, mutluluk ve esenlik dileklerimle kutluyorum. 2026'da tüm güzellikler sizlerle olsun. Her yeni yıl hepimizin hayatında bir dönüm noktasıdır ve kendimizi yenilemek için bir fırsattır. Âcizane düşüncem. Kim ne yaparsa yapsın, herkes kendisine yakışanı yapar. Sözlerimiz ve davranışlarımız, iç dünyamızın aynasıdır.
Şems-i Tebrizi’yi konuşup nasihat etmesi için bir sohbet meclise davet ederler.
Kapıdan içeri girip; hemen eşiğin yanında boş bulduğu bir yere oturur.
Sohbet meclisinde bulunanlar: “Efendim, lütfen şöyle buyurunuz” diyerek, ısrarla başköşeye almak isterler. Şems-i Tebrizi : “Eğer, adam adamsa, eşiği de başköşe yapar. Eğer adam adam değilse, başköşeyi de eşik yapar” der.
Adam olmak hiç kimsenin tekelinde değildir. Toplum tarafından genel kabul görmüş bir ahlaka, kültüre, tavra, adaba sahip olmakla adam oluruz. Bu konu köşe yazılarına sıkıştırılamayacak kadar ciddi ve önemli bir konudur!
Ne zaman adam oluruz sorusuna örnek mi istiyorsunuz?
-Empati yapmayı öğrendiğimiz zaman.
-Herkes için adalet'i savunduğumuz zaman.
-Hak etmeyen kişileri alkışlamadığımız zaman.
-Bizden olmayana da saygı duyduğumuz zaman.
-Günü kurtarmak için yalan söylemediğimiz zaman.
-Onca nimet varken, kul hakkı yemediğimiz zaman.
-Hatalarımızı fark edip onlardan ders aldığımız zaman.
-Bağırarak sorun çözmek zorunda kalmadığımız zaman.
-Birbirimize karşı hoşgörülü ve saygılı olduğumuz zaman.
-Sağlık ve eğitim sisteminde para konuşmadığımız zaman.
-Fikir yürütmeden önce, bilgi edinmeyi öğrendiğimiz zaman.
-Kendimizi diğer canlılardan üstün görmemeyi öğrendiğimiz zaman.
-Yasaları değiştirmek yerine, insanları eğitmeye başladığımız zaman.
-Birbirimizin kuyusunu kazmadığımız ve ikiyüzlü olmadığımız zaman.
-Basit ve ucuz kişileri makamından dolayı büyük görmediğimiz zaman.
-Ramazan ayı'nda oruç tutmayana ''kâfir'' gözüyle bakmadığımız zaman.
-Karşıdakini dinlemeyi, ne demek istediğini anlamaya çalıştığımız zaman.
-Gittiğimiz mekânlarda garsonlara uşağımız gibi davranmadığımız zaman.
-Gazetelerde kadın cinayetlerini ve intihar haberlerini okumadığımız zaman.
-Kelimelere anlamlarının dışında anlamlar yükleyerek konuşmadığımız zaman.
-Güçlünün haklı olduğunu değil, haklının güçlü olduğunu içselleştirdiğimiz zaman.
-Çekirdek kabuklarını, sigara izmaritini, peçeteyi sokağa, çevreye atmadığımız zaman.
-Başkalarının hatalarını eleştirmeyi bırakıp kendi hatalarımızı görüp düzelttiğimiz zaman.
-Başkalarının hatalarını eleştirmeyi bırakıp kendi hatalarımızı görüp düzelttiğimiz zaman.
-Ya olduğumuz gibi göründüğümüz zaman, yâda göründüğümüz gibi olduğumuz zaman.
-Bulan buluyor şekerim veya bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demediğimiz zaman.
-Hangi ideolojiye sahip olursak olalım karşıt görüşlü birisinin de doğru şeyler söyleyebileceğini, bizim de yanlışlarımızın olabileceğini kabullendiğimiz zaman.
-Yenildiğinde yakınımız ölmüşçesine üzüldüğümüz şekilde takım tutmadığımız, takım tutar gibi parti tutmadığımız zaman.
-Karşıdan gelen ve selam veren adam zengin mi fakir mi / tanıdık mı tanımadık mı diye içimizden geçirmeden selamını aldığımız zaman.
-Trafik kurallarına uymayarak başkalarına haksızlık yapmanın, kul hakkı olduğunu öğrendiğimiz zaman.
-Edebin, ahlakın, namusun sadece kadına ait veya sadece kadınla ilintili olmadığını anladığımız zaman.
-Düşünmeye, okumaya, araştırmaya başladığımız ve başkalarının söylediklerine körü körüne inanmadan kendi düşüncemizi oluşturabildiğimiz zaman.
Balkonda mangal yapmaktan tutunda, camdan aşağı örtü silkelemeye, çöp poşeti, izmarit atmaya. Misafir geldiğinde çocukları oturma odasında güreştirmeye, otopark girişine park yaparak girişi ve çıkışı engellemeye, ortak kullanım alanlarında sebze, meyve kurutmaya tarhana yapmaya, ufacık gürültü olduğunda kavga çıkarmayla, gücü yettiğine kafa tutmayla son bulan zorlu bir imtihandır adam olmak.
Ne zaman adam oluruz?
Toplum tarafından kabul görmeyen, yaptığımız yanlış ve hatalardan dolayı günde en az bir kere aynaya bakıp vicdanımız sızlıyorsa, yüzümüz kızarıyorsa adam olmuş sayılırız.
Yüzümüz kızarmıyorsa, vicdanımız sızlamıyorsa; ”Eşek sudan gelse bile.” Adam olmuş sayılmayız. Kalın sağlıcakla.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-2652272791524659">