<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kahramanmaraş Haberleri, Son Dakika ve Canlı Yayın | Aksu TV Haber</title>
    <link>https://www.aksutvhaber.net</link>
    <description>Kahramanmaraş son dakika haberleri, deprem, siyaset, ekonomi, spor, asayiş, ilçe haberleri, Aksu TV canlı yayın ve programlarını anlık takip edin. Kahramanmaraş'ın en güncel haber platformu.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.aksutvhaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 17:02:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Korkunç İtiraf: Tarihin En Hızlı Yayılan Ebola Salgını Aylarca Gizlenmiş!]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/dsoden-korkunc-itiraf-tarihin-en-hizli-yayilan-ebola-salgini-aylarca-gizlenmis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/dsoden-korkunc-itiraf-tarihin-en-hizli-yayilan-ebola-salgini-aylarca-gizlenmis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni kasıp kavuran Ebola salgını hakkında şoke eden bir gerçeği açıkladı. Resmi bildirimden aylar önce başlayan ve ölüm oranlarıyla rekor kıran salgında can kayıpları inanılmaz bir hızla artarken, uluslararası yardımlardaki kesintiler krizi derinleştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DKC) kontrol altına alınmaya çalışılan Ebola salgını, tarihin en ölümcül ve en hızlı yayılan ikinci krizi olarak kayıtlara geçti. Ülkede virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı şimdiden 2 bini aşarken, DSÖ'den gelen son açıklamalar durumun vahametini gözler önüne serdi.</p>

<h3><strong>Salgın Aylar Önce Başlamış: Resmi Açıklama Gecikti</strong></h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, salgının aslında resmi açıklamadan çok önce, şubat ayında sessiz sedasız başladığını duyurdu. Ancak virüsün varlığı ancak 15 Mayıs'ta resmi olarak bildirilebildi. Bu gecikme, müdahale çalışmalarının zamanında başlatılmasını engelledi ve virüsün kontrolden çıkmasına zemin hazırladı.</p>

<p>Mevcut verilere göre toplam 4 bin 381 kesinleşmiş vaka tespit edilirken, ölüm oranı <strong>yüzde 45,9</strong> gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Bu oran, 2014-2016 yıllarındaki dev Batı Afrika salgınındaki yüzde 39,6'lık ölüm oranını geride bırakarak mevcut krizi tarihin en hızlı büyüyen Ebola felaketi haline getirdi.</p>

<h3><strong>Virüs Ekiplerin Önünde Gidiyor: Hızına Yetişilemiyor</strong></h3>

<p>Salgının hızı, sahadaki sağlık ekiplerini çaresiz bırakıyor. Yetkililerin paylaştığı verilere göre;</p>

<ul>
 <li>
 <p>İlk 1,000 ölüm <strong>9 haftada</strong> gerçekleşirken,</p>
 </li>
 <li>
 <p>İkinci 1,000 ölüm yalnızca <strong>3 haftada</strong> kaydedildi.</p>
 </li>
</ul>

<p>İlk vakaların sıtma, tifo veya daha yaygın Ebola türleriyle karıştırılması erken teşhisi engelledi. Ancak yapılan genetik dizileme analizleri, salgının kökeninin tahmin edilenden çok daha geriye gittiğini kanıtladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, hastaların tedavi merkezleri yerine büyük oranda toplum içinde hayatını kaybetmesi (can kayıplarının üçte ikisinden fazlası evlerde veya dışarıda gerçekleşti) bulaş riskini tırmandırıyor. Enfeksiyon korkusu ve yanlış bilgiler, halkın sağlık merkezlerine başvuru yapmasını engelliyor. UNICEF DKC Temsilcisi John Agbor, daha önce ayda 500 hastaya bakan sağlık tesislerinde hasta sayısının neredeyse sıfıra indiğini belirtti.</p>

<h3><strong>Tedavisi Olmayan Nadir Tür ve Uluslararası Yardımlarda Kesinti Krizi</strong></h3>

<p>Bu kez salgına yol açan etkenin <strong>Bundibugyo</strong> adı verilen nadir bir virüs türü olduğu, ancak bu türe karşı onaylanmış özel bir aşı veya standart tedavi yönteminin bulunmadığı açıklandı. Uzmanlar MBP134 ve Remdesivir gibi ilaçlar için klinik deneyleri sürdürürken, sahadaki engeller mücadeleyi baltalıyor.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının maaş grevleri, silahlı çatışmalar, kitlesel göçler ve asılsız iddialar krizin gölgesini artırırken, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'nın (USAID) Temmuz 2025'te kapatılmasıyla bölgedeki birçok hayat kurtaran sağlık projesi sonlandırıldı. Yardımlardaki bu ani kesinti, salgınla mücadeleyi adeta dondurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/dsoden-korkunc-itiraf-tarihin-en-hizli-yayilan-ebola-salgini-aylarca-gizlenmis</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/08/uganda-ebola-dead-reu-1922100-1.jpg" type="image/jpeg" length="85843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrar rengindeki koyulaşma susuzluk belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdrar rengimiz alarm veriyorsa, koyuysa, açık sarı değilse demek ki su içmemiz, su miktarını artırmamız gerekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ozan Efesoy, açık sarı olması gereken idrarın renginin koyulaşmasının vücudun susuz kaldığının habercisi olabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Efesoy, AA muhabirine, yaz aylarında polikliniklere 'koyu renk idrar' şikayetiyle yapılan başvuruların arttığını söyledi.</p>

<p>Şikayetlerin genelde sıcak havada az miktarda su tüketilmesinden kaynaklandığını dile getiren Efesoy, 'Özellikle sıcak havalarda nefes ve terlemeyle çok fazla sıvı kaybettiğimiz için kış aylarına kıyasla daha fazla su içmemiz gerekiyor. Sıvı alımımız az olduğu zaman bu şekilde idrarda koyulaşma görebiliyoruz.' dedi.</p>

<p>Efesoy, tüketilen gıdalar ve kullanılan ilaçların da idrar rengini etkileyebildiğini belirtti.</p>

<p>Suyu az içmenin, böbrek yetmezliği ve böbrek taşı riskini artırdığına dikkati çeken Efesoy, 'Herkes susadığını hissedemeyebiliyor, erteleyebiliyor. Özellikle çocuk ve yaşlı hastalarda daha sık karşılaşılan bir şey. 'Benim canım hiç su istemiyor' diyen hastalarımız da var. Mutlaka su içmemiz gerekiyor. İdrar rengimiz alarm veriyorsa, koyuysa, açık sarı değilse demek ki su içmemiz, su miktarını artırmamız gerekiyor. Bu bir insanda ortalama 3 litre diye geçer.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>- İdrarda kanama aralıklı görülse de hastaneye başvurulmalı</p>

<p>Özellikle yaz aylarında idrar renginin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Efesoy, şöyle konuştu:</p>

<p>'İdrar rengimiz normalde 'saman sarısı' veya 'açık sarı' dediğimiz şeffaf bir renk olmalı. Kırmızı, kanlı idrar bizim için en önemli alarm bulgusu. Bunun dışında idrarda başka renk değişiklikleri olabilir. Böbrek dışında özellikle karaciğer, pankreas hastalıklarına bağlı idrarda koyu renkte bir sarı olabilir. Enfeksiyonlara bağlı yeşil veya hastalıklara bağlı nadir görülen mavi ve mor renk idrar da bizim için alarm semptomlarıdır. Koyulaşma dışında hemen hepsinde hızlı şekilde hastaneye müracaat etmemiz gerekir. Koyulaşmada idrarımızda bol su alarak, sıvı dengemizi sağlayarak açılırsa problem yok ama bazı hastalarda 'hematüri' dediğimiz idrarda kanama aralıklı olabiliyor. Örneğin bugün idrarımızda kanama olabiliyor. 5-10 gün, 15 gün olmuyor ama 10-15 gün sonra tekrarlayabiliyor. Bu tarz aralıklı idrarda kanama da aslında bizim için çok önemli bir bulgu, önemli hastalıkların işareti olabilir. İdrarımızda renk değişikliği oldu, su içtik, düzeldi. Sorun yok ama idrarımızda özellikle kırmızı renk ara ara oluyorsa, es geçebileceğimiz, önemsemeyeceğimiz bir bulgu değil. Mutlaka hastaneye başvurmalıyız.'</p>

<p>Efesoy, yaşlılar, çocuklar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının böbreklerini korumasının önemli olduğunu, bu gruptaki kişilere su içmelerinin hatırlatılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>- Gazlı içecekler suyun yerini tutmuyor</p>

<p>Gazlı içecek tüketiminin, vücudun su ihtiyacını artırdığını ifade eden Prof. Dr. Ozan Efesoy, 'Suyun yerini tutacak hiçbir şey yok. Belki ayranı ayırabiliriz. Ayran dışında hiçbir içecek suyun yerini tutmaz. Aksine siz gazlı bir içecek içtiğinizde, özellikle enerji içecekleri, hatta çay içtiğinizde 'solüt yükü' dediğimiz şey oluşuyor. Özellikle gazlı içeceklerde daha fazla asitle maruz kalıyorsunuz. Bunları atacak daha fazla da su ihtiyacınız oluyor. Tam tersine bunları içtiğiniz zaman su ihtiyacınızı karşılamak bir yana daha fazla da su içmeniz gerektiren bir ortam oluşturuyorsunuz. Kesinlikle bu içeceklerin hiçbiri suyun yerini tutmuyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Efesoy, tek seferde 1-2 litre su içilmesi yerine tüketimin zamana yayılarak yapılmasının daha sağlıklı olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/08/idrar-rengindeki-koyulasma-susuzluk-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="81880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Murat Ekmez Yorumladı: Erkeklerde Kısırlık Belirtileri ve İnfertilite Nedenleri]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/dr-murat-ekmez-yorumladi-erkeklerde-kisirlik-belirtileri-ve-infertilite-nedenleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/dr-murat-ekmez-yorumladi-erkeklerde-kisirlik-belirtileri-ve-infertilite-nedenleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erkeklerde kısırlık her zaman belirti vermez; nedenlerin anlaşılması için belirtiler, sperm değerleri ve sağlık geçmişi birlikte değerlendirilmelidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmayı planlayan bir çift için gebeliğin beklenen sürede gerçekleşmemesi kaygı yaratabilir. Böyle bir durumda sorunun yalnızca kadın kaynaklı olabileceğini düşünmek ise doğru değildir. Üreme süreci, kadın ve erkek faktörlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren oldukça hassas bir bütündür.</p>

<p>Erkeklerde kısırlık bazen belirgin şikâyetlerle kendini gösterse de çoğu zaman sessiz ilerler. Kişinin cinsel yaşamında herhangi bir problem bulunmaması, sperm üretiminin ve sperm kalitesinin mutlaka normal olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle belirtileri tanımak önemli olsa da kesin sonuca yalnızca belirtilerden hareketle ulaşmak mümkün değildir.</p>

<h2>Erkek İnfertilitesi Nedir?</h2>

<p>İnfertilite, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay veya daha uzun süre içinde gebelik elde edilememesi olarak tanımlanır. Kadın partnerin yaşı, çiftin sağlık geçmişi veya bilinen bir üreme sağlığı sorunu varsa değerlendirme daha erken dönemde başlatılabilir.</p>

<p>Erkek faktörüne bağlı <a href="https://drmuratekmez.com.tr/erkek-infertilitesi-nedenleri-tani-tedavi/" rel="dofollow">infertilite</a>; sperm üretiminin yetersiz olması, sperm hücrelerinin sağlıklı hareket edememesi, yapısal problemler, hormonal bozukluklar veya spermin dışarı taşınmasını engelleyen durumlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Burada sık yapılan bir hata var: İnfertilite ile cinsel performans aynı şey değildir. Sertleşme ve boşalma problemi yaşamayan, genel olarak kendisini sağlıklı hisseden bir erkekte de sperm sayısı, hareketliliği veya yapısıyla ilgili sorunlar bulunabilir. Açıkçası, bu ayrımın doğru anlaşılması gereksiz suçluluk ve kaygının önüne geçebilir.</p>

<h2>Erkeklerde Kısırlık Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Erkeklerde kısırlığın en sık fark edilen işareti, düzenli ilişkiye rağmen gebelik oluşmamasıdır. Bunun dışında cinsel işlev, testis yapısı, hormon dengesi veya meniyle ilgili bazı değişiklikler de değerlendirme ihtiyacına işaret edebilir.</p>

<p>Ancak aşağıdaki belirtilerden herhangi birinin görülmesi, kişinin kesin olarak kısır olduğu anlamına gelmez. Aynı belirtiler farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir.</p>

<h3>Düzenli İlişkiye Rağmen Gebelik Elde Edilememesi</h3>

<p>Bir çiftin 12 ay boyunca korunmasız ve düzenli ilişkiye rağmen gebelik elde edememesi, infertilite değerlendirmesinin temel nedenlerinden biridir. Kadın partnerin 35 yaş veya üzerinde olması ya da çiftlerden birinde bilinen bir üreme problemi bulunması durumunda daha erken başvuru önerilebilir.</p>

<p>Gebeliğin gerçekleşmemesi, sorunun mutlaka erkekten kaynaklandığını göstermez. Erkek faktörü, kadın faktörü ve her iki tarafı etkileyen durumlar birlikte bulunabilir. Bu yüzden değerlendirme sürecinin çift olarak yürütülmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p>

<h3>Cinsel İstekte Belirgin Azalma</h3>

<p>Cinsel istekte uzun süren ve açıklanamayan azalma, hormon düzeyleriyle ilişkili olabilir. Özellikle testosteron üretimini veya hormonların kontrol mekanizmasını etkileyen sorunlar hem cinsel isteği hem de sperm üretimini etkileyebilir.</p>

<p>Yine de libido kişiden kişiye değişir. Stres, uyku problemi, depresif ruh hali, kullanılan ilaçlar ve ilişki sorunları da cinsel isteği azaltabilir. Bu nedenle tek başına libido kaybından kısırlık sonucu çıkarılmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Sertleşme veya Boşalma Sorunları</h3>

<p>Sertleşmenin sağlanamaması, sürdürülememesi ya da boşalmanın gerçekleşmemesi doğal yolla gebelik ihtimalini etkileyebilir. Bazı erkeklerde meni dışarı çıkmak yerine mesaneye doğru ilerleyebilir. Geriye boşalma olarak bilinen bu durum, spermin kadın üreme sistemine ulaşmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Erken boşalma ise tek başına kısırlık anlamına gelmez. İlişkinin vajina içinde boşalmaya imkân tanıyıp tanımadığı ve eşlik eden başka bir sağlık sorunu bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<h3>Testislerde Ağrı, Şişlik veya Boyut Değişikliği</h3>

<p>Testislerde geçmeyen ağrı, şişlik, belirgin küçülme veya iki testis arasında sonradan oluşan farklar göz ardı edilmemelidir. Bu bulgular enfeksiyon, travma, hormonal problem veya yapısal bir durumla ilişkili olabilir.</p>

<p>Özellikle testis çevresindeki toplardamarların genişlemesiyle ortaya çıkan varikosel, bazı erkeklerde sperm değerlerini etkileyebilir. Fakat her varikosel vakası infertiliteye yol açmaz ve her hastanın ameliyat edilmesi gerekmez. Tedavi kararı muayene bulguları, semen analizi ve çiftin genel durumu dikkate alınarak verilir.</p>

<h3>Menide Fark Edilen Değişiklikler</h3>

<p>Meni miktarının belirgin biçimde azalması, boşalma sırasında ağrı veya menide kan görülmesi değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Bununla birlikte meninin rengi, yoğunluğu ya da kıvamı sperm kalitesini gözle değerlendirmek için yeterli değildir.</p>

<p>Bir başka ifadeyle, meni normal görünüyor diye sperm değerlerinin normal olduğu söylenemez. Aynı şekilde geçici bir kıvam değişikliği de doğrudan kısırlık anlamına gelmez.</p>

<h3>Hormonal Değişiklikleri Düşündüren Bulgular</h3>

<p>Vücut kıllarında azalma, kas kütlesinde belirgin kayıp, meme dokusunda büyüme ve testis hacminde küçülme bazı hormonal problemlere eşlik edebilir. Sperm üretimi hormonlarla yakından ilişkili olduğundan bu tür değişiklikler gerektiğinde hormon testleriyle araştırılabilir.</p>

<p>Testosteron, FSH ve LH gibi hormonların değerlendirilmesi her erkeğe otomatik olarak yapılmaz. Hangi testlerin gerekli olduğuna sağlık öyküsü, fizik muayene ve semen analizi sonuçları doğrultusunda karar verilir.</p>

<h2>Belirti Olmaması Kısırlık Olmadığını Gösterir mi?</h2>

<p>Hayır. Erkek infertilitesi herhangi bir ağrı, cinsel işlev problemi veya dışarıdan fark edilen fiziksel değişiklik olmadan ortaya çıkabilir. Aslında pek çok erkek, sperm değerleriyle ilgili bir sorun bulunduğunu ancak gebelik geciktiğinde öğrenir.</p>

<p>Kişinin sağlıklı görünmesi, düzenli cinsel yaşamının bulunması veya meni görünümünün olağan olması; sperm sayısı, hareketliliği ve morfolojisi hakkında kesin bilgi vermez. Bize göre konunun en kritik noktalarından biri de budur: Belirti bulunmaması, değerlendirmeye gerek olmadığı anlamına gelmez.</p>

<h2>Erkek İnfertilitesinin Başlıca Nedenleri</h2>

<p>Erkeklerde kısırlık tek bir nedene bağlı gelişmeyebilir. Sperm üretimini etkileyen biyolojik sorunlar ile yaşam tarzına bağlı riskler aynı kişide bir arada bulunabilir. Bazı vakalarda ise ayrıntılı incelemelere rağmen kesin neden belirlenemeyebilir.</p>

<h3>Sperm Sayısı ve Kalitesiyle İlgili Sorunlar</h3>

<p>Semen içinde sperm hücresinin hiç bulunmamasına azoospermi, sperm sayısının beklenenden düşük olmasına ise oligospermi adı verilir. Sperm sayısı yeterli olsa bile hücrelerin hareketliliğinin düşük olması veya normal yapıdaki sperm oranının azalması gebelik ihtimalini etkileyebilir.</p>

<p>Bir semen analizi sonucu, tek bir değere bakılarak “doğurgan” ya da “kısır” şeklinde yorumlanmamalıdır. Sperm konsantrasyonu, toplam sayı, hareketlilik, morfoloji, semen hacmi ve diğer laboratuvar bulguları birlikte ele alınır.</p>

<h3>Varikosel ve Sperm Kanallarındaki Problemler</h3>

<p>Varikosel, testis çevresindeki damarların genişlemesidir. Bazı erkeklerde testis çevresindeki sıcaklık dengesini ve sperm üretimini etkileyebilir. Özellikle elle muayenede tespit edilen varikosel ile anormal sperm değerleri birlikteyse tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.</p>

<p>Spermi taşıyan kanallarda doğuştan veya sonradan gelişen tıkanıklıklar da meniye sperm ulaşmasını engelleyebilir. Geçirilmiş enfeksiyonlar, ameliyatlar ve bazı yapısal anomaliler bu durumun nedenleri arasında yer alabilir.</p>

<h3>Hormonal Bozukluklar</h3>

<p>Sperm üretimi, beyin ile testisler arasında işleyen hormonal bir sistem tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH hormonları ile testislerde üretilen testosteron bu sürecin önemli parçalarıdır.</p>

<p>Hormon seviyelerindeki bozukluklar sperm üretiminin azalmasına neden olabilir. Ancak hormon tedavisinin herkese uygun olduğu düşünülmemelidir. Özellikle dışarıdan bilinçsizce testosteron kullanılması, sperm üretimini artırmak yerine ciddi şekilde baskılayabilir.</p>

<h3>Genetik Nedenler</h3>

<p>Bazı kromozomal değişiklikler veya gen bölgelerindeki bozukluklar sperm üretimini etkileyebilir. Özellikle menide hiç sperm bulunmaması ya da sperm sayısının çok düşük olması durumunda, klinik değerlendirmeye göre genetik incelemeler gündeme gelebilir.</p>

<p>Genetik testler her infertilite başvurusunda rutin olarak istenmez. Testin gerekli olup olmadığı semen analizi, hormon sonuçları, testis hacmi ve aile öyküsü gibi bulgulara göre belirlenir.</p>

<h3>Enfeksiyonlar ve Geçirilmiş Hastalıklar</h3>

<p>Üreme yollarını etkileyen bazı enfeksiyonlar sperm üretimini, sperm hareketini veya kanalların açıklığını olumsuz etkileyebilir. Çocukluk ya da ergenlik döneminde geçirilen ve testisleri etkileyen kabakulak enfeksiyonu da bazı vakalarda doğurganlık üzerinde kalıcı etki bırakabilir.</p>

<p>Yüksek ateşli hastalıklar sperm değerlerinde geçici düşüşe yol açabilir. Sperm üretim döngüsü zaman aldığı için hastalıktan hemen sonra yapılan testlerle birkaç ay sonraki sonuçlar arasında farklılık görülebilir.</p>

<h3>Yaşam Tarzı ve Çevresel Etkenler</h3>

<p>Sigara, yoğun alkol tüketimi, obezite, anabolik steroid kullanımı ve bazı çevresel kimyasallara maruz kalma erkek üreme sağlığı açısından dikkate alınan faktörlerdir. Bununla birlikte bu etkenlerin kişiden kişiye aynı sonucu doğurduğunu söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Sağlıklı kiloya yaklaşmak, sigarayı bırakmak, düzenli uyumak ve aşırı ısı maruziyetini azaltmak genel sağlık açısından yararlı olabilir. Ancak yaşam tarzı düzenlemeleri, tespit edilmiş tıbbi bir nedenin tedavisinin yerine geçirilmemelidir. Güncel kılavuzlar, birçok yaşam tarzı faktörüne ilişkin kanıtların sınırlılıklarının da hastayla paylaşılması gerektiğini vurgular.</p>

<h2>Belirtiler ve Olası Nedenler Birlikte Nasıl Değerlendirilir?</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Belirti veya bulgu</th>
   <th>İlişkili olabilecek durumlar</th>
   <th>Nasıl yaklaşılmalı?</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Gebelik elde edilememesi</td>
   <td>Erkek, kadın, ortak veya açıklanamayan faktörler</td>
   <td>Her iki partner birlikte değerlendirilmelidir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Cinsel istekte azalma</td>
   <td>Hormonal sorunlar, stres, ilaçlar veya genel sağlık problemleri</td>
   <td>Tek başına kısırlık göstergesi kabul edilmemelidir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Sertleşme ya da boşalma sorunu</td>
   <td>Cinsel işlev veya spermin taşınmasıyla ilgili problemler</td>
   <td>Üreme sağlığı değerlendirmesinde mutlaka belirtilmelidir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Testiste ağrı veya şişlik</td>
   <td>Varikosel, enfeksiyon, travma veya yapısal sorunlar</td>
   <td>Geçmeyen şikâyetlerde muayene geciktirilmemelidir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Testis boyutunda küçülme</td>
   <td>Hormonal, genetik veya testis fonksiyonuyla ilgili nedenler</td>
   <td>Fizik muayene ve gerekli testlerle araştırılmalıdır.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Menide belirgin değişiklik</td>
   <td>Enfeksiyon, boşalma problemi veya kanal bozukluğu</td>
   <td>Sperm kalitesi yalnızca görünüşe göre yorumlanmamalıdır.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2>Erkeklerde Kısırlık Nasıl Anlaşılır?</h2>

<p>Erkek infertilitesinin değerlendirilmesi sağlık öyküsüyle başlar. Çocuk sahibi olmayı deneme süresi, geçirilmiş ameliyatlar, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar, çalışma koşulları, sigara ve alkol kullanımı ile cinsel işlev hakkında bilgi alınır.</p>

<p>Fizik muayenede testislerin yapısı, hacmi, sperm kanalları ve varikosel bulguları incelenebilir. İlk değerlendirmede semen analizi temel testlerden biridir. Bir veya daha fazla sperm parametresinde anormallik bulunması hâlinde, ayrıntılı öykü ve fizik muayeneyle birlikte gerekli ek testlerin planlanması önerilir.</p>

<h3>Semen Analizi Neleri Gösterir?</h3>

<p>Semen analizi yalnızca sperm sayısını ölçmez. Semen hacmi, sperm konsantrasyonu, toplam sperm sayısı, hareketlilik, morfoloji ve canlılık gibi farklı parametreler incelenir.</p>

<p>Sperm değerleri örnekten örneğe değişebildiği için doktor gerekli görürse testin tekrar edilmesini isteyebilir. Sonucun laboratuvarın kullandığı yöntem, örnek verme koşulları ve kişinin yakın dönemde geçirdiği hastalıklarla birlikte yorumlanması gerekir. Birden fazla analizin farklı zamanlarda değerlendirilmesi, semen durumunun daha doğru anlaşılmasına yardımcı olabilir.</p>

<h3>Hormon, Ultrason ve Genetik Testler</h3>

<p>Hormon testleri, özellikle sperm sayısının ciddi derecede düşük olması, cinsel istekte azalma veya testis yapısında değişiklik bulunması hâlinde gündeme gelebilir. Ultrason ise her hastaya rutin olarak uygulanmak yerine muayenede şüpheli bir durum saptandığında istenebilir.</p>

<p>Genetik testler de belirli klinik koşullarda kullanılır. Burada amaç, gereksiz yere çok sayıda test yaptırmak değil; öykü, muayene ve semen analizi doğrultusunda gerçekten ihtiyaç duyulan incelemeleri seçmektir. Erkek infertilitesi ve çiftlerin değerlendirme süreci hakkında bilgilendirici çalışmaları bulunan <a href="https://drmuratekmez.com.tr/" rel="dofollow">Dr. Murat Ekmez</a>, tanı ve tedavi planının çiftin tüm bulguları birlikte ele alınarak oluşturulması gerektiğini aktarmaktadır.</p>

<h2>Ne Zaman Uzman Değerlendirmesine Başvurulmalı?</h2>

<p>Düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa değerlendirmeyi sürekli ertelemek doğru değildir. Özellikle aşağıdaki durumlarda daha erken görüş alınması faydalı olabilir:</p>

<ul>
 <li>Testislerde ağrı, şişlik veya belirgin küçülme bulunması</li>
 <li>İnmemiş testis veya testis ameliyatı öyküsü olması</li>
 <li>Varikosel şüphesi bulunması</li>
 <li>Sertleşme ya da boşalma sorunu yaşanması</li>
 <li>Kemoterapi veya radyoterapi alınmış olması</li>
 <li>Tekrarlayan üreme sistemi enfeksiyonları geçirilmesi</li>
 <li>Bilinen hormonal veya genetik hastalık bulunması</li>
 <li>Daha önce yapılan semen analizinde anormal sonuç görülmesi</li>
</ul>

<p>Bu durumların varlığı kesin olarak infertilite bulunduğunu göstermez. Yine de altta yatan nedenin erken anlaşılması, kullanılabilecek seçeneklerin daha sağlıklı değerlendirilmesine yardımcı olabilir.</p>

<h2>Erkek İnfertilitesinde Tedavi Nasıl Planlanır?</h2>

<p>Tedavi, sorunun nedenine ve çiftin genel durumuna göre belirlenir. Enfeksiyon, hormonal bozukluk, varikosel, sperm kanallarında tıkanıklık veya boşalma problemi gibi farklı nedenler aynı tedaviyle yönetilemez.</p>

<p>Uygun hastalarda ilaç tedavileri, hormonal yaklaşımlar veya cerrahi yöntemler değerlendirilebilir. Sperm değerleri doğal gebelik için yeterli değilse aşılama, tüp bebek veya mikroenjeksiyon gibi yardımcı üreme yöntemlerinden yararlanılabilir. Bazı azoospermi vakalarında sperm hücreleri cerrahi yöntemlerle testis dokusundan elde edilmeye çalışılabilir.</p>

<p>Hangi yöntemin uygun olduğuna yalnızca erkeğin sperm sonucu üzerinden karar verilmez. Kadın partnerin yaşı, yumurtalık rezervi, infertilite süresi, önceki tedaviler ve çiftin gebelik öyküsü de planlamayı doğrudan etkiler. Güncel kılavuzlar bu nedenle kadın ve erkek değerlendirmesinin paralel yürütülmesini önerir.</p>

<h2>Sonuç: Belirti Aramak Kadar Doğru Değerlendirme de Önemli</h2>

<p>Erkeklerde kısırlık belirtileri her zaman açık değildir. Testis ağrısı, cinsel işlev sorunları veya hormonal değişiklikler uyarıcı olabilir; fakat bazı erkeklerde gebeliğin gecikmesi dışında hiçbir işaret görülmeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle kişinin kendisini yalnızca belirtilere bakarak doğurgan ya da kısır kabul etmesi doğru olmaz. Sağlık öyküsü, fizik muayene ve semen analizi birlikte değerlendirildiğinde daha anlamlı bir tablo ortaya çıkar. Altta yatan neden belirlendikten sonra ise tedavi çifte ve kişiye özel biçimde planlanabilir.</p>

<p>Erkek infertilitesinin nedenleri, belirtileri, tanı süreci ve tedavi seçenekleri hakkında daha kapsamlı bilgi için <a href="https://drmuratekmez.com.tr/erkek-infertilitesi-nedenleri-tani-tedavi/" rel="dofollow">https://drmuratekmez.com.tr/erkek-infertilitesi-nedenleri-tani-tedavi/</a> adresindeki rehber incelenebilir.</p>

<h2>Erkek İnfertilitesi Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>

<h3>Erkeklerde kısırlığın en önemli belirtisi nedir?</h3>

<p>En yaygın işaret, düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edilememesidir. Bunun yanında testislerde değişiklik, cinsel istekte azalma, sertleşme veya boşalma sorunları görülebilir. Ancak birçok erkekte belirgin bir şikâyet bulunmaz.</p>

<h3>Erkeklerde kısırlık belirti vermeden ortaya çıkabilir mi?</h3>

<p>Evet. Sperm sayısı, hareketliliği veya yapısı bozulmuş olsa bile kişi kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir. Cinsel performansın normal olması da sperm değerlerinin normal olduğunu garanti etmez.</p>

<h3>Kısırlık belirtileri erkeklerde kaç yaşında başlar?</h3>

<p>Erkek infertilitesi için belirtilerin başladığı tek bir yaş yoktur. Doğuştan gelen nedenler genç yaşlarda etkili olabilirken enfeksiyon, hastalık, ilaç kullanımı ve yaşla ilişkili değişiklikler daha sonraki dönemlerde ortaya çıkabilir.</p>

<h3>Sperm görünümünden kısırlık anlaşılır mı?</h3>

<p>Hayır. Meninin rengi, miktarı veya kıvamı sperm sayısını ve kalitesini kesin olarak göstermez. Bu parametrelerin değerlendirilebilmesi için uygun koşullarda semen analizi yapılması gerekir.</p>

<h3>Düşük sperm sayısı çocuk sahibi olmaya tamamen engel midir?</h3>

<p>Her zaman değil. Gebelik ihtimali sperm sayısının yanı sıra hareketlilik, morfoloji, kadın partnerin yaşı ve üreme sağlığı gibi birçok faktöre bağlıdır. Bazı çiftler doğal yolla gebelik elde edebilirken bazıları yardımcı üreme yöntemlerine ihtiyaç duyabilir.</p>

<h3>Varikosel olan her erkek kısır mıdır?</h3>

<p>Hayır. Varikosel toplumda sık görülebilir ve her vakada sperm değerlerini bozmaz. Tedavi gereksinimi; varikoselin muayene bulguları, semen analizi, ağrı durumu ve çiftin gebelik planına göre değerlendirilir.</p>

<h3>Erken boşalma erkek kısırlığına neden olur mu?</h3>

<p>Erken boşalma tek başına kısırlık nedeni değildir. Ancak boşalmanın vajina dışında gerçekleşmesi gebelik ihtimalini etkileyebilir. Sürekli yaşanan boşalma sorunlarında hem cinsel sağlık hem de üreme sağlığı açısından değerlendirme yapılabilir.</p>

<h3>Erkeklerde kısırlık için ilk hangi test yapılır?</h3>

<p>İlk değerlendirmede genellikle ayrıntılı sağlık öyküsü, fizik muayene ve semen analizi yer alır. Hormon, ultrason veya genetik testler ise ilk bulgulara göre gerekli görülürse istenir.</p>

<h3>Tek semen analiziyle kısırlık tanısı konur mu?</h3>

<p>Tek bir sonuç çoğu zaman tek başına yeterli değildir. Sperm değerleri hastalık, stres, örnek verme koşulları ve zaman gibi faktörlerden etkilenebilir. Doktor gerekli görürse test farklı bir tarihte tekrar edilebilir.</p>

<h3>Sigara bırakıldığında sperm kalitesi düzelir mi?</h3>

<p>Sigaranın bırakılması genel sağlık ve üreme sağlığı açısından olumlu bir adımdır. Ancak sperm değerlerindeki değişimin miktarı kişiye ve eşlik eden diğer sorunlara bağlıdır. Sigaranın bırakılması, mevcut tıbbi tedavinin alternatifi olarak görülmemelidir.</p>

<h3>Testosteron kullanmak sperm sayısını artırır mı?</h3>

<p>Hayır. Doktor kontrolü dışında dışarıdan alınan testosteron, vücudun sperm üretimini sağlayan hormonal sinyallerini baskılayabilir ve sperm sayısını ciddi biçimde azaltabilir. Çocuk sahibi olmayı planlayan kişilerin hormon ürünlerini uzman görüşü olmadan kullanmaması gerekir.</p>

<h3>Erkek infertilitesi tamamen tedavi edilebilir mi?</h3>

<p>Tedavi başarısı altta yatan nedene bağlıdır. Enfeksiyon, hormonal bozukluk veya bazı yapısal sorunlar tedavi edilebilirken bazı durumlarda doğal gebelik sağlanamayabilir. Böyle vakalarda aşılama, tüp bebek, mikroenjeksiyon veya cerrahi sperm elde etme yöntemleri değerlendirilebilir.</p>

<h3>İnfertilite değerlendirmesine yalnızca erkek mi gitmelidir?</h3>

<p>Hayır. Gebeliğin oluşması kadın ve erkek üreme sağlığının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Zaman kaybını azaltmak ve en uygun tedavi planını oluşturmak için iki partnerin değerlendirmesinin eş zamanlı ilerlemesi tercih edilir.</p>

<h3>Bu belirtiler kısırlık tanısı koymak için yeterli midir?</h3>

<p>Hayır. Belirtiler yalnızca bir sağlık sorununun araştırılması gerektiğini gösterebilir. Kesin değerlendirme kişisel sağlık öyküsü, muayene ve uygun testlerle yapılır. Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kişiye özel tanı ve tedavi yerine geçmez.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/dr-murat-ekmez-yorumladi-erkeklerde-kisirlik-belirtileri-ve-infertilite-nedenleri</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 04:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/08/7-infertilite-kisirlik-belirtileri-erkek-aksutvhabernet.jpg" type="image/jpeg" length="69694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan KKKA Vakalarına Karşı Biyolojik Mücadele Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/bakanliktan-kkka-vakalarina-karsi-biyolojik-mucadele-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/bakanliktan-kkka-vakalarina-karsi-biyolojik-mucadele-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de kene kaynaklı ölümler gündemdeki yerini korurken, Tarım ve Orman Bakanlığı biyolojik mücadele çalışmalarını hızlandırdı. Bir yandan KKKA şüphesiyle tedavi gören 72 yaşındaki bir vatandaş yaşamını yitirirken, diğer yandan kene ve kahverengi kokarca popülasyonunu azaltmak amacıyla yüzlerce sülün doğal yaşam alanlarına salındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de kene vakaları ölümcül sonuçlar doğurmaya devam ederken, ekosistemi korumak ve kene popülasyonunu dizginlemek amacıyla doğaya sülün salımı gibi biyolojik mücadele yöntemleri devreye sokuluyor.</p>

<p>Tokat'ın Almus ilçesine bağlı Gökköy'de yaşayan 72 yaşındaki Şehriban Öztürk, yaklaşık bir hafta önce vücuduna kene tutunması sonucu rahatsızlandı. Sırasıyla Almus Devlet Hastanesi, Tokat'taki hastane ve son olarak Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Öztürk, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle Anestezi Yoğun Bakım Servisi'nde tedavi altına alındı. Öztürk, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Cenazesinin memleketi Gökköy'de toprağa verileceği öğrenildi.</p>

<p>Yaşanan bu acı kayıpların önüne geçmek ve zararlılarla biyolojik olarak mücadele etmek amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) İstanbul Bölge Müdürlüğü önemli bir adım attı. Polonezköy Sülün Üretim İstasyonu'nda kuluçka sürecinden geçirilip özel bakımlarla büyütülen ve uçma kabiliyeti kazandırılan yüzlerce sülün, Büyükada'da doğaya salındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biyolojik Dengeye Destek: Doğal beslenme alışkanlıkları sayesinde sülünlerin; hem kene hem de tarım alanlarına büyük zarar veren kahverengi kokarca popülasyonunu dengeleyerek ekosisteme ve halk sağlığına katkı sağlaması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/bakanliktan-kkka-vakalarina-karsi-biyolojik-mucadele-hamlesi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/kene-isirmasi.jpg" type="image/jpeg" length="16857"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüz İçin Güneş Koruyucu Önerileri]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/yuz-icin-gunes-koruyucu-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/yuz-icin-gunes-koruyucu-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cilt tipinize uygun güneş kremi seçmenin yollarını, beyaz iz ve hassasiyet gibi gerçek ihtiyaçlar üzerinden sade biçimde anlatıyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güneş kremi seçmek ilk bakışta basit görünebilir. SPF değeri yüksek olsun, yüzde güzel dursun, bir de mümkünse beyaz iz bırakmasın… Aslında çoğumuzun beklentisi bu kadar net. Fakat iş günlük kullanıma geldiğinde, her güneş koruyucu her ciltte aynı hissi vermiyor.</p>

<p>Bize göre iyi bir yüz güneş kremi, yalnızca koruma faktörüyle değil; dokusuyla, ciltte bıraktığı hisle, makyaj altındaki duruşuyla ve hassas ciltlere uyumuyla değerlendirilmelidir. Çünkü en iyi ürün, düzenli kullanabildiğiniz üründür. Yani rafta duran değil, her sabah elinizin gittiği güneş kremi.</p>

<h2>Güneş Kremi Neden Günlük Cilt Bakımının Vazgeçilmezidir?</h2>

<p>Güneş kremi çoğu zaman yaz tatiliyle, plajla ya da çok sıcak havalarla ilişkilendirilir. Oysa cildimiz yıl boyunca UV ışınlarına maruz kalır. Bulutlu bir günde, cam kenarında otururken ya da şehir içinde kısa yürüyüşler yaparken bile güneş koruması önemini korur.</p>

<p>UVA ve UVB ışınları ciltte leke görünümü, matlık, hassasiyet ve erken yaşlanma belirtileriyle ilişkilendirilebilir. Elbette güneş kremi tek başına mucize değildir; fakat düzenli cilt bakım rutininin en kritik adımlarından biridir. Özellikle yüz bölgesi daha görünür ve hassas olduğu için, yüz güneş kremi seçimi biraz daha özen ister.</p>

<h2>Yüz Güneş Kremi Seçerken Hangi Kriterlere Bakılmalı?</h2>

<p>Yüz için güneş koruyucu alırken yalnızca SPF değerine bakmak yeterli olmayabilir. Günlük hayatınızda o ürünü gerçekten kullanabilecek misiniz? Cildinizde ağırlık yapacak mı? Gün içinde parlama, yapışkanlık veya beyaz tabaka hissi bırakacak mı? Açıkçası seçimin büyük kısmını bu sorular belirler.</p>

<p>İyi bir güneş kremi önerisi, kişinin cilt tipini ve kullanım alışkanlığını dikkate almalıdır. Çünkü yağlı ciltle kuru cildin, hassas ciltle karma cildin beklentisi aynı değildir.</p>

<h3>Cilt Tipine Uygun Güneş Koruyucu Seçimi</h3>

<p>Yağlı ciltlerde hafif dokulu, hızlı emilen ve ciltte fazla parlama hissi oluşturmayan güneş koruyucular daha konforlu olabilir. Kuru ciltlerde ise nemlendirici etkili güneş kremi seçenekleri daha yumuşak bir kullanım sunar.</p>

<p>Karma ciltlerde genellikle denge önemlidir. T bölgesinde parlama yapmayan ama yanaklarda kuruluk hissi oluşturmayan formüller tercih edilebilir. Hassas ciltlerde ise daha nazik, cilt bariyerine saygılı ve yoğun parfüm hissi vermeyen ürünlere yönelmek daha doğru olur.</p>

<h3>Hafif Yapı ve Kolay Emilim Neden Önemlidir?</h3>

<p>Güneş kremi ne kadar etkili olursa olsun, ciltte ağır bir his bırakıyorsa düzenli kullanımı zorlaşır. Sabah aceleyle hazırlanırken uzun süre emilmesini beklemek, özellikle şehir hayatında pek pratik değil.</p>

<p>Hafif dokulu güneş kremi seçenekleri bu yüzden günlük kullanımda daha çok tercih edilir. Ciltle daha kolay bütünleşen, katmanlı his bırakmayan ve gün içinde rahatsız etmeyen yapılar, güneş koruma alışkanlığını sürdürülebilir hale getirir.</p>

<h3>Beyaz İz Bırakmayan Güneş Kremi Kullanım Konforunu Nasıl Artırır?</h3>

<p>Beyaz iz bırakmayan güneş kremi arayışı oldukça gerçek bir ihtiyaç. Çünkü yüzde gri veya beyaz bir tabaka kalması, ürün ne kadar iyi olursa olsun kullanım isteğini azaltabilir. Özellikle koyu tenlerde ya da makyajsız kullanımda bu durum daha belirgin hale gelir.</p>

<p>Kolay yayılan, ciltle bütünleşen ve beyaz tabaka bırakmayan güneş koruyucu ürünler günlük kullanımda daha doğal bir görünüm sağlar. Bizce burada önemli olan yalnızca estetik değil; kişinin ürünü her gün kullanmaya devam edebilmesidir.</p>

<h2>Hassas Ciltler İçin Güneş Kremi Nasıl Olmalı?</h2>

<p>Hassas ciltler için güneş kremi seçerken ilk beklenti genellikle konfordur. Ciltte yanma, batma, gerginlik veya kızarıklık hissi oluşturmayan ürünler daha güvenli bir kullanım deneyimi sunar. Tabii her cilt farklıdır; bu nedenle yeni bir ürünü kullanırken cildin verdiği tepkiyi gözlemlemek gerekir.</p>

<p>Hassas ciltlerde yoğun kokulu, çok ağır veya cildi yorabilecek yapıdaki ürünler her zaman iyi tolere edilmeyebilir. Daha sade, nazik ve günlük kullanıma uygun formüller bu noktada öne çıkar. Cilt bariyeri zaten hassaslaşmaya meyilliyse, güneş koruyucu seçimi daha da önemli hale gelir.</p>

<h2>En İyi Güneş Kremi Her Cilt İçin Aynı mıdır?</h2>

<p>“En iyi güneş kremi hangisi?” sorusunun tek bir cevabı yok. Bir kişinin severek kullandığı ürün, başka bir ciltte parlama yapabilir ya da yeterince nemli hissettirmeyebilir. Bu yüzden en iyi güneş kremi, cildinizin ihtiyacına ve günlük rutininize uyum sağlayandır.</p>

<p>Örneğin makyaj yapan biri için ürünün fondöten altında topaklanmaması önemlidir. Dışarıda çok vakit geçiren biri için yenileme kolaylığı öne çıkar. Hassas ciltli biri içinse nazik formül ve rahat kullanım hissi daha belirleyici olabilir.</p>

<p>Cilt tipinize uygun, hafif dokulu ve günlük kullanıma elverişli seçenekleri değerlendirirken <u><a href="https://www.purito.com.tr/collections/gunes-koruyucu" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">en iyi güneş koruyucu</span></a></u> alternatiflerini incelemek seçim sürecinizi kolaylaştırabilir.</p>

<p><img alt="Güneş Koruyucu Krem (2)" class="detail-photo img-fluid" height="1804" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/gunes-koruyucu-krem-2.webp" width="1804" /></p>

<h2>Günlük Kullanım İçin Güneş Kremi Önerisi Arayanlara Ne Tavsiye Edilir?</h2>

<p>Günlük güneş kremi seçerken kendinize şu soruları sormanız iyi olur: Sabah hızlıca uygulayabilir miyim? Cildimde ağırlık yapıyor mu? Gün içinde rahatsız edici bir parlama bırakıyor mu? Beyaz iz sorunu yaşıyor muyum?</p>

<p>Gördüğümüz kadarıyla kullanıcıların güneş kreminden vazgeçmesinin en yaygın nedeni koruma ihtiyacını önemsememeleri değil, ürünün ciltte konforsuz hissettirmesi. Bu yüzden güneş kremi önerisi yapılırken sadece içerik değil, kullanım deneyimi de hesaba katılmalıdır.</p>

<ul>
 <li>Günlük kullanım için hafif dokulu ürünler tercih edilebilir.</li>
 <li>Yüz bölgesi için özel olarak geliştirilen güneş koruyucular daha konforlu olabilir.</li>
 <li>Beyaz iz bırakmayan formüller, makyajsız kullanımda daha doğal durur.</li>
 <li>Hassas ciltlerde nazik ve cilt bariyerine uyumlu seçenekler öne çıkar.</li>
 <li>Güneş kremi yalnızca yazın değil, yıl boyunca düzenli kullanılmalıdır.</li>
</ul>

<h2>Purito Güneş Koruyucu Seçenekleri Kimler İçin Uygundur?</h2>

<p>Purito, Kore cilt bakım yaklaşımını sade ve işlevsel bir çizgide sunan markalardan biri olarak bilinir. Özellikle günlük rutinde cildi yormayan, daha hafif ve konforlu ürünler arayan kullanıcılar için güneş koruyucu kategorisi dikkat çekicidir.</p>

<p>Yüzde ağırlık hissinden hoşlanmayanlar, hassas ciltlere uygun güneş kremi arayanlar, makyaj altına daha kolay uyum sağlayabilecek ürünleri tercih edenler ve beyaz iz bırakmayan güneş kremi seçeneklerini araştıranlar için bu kategori değerlendirilebilir.</p>

<p>Kore cilt bakım yaklaşımını benimseyen ürünleri keşfetmek isteyen kullanıcılar, <u><a href="https://www.purito.com.tr/" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9">Purito Türkiye</span></a> </u>üzerinden farklı cilt bakım kategorilerini de inceleyebilir.</p>

<h2>Güneş Koruyucu Kullanırken Yapılan Yaygın Hatalar</h2>

<p>Güneş kremi kullanmak kadar, doğru kullanmak da önemlidir. Birçok kişi ürünü çok az miktarda uyguluyor ya da yalnızca güneşli havalarda kullanıyor. Bu da beklenen koruma deneyimini zayıflatabiliyor.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Yaygın Hata</th>
   <th>Daha Doğru Yaklaşım</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Güneş kremini sadece yazın kullanmak</td>
   <td>Yıl boyunca günlük rutine dahil etmek</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Yüze çok az ürün uygulamak</td>
   <td>Yeterli miktarda ve eşit şekilde sürmek</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Cilt tipini dikkate almadan ürün seçmek</td>
   <td>Yağlı, kuru, karma veya hassas cilde göre seçim yapmak</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Beyaz iz bırakan ürünü kullanmaya zorlanmak</td>
   <td>Ciltle daha iyi bütünleşen formülleri değerlendirmek</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Sabah sürüp tüm gün hiç yenilememek</td>
   <td>Güneşe maruz kalma durumuna göre gün içinde tazelemek</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2>Sonuç: Cildinize Uygun Güneş Koruyucuyu Seçerek Günlük Rutininizi Güçlendirin</h2>

<p>Güneş kremi seçimi, yalnızca SPF değeriyle karar verilecek bir konu değil. Cilt tipi, ürün dokusu, beyaz iz bırakıp bırakmaması, hassasiyet durumu ve günlük kullanım konforu bir arada düşünülmelidir.</p>

<p>Bizce iyi bir güneş koruyucu, cildinizi koruma rutininize yük olmadan dahil olabilen üründür. Sabah bakımınızın son adımında kolayca uygulayabildiğiniz, cildinizde rahat hissettiren ve düzenli kullanmayı zorlaştırmayan bir güneş kremi, uzun vadede çok daha değerli hale gelir.</p>

<p>Cildinize uygun güneş koruyucuyu seçerken ihtiyaçlarınızı netleştirin: Hafiflik mi istiyorsunuz, hassas cilde uygunluk mu, beyaz iz bırakmayan bir görünüm mü? Doğru soruları sorduğunuzda, sizin için uygun ürünü bulmak çok daha kolay olur.</p>

<h2>Sık Sorulan Sorular</h2>

<h3>Güneş kremi her gün kullanılmalı mı?</h3>

<p>Evet, güneş kremi yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca günlük cilt bakım rutininin bir parçası olarak kullanılmalıdır. Bulutlu havalarda bile UV ışınlarına maruz kalmak mümkündür.</p>

<h3>Yüz için ayrı güneş kremi kullanmak gerekir mi?</h3>

<p>Yüz bölgesi daha hassas olduğu için, yüz kullanımına uygun güneş koruyucular tercih etmek daha konforlu olabilir. Bu ürünler genellikle daha hafif dokuya ve daha kolay emilen yapıya sahiptir.</p>

<h3>En iyi güneş kremi nasıl seçilir?</h3>

<p>En iyi güneş kremi, cilt tipinize, günlük rutininize ve kullanım beklentinize uygun olandır. Yağlı ciltler daha hafif yapıları, kuru ciltler ise nemlendirici etkili ürünleri tercih edebilir.</p>

<h3>Beyaz iz bırakmayan güneş kremi ne demektir?</h3>

<p>Beyaz iz bırakmayan güneş kremi, uygulandıktan sonra ciltte belirgin beyaz veya gri bir tabaka oluşturmayan üründür. Özellikle günlük kullanımda ve makyajsız görünümde daha doğal bir sonuç sağlar.</p>

<h3>Hassas ciltler için güneş kremi seçerken nelere dikkat edilmeli?</h3>

<p>Hassas ciltlerde hafif, nazik ve cildi rahatsız etmeyen formüller tercih edilmelidir. Ürünün ciltte yanma, batma veya gerginlik hissi oluşturup oluşturmadığı gözlemlenmelidir.</p>

<h3>Güneş kremi makyaj altına uygulanır mı?</h3>

<p>Evet, güneş kremi makyajdan önce uygulanabilir. Bunun için kolay emilen, ciltte tabaka hissi bırakmayan ve topaklanma yapmayan yüz güneş kremi seçenekleri daha rahat kullanım sunar.</p>

<h3>SPF değeri ne anlama gelir?</h3>

<p>SPF, güneş koruma faktörünü ifade eder ve ürünün UVB ışınlarına karşı sağladığı koruma seviyesini gösterir. Ancak seçim yaparken sadece SPF’ye değil, ürünün ciltle uyumuna da bakmak gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yağlı ciltler hangi güneş kremini tercih etmeli?</h3>

<p>Yağlı ciltler genellikle hafif dokulu, hızlı emilen ve ciltte fazla parlama hissi bırakmayan güneş koruyucuları daha konforlu bulur. Ağır yapılı ürünler gün içinde rahatsız edici olabilir.</p>

<h3>Kuru ciltler için güneş kremi nasıl olmalı?</h3>

<p>Kuru ciltlerde nemlendirici etkili güneş kremi seçenekleri daha rahat bir kullanım sağlayabilir. Ciltte gerginlik hissini azaltan, yumuşak bitişli ürünler tercih edilebilir.</p>

<h3>Güneş kremi ne zaman uygulanmalı?</h3>

<p>Güneş kremi genellikle sabah cilt bakım rutininin son adımı olarak uygulanır. Dışarıda uzun süre kalınacaksa, gün içinde ihtiyaç durumuna göre yenilenmesi önerilir.</p>

<h3>Güneş koruyucu kışın da kullanılır mı?</h3>

<p>Evet, güneş koruyucu kış aylarında da kullanılmalıdır. Hava soğuk olsa bile cilt UV ışınlarına maruz kalabilir. Bu nedenle günlük koruma alışkanlığını mevsime göre bırakmamak daha doğru olur.</p>

<h3>Güneş kremi cilt bakım rutininde hangi aşamada sürülür?</h3>

<p>Güneş kremi genellikle temizleme, serum ve nemlendirici adımlarından sonra uygulanır. Sabah rutininin son bakım adımı olarak düşünülebilir; ardından makyaj yapılacaksa makyaja geçilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/yuz-icin-gunes-koruyucu-onerileri</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/gunes-koruyucu-krem-1.webp" type="image/jpeg" length="26430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta Dijital Devrim! Bakanlık Duyurdu: e-Rapor Dönemi Başladı]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/saglikta-dijital-devrim-bakanlik-duyurdu-e-rapor-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/saglikta-dijital-devrim-bakanlik-duyurdu-e-rapor-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hastanelerdeki bürokrasiyi azaltacak ve kağıt israfının önüne geçecek dev bir dijital dönüşüm hamlesine imza attı. Yeni hayata geçirilen "e-Rapor" sistemi sayesinde, vatandaşların sağlık kuruluşlarından aldıkları istirahat raporları artık elektronik ortamda düzenlenecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, dijital dönüşüm vizyonu kapsamında hastaların ve sağlık çalışanlarının işlemlerini kolaylaştıracak hayati bir uygulamayı daha devreye aldı. Bakanlıktan yapılan resmi açıklamaya göre, daha önce sistemde dijital karşılığı bulunmayan istirahat raporlarının tamamı artık <strong>"e-Rapor"</strong> sistemi üzerinden elektronik ortamda düzenlenmeye başlandı.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte hastanelerden alınan istirahat raporları için basılı çıktı alma zorunluluğu ortadan kalkarken, işlemler çok daha hızlı ve pratik bir şekilde yürütülecek.</p>

<h2><strong>Kimler Yararlanabilecek? Raporlar e-Devlet’te!</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen tüm sağlık hizmet sunucularında (hastaneler, aile sağlığı merkezleri vb.) görev yapan hekimler tarafından düzenlenebilecek olan e-Rapor sisteminden şu kesimler faydalanabilecek:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Öğrenciler</p>
 </li>
 <li>
 <p>18 yaşını doldurmamış kişiler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Memurlar ve kamu görevlileri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Esnaf ve serbest meslek sahipleri</p>
 </li>
</ul>

<p>Vatandaşlar, hekimler tarafından dijital ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınan istirahat raporlarına diledikleri an <strong>e-Devlet</strong> kapısı üzerinden kolayca erişebilecek. Ayrıca kurumlar, sunulan raporların doğruluğunu <strong>"e-Rapor Doğrulama Servisi"</strong> üzerinden anlık olarak teyit edebilecek.</p>

<h2><strong>Kritik SGK İstisnasına Dikkat!</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı, yeni sistemin kapsamıyla ilgili vatandaşların ve işverenlerin karıştırmaması gereken çok önemli bir detayın da altını çizdi. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Sağlık Bakanlığının hayata geçirdiği e-Rapor sistemi ile SGK tarafından düzenlenen istirahat raporları kapsam olarak farklıdır. 5510 sayılı Kanun kapsamında geçici iş göremezlik ödeneği alma hakkına sahip 4/A sigortalı işçiler ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, yine SGK sistemi üzerinden düzenlenmeye devam edecektir."</p>
</blockquote>

<p>Bu istisna dışındaki tüm vatandaşlar için hastanelerde kağıt rapor kuyrukları ve çıktı alma derdi son bulurken, sistemin sağlık turizmine ve hastane yoğunluklarının azalmasına da büyük katkı sunması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/saglikta-dijital-devrim-bakanlik-duyurdu-e-rapor-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/images-83.jpg" type="image/jpeg" length="87067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dış Kulak Yolu Enfeksiyonlarına Karşı Uzmanından Uyarı!]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/dis-kulak-yolu-enfeksiyonlarina-karsi-uzmanindan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/dis-kulak-yolu-enfeksiyonlarina-karsi-uzmanindan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maraş Life Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Levent Öztürk, yaz mevsiminde deniz ve havuz kullanımına bağlı olarak dış kulak yolu enfeksiyonlarında artış yaşandığını belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında deniz ve havuz sezonunun başlamasıyla birlikte dış kulak yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Maraş Life Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Levent Öztürk, özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde bu enfeksiyonların daha sık görüldüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dış kulak yolu enfeksiyonlarının şiddetli kulak ağrısı, kulakta akıntı ve işitme kaybına varan şikâyetlerle kendini gösterdiğini belirten Öztürk, daha önce benzer rahatsızlık yaşayan kişilerin tatile çıkmadan önce mutlaka bir kulak burun boğaz uzmanına muayene olmalarını tavsiye etti.</p>

<p>Deniz veya havuzdan çıktıktan sonra kulakların sert cisimlerle ya da kulak çubuklarıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Öztürk, kulak içine giren suyun temiz bir pamuk parçasıyla nazikçe alınmasının yeterli olacağını ifade etti. Ayrıca kulakta ağrı, akıntı veya işitme kaybı gibi şikâyetlerin başlaması halinde vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/dis-kulak-yolu-enfeksiyonlarina-karsi-uzmanindan-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/kulak-agrisi-neden-olur-tedavi-yontemleri-m.webp" type="image/jpeg" length="24588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan Gençler İçin Dev Adım! 12-18 Yaş Arasına Özel "Sigara Bırakma Poliklinikleri" Açıldı]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/saglik-bakanligindan-gencler-icin-dev-adim-12-18-yas-arasina-ozel-sigara-birakma-poliklinikleri-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/saglik-bakanligindan-gencler-icin-dev-adim-12-18-yas-arasina-ozel-sigara-birakma-poliklinikleri-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, tütün ve yeni nesil nikotin ürünlerinin pençesindeki gençleri korumak için tarihi bir projeyi hayata geçirdi. Erken yaşta bağımlılık tuzağına düşen 12-18 yaş grubuna özel "Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri" hizmet vermeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik dönemi; merak duygusu, arkadaş çevresi, sosyal medya platformlarındaki gizli tütün özendirmeleri ve elektronik sigara gibi yeni nesil nikotin ürünlerine kolay erişim nedeniyle bağımlılık riskinin en yüksek olduğu evre olarak dikkat çekiyor. Erken yaşta nikotine maruz kalmak genç beyinlerde dikkat, öğrenme, hafıza ve dürtü kontrolünü kalıcı olarak bozarken, ilerleyen yaşlarda diğer bağımlılık yapıcı maddelere geçiş riskini de artırıyor.</p>

<p>Bu tehlikeli gidişata "dur" demek isteyen Sağlık Bakanlığı, tüm bağımlılıkla mücadele politikalarının temelini oluşturacak "Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri"ni resmen devreye soktu.</p>

<h2><strong>Gençlerin Dünyasına Uygun "Çoklu Disiplin" Yaklaşımı</strong></h2>

<p>18 yaş altı bireylerin biyolojik ve psikososyal gelişim süreçleri yetişkinlerden tamamen farklılık gösteriyor. Bu sebeple Adolesan Sigara Bırakma Poliklinikleri'nde sıradan bir danışmanlığın ötesinde, gençlerin dünyasına hitap eden özel metotlar kullanılacak.</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Aile Katılımı:</strong> Tedavi süreçlerinde aileler aktif birer destek mekanizması olarak konumlandırılacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Motivasyonel Görüşmeler:</strong> Gençlerin kendi iradeleriyle bağımlılıktan uzaklaşmalarını sağlayacak özel terapi yöntemleri uygulanacak.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Uzman Desteği:</strong> İhtiyaç duyulduğu her an çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanları, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları devreye girerek koordineli bir tedavi planı yürütecek.</p>
 </li>
</ul>

<p><img alt="Sigarayi Birakmak Artik Imkansiz Degil 20181101161052" class=" detail-photo img-fluid" height="500" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/sigarayi-birakmak-artik-imkansiz-degil-20181101161052.jpg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İlk Etapta 6 İlde 7 Merkez Kapılarını Açtı</strong></h2>

<p>Haziran 2026 itibarıyla pilot olarak hasta kabulüne başlayan bu özel poliklinikler, ilk aşamada Türkiye genelinde <strong>Ağrı, Ankara, Bursa, Çanakkale, Çorum ve Kütahya</strong> olmak üzere toplam 6 ildeki 7 merkezde faaliyet yürütüyor.</p>

<p>Bakanlık, görev yapacak hekimler için özel bir rehber hazırlarken; nihai hedefin bu hizmeti kısa sürede yaygınlaştırarak 81 ilin tamamında gençlerin erişimine sunmak olduğunu bildirdi.</p>

<h2><strong>Türkiye Genelinde Poliklinik Sayısı 1600'e Ulaştı</strong></h2>

<p>Gençlere yönelik bu yeni hamlenin yanı sıra Sağlık Bakanlığı genel tütün mücadelesini de aralıksız sürdürüyor. Temmuz 2026 verilerine göre, Türkiye genelinde her yaş grubundan vatandaşa ücretsiz destek sunan sigara bırakma polikliniklerinin toplam sayısı <strong>1600'e</strong> yükselmiş durumda. Yeni açılan adolesan merkezleriyle birlikte, sağlıklı nesiller yetiştirme hedefinde çok daha güçlü bir adım atılmış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/saglik-bakanligindan-gencler-icin-dev-adim-12-18-yas-arasina-ozel-sigara-birakma-poliklinikleri-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/sigara-birakma-2330122.jpg" type="image/jpeg" length="38941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yener Tekniği' Bir Aileye Daha Umut Oldu: Ameliyattan 3 Ay Sonra Gebelik Müjdesi]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/yener-teknigi-bir-aileye-daha-umut-oldu-ameliyattan-3-ay-sonra-gebelik-mujdesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/yener-teknigi-bir-aileye-daha-umut-oldu-ameliyattan-3-ay-sonra-gebelik-mujdesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Yener Tekniği" olarak literatüre giren tüp açma ameliyatı yöntemi Kars'ta ilk kez uygulandı. Daha önce birçok merkezden olumsuz yanıt alan ve tüplerini bağlattığı için yeniden çocuk sahibi olamayacağı söylenen kadın, Kahramanmaraşlı hemşehrimiz, Operatör Doktor Serap Eylem Yener’in yapmış olduğu başarılı bir operasyonun ardından hamile kaldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kars harakani Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşehrimiz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Serap Eylem Yener tarafından uygulanan yöntem sayesinde, tüplerini bağlattıktan sonra yeniden çocuk sahibi olmak isteyen bir kadın yapılan ameliyat sonrası yeniden hamile kaldı.</p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Serap Eylem Yener, yöntemin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i>"Babam Doç. Dr. Adnan Yener'in geliştirdiği ve tıp literatürüne 'Yener Tekniği' olarak giren bu yöntemle başarı oranı yüzde 75-80'lere kadar çıkıyor. Daha önce Kahramanmaraş'ta başarıyla uygulanan bu ameliyatı şimdi Kars'ta gerçekleştirdik ve hastamızın gebelik haberini aldık. Bu bizim için de son derece sevindirici."</i></p>

<p>Hamile olduğunu öğrenen hasta ise yaşadığı mutluluğu şu sözlerle anlattı:</p>

<p><i>"Çok doktora gittim, birçok il dolaştım. Bana bu ameliyatın olmayacağını, dış gebelik riski bulunduğunu söylediler. Eylem Hocam bana güvendi, ameliyatı yaptı. Çok şükür bugün hamileyim. Bana yeniden anne olma umudunu yaşattığı için kendisine minnettarım. Benim gibi tüplerini bağlatıp yeniden çocuk sahibi olmak isteyen herkese bu yöntemi araştırmalarını tavsiye ediyorum."</i></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/yener-teknigi-bir-aileye-daha-umut-oldu-ameliyattan-3-ay-sonra-gebelik-mujdesi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/09-serap-yener.png" type="image/jpeg" length="99899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku Apnesi Tedavisinde Robotik Cerrahi Dönemi! Kesisiz Ameliyatla Hızlı İyileşme Mümkün]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/uyku-apnesi-tedavisinde-robotik-cerrahi-donemi-kesisiz-ameliyatla-hizli-iyilesme-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/uyku-apnesi-tedavisinde-robotik-cerrahi-donemi-kesisiz-ameliyatla-hizli-iyilesme-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku sırasında nefes durmalarıyla yaşam kalitesini düşüren uyku apnesinde robotik cerrahi umut oluyor. Uzmanlara göre, özellikle maske tedavisini kullanamayan hastalarda uygulanan kesisiz robotik cerrahi, daha az kanama, daha kısa iyileşme süresi ve yüksek cerrahi hassasiyet gibi önemli avantajlar sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Uyku Apnesinde Robotik Cerrahi Öne Çıkıyor</strong></h2>

<p>Orta ve ağır düzeyde pozisyonel uyku apnesi ile ağız içi ve gırtlak tümörlerinin tedavisinde kullanılan robotik cerrahi, son yıllarda kulak burun boğaz alanında dikkat çeken yöntemlerden biri haline geldi.</p>

<p>Anatolia Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Mehmet Akdağ, robotik cerrahinin özellikle dil kökü kaynaklı hava yolu tıkanıklıklarının tedavisinde önemli kolaylık sağladığını belirtti.</p>

<h2><strong>İlk Adım Detaylı Uyku Analizi</strong></h2>

<p>Uyku sırasında horlama ve nefes durması şikayetleriyle başvuran hastalar öncelikle ayrıntılı kulak burun boğaz muayenesinden geçiriliyor.</p>

<p>Muayenenin ardından üst solunum yolları endoskopik olarak incelenirken, daha önce uyku testi yaptırmamış hastalara polisomnografi uygulanıyor. Gece boyunca gerçekleştirilen bu test sayesinde nefes durmaları, oksijen seviyesi ve uyku kalitesi ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor.</p>

<p>Elde edilen sonuçlara göre hastaya en uygun tedavi yöntemi belirleniyor.</p>

<p><img alt="A A 20260715 41979031 41979028 U Y K U A P N E S I R O B O T I K C E R R A H I Y L E T E D A V I E D I L I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260715-41979031-41979028-u-y-k-u-a-p-n-e-s-i-r-o-b-o-t-i-k-c-e-r-r-a-h-i-y-l-e-t-e-d-a-v-i-e-d-i-l-i-y-o-r.jpg" width="750" /></p>

<h2><strong>Maske Tedavisini Kullanamayanlar İçin Alternatif</strong></h2>

<p>Uzmanlar, ağır uyku apnesinde ilk tercih edilen yöntemin sürekli pozitif hava yolu basıncı sağlayan maske tedavisi olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ancak bazı hastaların bu cihazı düzenli kullanamaması nedeniyle cerrahi tedavi seçenekleri gündeme geliyor.</p>

<p>Özellikle dil kökü bölgesindeki büyümeye bağlı hava yolu daralması bulunan hastalarda robotik cerrahi etkili bir alternatif olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Boyunda Kesi Olmadan Ameliyat Yapılıyor</strong></h2>

<p>Robotik cerrahide kullanılan Da Vinci sistemi sayesinde operasyon tamamen ağız içinden gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bu yöntemle boyunda herhangi bir kesi açılmadan yüksek çözünürlüklü kamera ve mikro cerrahi aletleri kullanılarak problemli bölgeye ulaşılıyor.</p>

<p>Cerrah, üç boyutlu görüntü desteği sayesinde dar alanlarda bile yüksek hassasiyetle işlem yapabiliyor.</p>

<p><img alt="A A 20260715 41979031 41979029 U Y K U A P N E S I R O B O T I K C E R R A H I Y L E T E D A V I E D I L I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260715-41979031-41979029-u-y-k-u-a-p-n-e-s-i-r-o-b-o-t-i-k-c-e-r-r-a-h-i-y-l-e-t-e-d-a-v-i-e-d-i-l-i-y-o-r.jpg" width="750" /></p>

<h2><strong>Kanama ve Ödem Daha Az Oluyor</strong></h2>

<p>Robotik cerrahinin en önemli avantajlarından biri çevre dokuların daha iyi korunması.</p>

<p>Yüksek manevra kabiliyeti sağlayan sistem sayesinde yalnızca hastalıklı doku hedef alınırken, sağlıklı dokular mümkün olduğunca korunuyor.</p>

<p>Bu durum ameliyat sonrası;</p>

<ul>
 <li>Daha az kanama,</li>
 <li>Daha az ödem,</li>
 <li>Daha düşük ağrı,</li>
 <li>Daha hızlı iyileşme</li>
</ul>

<p>gibi önemli avantajlar sağlıyor.</p>

<h2><strong>Robot Cerrahın Yerine Karar Vermiyor</strong></h2>

<p>Robotik sistemin yapay zekâ destekli bazı özelliklere sahip olmasına rağmen ameliyatı kendi başına gerçekleştirmediğini belirten uzmanlar, tüm kontrolün cerrahta olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Sistem, cerrahın el hareketlerini milimetrik hassasiyetle aktarırken olası el titremelerini filtreliyor ve istemsiz hareketleri engelleyerek güvenli bir operasyon ortamı oluşturuyor.</p>

<p><img alt="A A 20260715 41979031 41979027 U Y K U A P N E S I R O B O T I K C E R R A H I Y L E T E D A V I E D I L I Y O R" class=" detail-photo img-fluid" height="563" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260715-41979031-41979027-u-y-k-u-a-p-n-e-s-i-r-o-b-o-t-i-k-c-e-r-r-a-h-i-y-l-e-t-e-d-a-v-i-e-d-i-l-i-y-o-r.jpg" width="750" /></p>

<h2><strong>Uyku Kalitesi ve Yaşam Konforu Artabiliyor</strong></h2>

<p>Dil kökü kaynaklı hava yolu tıkanıklığının giderilmesiyle birlikte gece boyunca yaşanan nefes durmaları azalabiliyor.</p>

<p>Bunun sonucunda hastalarda;</p>

<ul>
 <li>Daha kaliteli uyku,</li>
 <li>Sabah dinç uyanma,</li>
 <li>Gün içindeki uyku halinin azalması,</li>
 <li>Konsantrasyonun artması,</li>
 <li>Oksijen seviyesinin düzelmesi</li>
</ul>

<p>gibi olumlu sonuçlar görülebiliyor.</p>

<h2><strong>Robotik Cerrahi KBB'nin Bugünü Haline Geldi</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre robotik cerrahi yalnızca geleceğin teknolojisi değil, kulak burun boğaz cerrahisinde günümüzde aktif olarak kullanılan modern tedavi yöntemlerinden biri.</p>

<p>Gelişmiş görüntüleme sistemi, yüksek hassasiyetli cerrahi imkânı ve hasta konforunu artıran özellikleri sayesinde robotik cerrahinin kullanım alanı her geçen yıl genişlemeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/uyku-apnesi-tedavisinde-robotik-cerrahi-donemi-kesisiz-ameliyatla-hizli-iyilesme-mumkun</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260715-41979031-41979030-u-y-k-u-a-p-n-e-s-i-r-o-b-o-t-i-k-c-e-r-r-a-h-i-y-l-e-t-e-d-a-v-i-e-d-i-l-i-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="80012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Adana’da Hayat Kurtaran Teknoloji: Yerli Kalp Şok Cihazları Hizmete Girdi]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/adanada-hayat-kurtaran-teknoloji-yerli-kalp-sok-cihazlari-hizmete-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/adanada-hayat-kurtaran-teknoloji-yerli-kalp-sok-cihazlari-hizmete-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da vatandaşların yoğun olarak bulunduğu dört noktaya yerleştirilen yerli üretim Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, ani kalp durmalarında sağlık ekipleri ulaşana kadar yaşamsal müdahale imkânı sağlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı ile ASELSAN iş birliğinde Türk mühendisler tarafından geliştirilen OED cihazları, Adana İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Atatürk Parkı, İnönü Parkı, Turgut Özal Bulvarı ve Kurtuluş Caddesi’nde kullanıma sunuldu.</p>

<p><img alt="A A 20260708 41918409 41918403 A N I K A L P D U R M A L A R I N A K A R S I U R E T I L E N Y E R L I C I H A Z A D A N A D A H I Z M E T E S U N U L D U" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260708-41918409-41918403-a-n-i-k-a-l-p-d-u-r-m-a-l-a-r-i-n-a-k-a-r-s-i-u-r-e-t-i-l-e-n-y-e-r-l-i-c-i-h-a-z-a-d-a-n-a-d-a-h-i-z-m-e-t-e-s-u-n-u-l-d-u.jpg" width="750" /></p>

<p>Kalp ritmini otomatik olarak analiz eden cihazlar, gerektiğinde elektroşok uygulayarak hastaya ilk müdahalenin yapılmasına olanak tanıyor. Sesli ve görsel yönlendirmeler sayesinde ilk yardım eğitimi bulunmayan vatandaşlar da cihazı güvenli şekilde kullanabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A A 20260708 41918409 41918407 A N I K A L P D U R M A L A R I N A K A R S I U R E T I L E N Y E R L I C I H A Z A D A N A D A H I Z M E T E S U N U L D U" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260708-41918409-41918407-a-n-i-k-a-l-p-d-u-r-m-a-l-a-r-i-n-a-k-a-r-s-i-u-r-e-t-i-l-e-n-y-e-r-l-i-c-i-h-a-z-a-d-a-n-a-d-a-h-i-z-m-e-t-e-s-u-n-u-l-d-u.jpg" width="750" /></p>

<p>Adana İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, ani kalp durmalarında ilk dakikaların kritik önem taşıdığını belirterek, cihazların 112 ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar geçen sürede hayat kurtarıcı rol üstleneceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="A A 20260708 41918409 41918406 A N I K A L P D U R M A L A R I N A K A R S I U R E T I L E N Y E R L I C I H A Z A D A N A D A H I Z M E T E S U N U L D U" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260708-41918409-41918406-a-n-i-k-a-l-p-d-u-r-m-a-l-a-r-i-n-a-k-a-r-s-i-u-r-e-t-i-l-e-n-y-e-r-l-i-c-i-h-a-z-a-d-a-n-a-d-a-h-i-z-m-e-t-e-s-u-n-u-l-d-u.jpg" width="750" /></p>

<p>Yetkililer, yerli üretim OED’lerin yaygınlaştırılmasıyla ani kalp durmalarına bağlı can kayıpları ile kalıcı organ hasarlarının önemli ölçüde azaltılmasının hedeflendiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/adanada-hayat-kurtaran-teknoloji-yerli-kalp-sok-cihazlari-hizmete-girdi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/a-a-20260708-41918409-41918401-a-n-i-k-a-l-p-d-u-r-m-a-l-a-r-i-n-a-k-a-r-s-i-u-r-e-t-i-l-e-n-y-e-r-l-i-c-i-h-a-z-a-d-a-n-a-d-a-h-i-z-m-e-t-e-s-u-n-u-l-d-u.jpg" type="image/jpeg" length="50077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflamak isterken yuttuğu diş fırçası ameliyatla midesinden çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/zayiflamak-isterken-yuttugu-dis-fircasi-ameliyatla-midesinden-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/zayiflamak-isterken-yuttugu-dis-fircasi-ameliyatla-midesinden-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da yaşayan bir kadının zayıflamak için kendini kusturmaya çalışırken yuttuğu 13 santimetrelik diş fırçası, gerçekleştirilen küçük kesiyle midesinden çıkartıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da yaşayan 21 yaşındaki S.B. zayıflamak için kendini kusturmaya çalışırken, yanlışlıkla diş fırçasını yuttu.<br />
Üzerine yemek yiyen ve fenalaşan S.B, yakınları tarafından Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü.</p>

<p>Acil serviste ilk müdahalesi yapılan S.B, ardından hastanenin endoskopi servisine yönlendirildi.<br />
Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kubilay Özgür Öztütüncü başkanlığındaki ekibin gerçekleştirdiği yaklaşık 40 dakikalık küçük kesi yöntemiyle, kadının midesindeki 13 santimetrelik diş fırçası çıkarıldı.</p>

<p><strong>"Endoskopla almayı bilerek denemedik"</strong></p>

<p>Öztütüncü, hastanın akşam saatlerinde diş fırçası yutma nedeniyle hastaneye başvurduğunu söyledi.<br />
İlk etapta olay karşısında şaşırdıklarını belirten Öztütüncü, "İlk başta '13 santimetrelik diş fırçası nasıl yutulur?' diye inanamadık. Tomografisini çektik. Yaklaşık 13 santimetrelik diş fırçasını ucunu kırarak yutmuş. Yutma değil aslında. Hasta kendini kusturmaya çalışırken yanlışlıkla mideye kaçıyor." dedi.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 07 07 125907" class=" detail-photo img-fluid" height="403" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-07-125907.png" width="750" /></p>

<p>Öztütüncü, yabancı cismin çıkarılması için endoskopik yöntemi tercih etmediklerini vurgulayarak, "Endoskopla almayı bilerek denemedik. Mideyi ya da yemek borusunu yırtarız diye doğrudan ameliyata aldık. Yaklaşık yarım saatlik ameliyat sonrasında hastayı servise aldık. İki gün sonra da taburcu ettik. Gayet iyi." diye konuştu.<br />
Kubilay Özgür Öztütüncü, diş fırçasının yutulmasının hastanın organlarında herhangi bir hasara yol açmadığını kaydetti.</p>

<p><strong>"Yabancı cisim yutan hastalar, bunu kendileri çıkarmaya çalışmasın"</strong></p>

<p>Hastanın kendisini kusturmaya çalışırken diş fırçasını yanlışlıkla yuttuğunu dile getiren Öztütüncü, "Kafasını kaldırdıktan sonra herhalde denerken direkt olarak yutmuş. Saplı plastik tarafını kırmış ve 13 santimetrelik kısmını yutmuş. Zayıflamak için galiba kendini kusturmaya çalışıyordu. Bunu birkaç defa daha yapmış. En sonundaki şanssızlık olmuş. Ne yazık ki diş fırçasını yutmuş. O yüzden ameliyat oldu." ifadelerini kullandı.<br />
Öztütüncü, benzer yabancı cisim yutma vakalarıyla zaman zaman karşılaştıklarını belirterek, bu tür durumlarda vatandaşların kendi yöntemlerini denememesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Hastaların yabancı cismi su içerek ya da ekmek yiyerek çıkarmaya çalışmasının daha ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkati çeken Öztütüncü, "Bu tür vakalarla çok karşılaşıyoruz. Hastalarımızdan beklentimiz, herhangi bir sıkıntı ya da problem gördüklerinde bir hekime danışmalarıdır. Bunları kendi sistemleri içerisinde kurgulayarak yapmaları farklı ve daha kötü sonuçlar doğurabiliyor." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öztütüncü, "Genelde insanlar kilo verme amacıyla kendilerini kusturmaya çalışıyor. Biz bunu kesinlikle önermiyoruz. Kilo sorunları varsa doktora başvurmalarını tavsiye ederiz. Yabancı cisim yutan hastalar da bunu kendileri çıkarmaya çalışmasın. Gerek suyla gerek yemek ya da ekmek yiyerek çıkarmaya çalışmaları başka sıkıntılar doğurabilir. Böyle bir durumda doğrudan bir eğitim ve araştırma hastanesinin acil servisine başvurmalarını öneriyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/zayiflamak-isterken-yuttugu-dis-fircasi-ameliyatla-midesinden-cikarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-07-125857.png" type="image/jpeg" length="20990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastane Ücretlerine Yeni Düzenleme: Muayene Katılım Payı Ücretlerine Zam!]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/hastane-ucretlerine-yeni-duzenleme-muayene-katilim-payi-ucretlerine-zam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/hastane-ucretlerine-yeni-duzenleme-muayene-katilim-payi-ucretlerine-zam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle hastanelerde muayene katılım payları artırıldı. İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında ücretler 50 TL ile 100 TL arasında değişirken, aile hekimi sevkiyle başvuran vatandaşlara yüzde 50 indirim uygulanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle birlikte muayene katılım payları yeniden düzenlendi. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan aile sağlığı merkezlerinde katılım payı alınmazken, hastanelerde uygulanacak yeni tarifeler yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yeni düzenleme, Resmi Gazete’de yayımlanarak tüm sağlık kurumlarında eş zamanlı olarak uygulanmaya başladı.</p>

<h2><strong>HASTANE ÜCRETLERİ KAÇ TL OLDU?</strong></h2>

<p>Güncellenen tarifeye göre sağlık kuruluşlarında muayene katılım payları şu şekilde belirlendi:</p>

<ul>
 <li>Devlet hastaneleri (ikinci basamak): 50 TL</li>
 <li>Eğitim ve araştırma hastaneleri / üniversite hastaneleri: 90 TL</li>
 <li>Vakıf üniversitesi ve özel hastaneler: 100 TL</li>
</ul>

<p>Bu artışla birlikte sağlık hizmetlerinde katılım payları kurum türüne göre farklılaştırılmış oldu.</p>

<h2><strong>SEVK SİSTEMİNE TEŞVİK: YÜZDE 50 İNDİRİM</strong></h2>

<p>Düzenlemenin en dikkat çeken başlığı sevk sistemi oldu. Aile hekimleri üzerinden üst basamak hastanelere yönlendirilen vatandaşlar, muayene katılım payını <strong>yüzde 50 indirimli</strong> ödeyecek.</p>

<p>Yetkililer, bu uygulamayla hastanelerdeki yoğunluğun azaltılmasının ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin daha etkin kullanılmasının hedeflendiğini belirtiyor.</p>

<h2><strong>İŞLEM SÜRESİ 30 GÜNE UZATILDI</strong></h2>

<p>Düzenlemede yalnızca ücretler değil, işlem süreleri de güncellendi. Daha önce 5 gün olan bazı sağlık işlemlerindeki süre sınırı <strong>30 güne çıkarıldı</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu değişiklikle hastaların tahlil ve kontrol süreçlerini daha geniş bir zaman diliminde tamamlayabilmesi amaçlanıyor.</p>

<h2><strong>SAĞLIK HİZMETLERİNDE MALİYET TARTIŞMASI</strong></h2>

<p>Yeni düzenleme ile birlikte özellikle sık hastaneye gitmek zorunda kalan kronik hastalar için maliyet yükünün arttığı ifade ediliyor. Kanser, diyabet ve kalp hastalarının tedavi süreçlerinde daha fazla ödeme yapması gündeme gelirken, sevk sistemiyle maliyetin kısmen azaltılması planlanıyor.</p>

<h2><strong>YENİ SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?</strong></h2>

<p>Uygulamayla birlikte:</p>

<ul>
 <li>Hastanelerde katılım payı kurum türüne göre alınacak</li>
 <li>Aile hekimi sevki olanlar indirimden yararlanacak</li>
 <li>Birinci basamak sağlık hizmeti ücretsiz kalmaya devam edecek</li>
 <li>İşlem süreleri 30 gün olarak uygulanacak</li>
</ul>

<p>Yeni sistem, tüm Türkiye’de eş zamanlı olarak yürürlüğe girdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/hastane-ucretlerine-yeni-duzenleme-muayene-katilim-payi-ucretlerine-zam</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/kocaelidengedoktor-muayene.webp" type="image/jpeg" length="83442"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbi Bitki Çaylarında Yeni Dönem! Artık Sadece Eczanelerde Satılacak]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/tibbi-bitki-caylarinda-yeni-donem-artik-sadece-eczanelerde-satilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/tibbi-bitki-caylarinda-yeni-donem-artik-sadece-eczanelerde-satilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitki çaylarıyla ilgili önemli düzenleme yürürlüğe girdi. Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte "tıbbi bitki çayları" artık Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılacak ve yalnızca eczanelerde satılabilecek. Market ve aktarlardaki bitki çayları ise mevcut uygulamayla satılmaya devam edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanında önemli bir değişiklik hayata geçirildi. Tıbbi Bitki Çayları Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle tıbbi amaçla kullanılan bitki çaylarının üretimi, ruhsatlandırılması, denetlenmesi ve satışı yeniden düzenlendi.</p>

<p>Buna göre tıbbi bitki çayları artık yalnızca Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılacak ve sadece eczaneler aracılığıyla vatandaşlara ulaştırılacak.</p>

<p><img alt="Chatgpt Image 2 Tem 2026 00 47 53 Kptt" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/chatgpt-image-2-tem-2026-00-47-53-kptt.webp" width="750" /></p>

<h2><strong>Tıbbi Bitki Çayları Artık Sadece Eczanelerde Satılacak</strong></h2>

<p>Yeni yönetmelikle birlikte tedavi amacı taşıyan tıbbi bitki çayları market, aktar ve benzeri satış noktalarından ayrıldı.</p>

<p>Bu ürünler;</p>

<ul>
 <li>Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılacak,</li>
 <li>Eczaneler aracılığıyla satışa sunulacak,</li>
 <li>Karekod sistemiyle Ürün Takip Sistemi'ne (ÜTS) kaydedilecek,</li>
 <li>Üretimden eczaneye kadar tüm süreç elektronik olarak takip edilecek.</li>
</ul>

<p>Eksiksiz yapılan ruhsat başvuruları ise en geç <strong>90 gün içerisinde</strong> sonuçlandırılacak.</p>

<p><img alt="23 Nisan Eczaneler Acik Mi 23 Nisan 2025 Te Eczane Calisiyor Mu" class="detail-photo img-fluid" height="422" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/23-nisan-eczaneler-acik-mi-23-nisan-2025-te-eczane-calisiyor-mu.webp" width="750" /></p>

<h2><strong>Marketlerde Satılan Bitki Çayları Yasaklanmadı</strong></h2>

<p>Yönetmelik, vatandaşların sıkça tükettiği bitki ve meyve çaylarını kapsamıyor. Gıda amacıyla tüketilen papatya, adaçayı, ıhlamur, kuşburnu ve benzeri bitki çaylarının Tarım ve Orman Bakanlığı mevzuatı kapsamında marketlerde, aktarlarda ve diğer satış noktalarında satışı devam edecek.</p>

<p>Düzenleme yalnızca tedavi amacıyla kullanılan ve sağlık beyanı bulunan tıbbi bitki çaylarını kapsıyor.</p>

<h2><strong>Uzman Şartı Getirildi</strong></h2>

<p>Yeni düzenlemeyle ruhsat alacak kişi ve firmalar için de önemli kriterler belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre;</p>

<ul>
 <li>Ruhsat başvurusu yapacak gerçek kişilerin ilgili lisans programlarından mezun olması gerekecek.</li>
 <li>Şirketlerin alanında uzman personel çalıştırması zorunlu olacak.</li>
 <li>Ürünlere ilişkin kalite, güvenlik ve etkinlik raporları yalnızca uzman kişiler tarafından hazırlanabilecek.</li>
 <li><img alt="T25 Karar Resmi Gazetede Yayi 210" class="detail-photo img-fluid" height="421" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/t25-karar-resmi-gazetede-yayi-210.webp" width="750" /></li>
</ul>

<h2><strong>Ambalajlarda Bilimsel Bilgilendirme Zorunlu</strong></h2>

<p>Yeni yönetmelikle birlikte ürün ambalajlarında;</p>

<ul>
 <li>Bitkinin Türkçe ve Latince adı,</li>
 <li>İçeriğindeki miktarlar,</li>
 <li>Kullanım bilgileri,</li>
 <li>Uyarılar</li>
</ul>

<p>standart hale getirilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/tibbi-bitki-caylarinda-yeni-donem-artik-sadece-eczanelerde-satilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/07/11.webp" type="image/jpeg" length="60366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme Küçültme Ameliyatı]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/meme-kucultme-ameliyati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/meme-kucultme-ameliyati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Büyük memelerin yol açtığı ağrı, sarkma ve estetik kaygılar için meme küçültme sürecini sade ve kapsamlı şekilde anlattık.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><u><a href="https://www.drsarpermete.com/meme-kucultme/" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>Meme küçültme</strong></span></a></u>, yalnızca göğüs ölçüsünü azaltmaya yönelik estetik bir operasyon değildir. Pek çok kişi için boyun, sırt ve omuz ağrılarını hafifletme; kıyafet seçiminde rahatlama; spor yaparken özgürleşme ve vücut oranlarını daha dengeli hale getirme amacı taşır. Bu yüzden konuya sadece “daha küçük meme” penceresinden bakmak eksik olur. Asıl mesele, kişinin anatomisine, yaşam tarzına ve beklentisine uygun, uzun vadede konforlu bir sonuç planlamaktır.</p>

<p>Özellikle büyük ve ağır memeler, zamanla omuzlarda sütyen askısı izi, duruş bozukluğu, meme altında pişik, terleme, cilt tahrişi ve hareket kısıtlılığı gibi günlük hayatı etkileyen sorunlara neden olabilir. Açıkçası birçok hasta, ameliyatı düşündüğünde estetik tarafı kadar “rahat nefes almak”, “daha dik durmak” ve “kıyafetlerin içinde daha iyi hissetmek” gibi çok insani nedenlerle araştırma yapar.</p>

<h2>Meme Küçültme Ameliyatı Nedir?</h2>

<p><strong>meme küçültme ameliyatı</strong>, meme dokusu, yağ dokusu ve fazla derinin cerrahi olarak azaltılmasıyla memenin daha küçük, daha hafif ve vücutla daha uyumlu hale getirilmesini amaçlayan bir işlemdir. Operasyon sırasında meme başı da çoğu zaman daha ideal bir pozisyona taşınır. Böylece yalnızca hacim küçülmez; meme formu da daha toparlanmış bir görünüme kavuşur.</p>

<p>Bu işlemde hedef, herkesi standart bir ölçüye getirmek değildir. Bir kişide doğal duran ölçü, başka bir kişide küçük ya da büyük kalabilir. Göğüs kafesi genişliği, omuz yapısı, boy, kilo, deri elastikiyeti, meme taban genişliği ve meme başının mevcut konumu planlamada dikkate alınır. Bizce başarılı bir sonuç, aynaya bakıldığında “ameliyatlı” izleniminden çok, kişinin kendi vücuduyla uyumlu bir denge hissi vermelidir.</p>

<h2>Kimler Meme Küçültme İçin Uygun Aday Olabilir?</h2>

<p>Büyük memelerinden fiziksel veya estetik olarak rahatsız olan, genel sağlık durumu ameliyata uygun bulunan ve gerçekçi beklentilere sahip kişiler bu işlem için aday olabilir. Ancak her istek, otomatik olarak ameliyat kararı anlamına gelmez. Ön değerlendirme, burada en kritik adımdır.</p>

<ul>
 <li>Boyun, sırt veya omuz ağrısı yaşayanlar</li>
 <li>Meme altında pişik, tahriş veya terleme sorunu olanlar</li>
 <li>Spor yaparken göğüs ağırlığı nedeniyle zorlananlar</li>
 <li>Kıyafet seçiminde sürekli problem yaşayanlar</li>
 <li>Büyük meme nedeniyle duruş bozukluğu hissedenler</li>
 <li>Memelerinde belirgin sarkma ve hacim fazlalığı bulunanlar</li>
 <li>Vücut oranlarına daha uyumlu bir görünüm isteyenler</li>
</ul>

<p>Elbette ameliyat kararı kişisel bir karardır. Burada önemli olan, beklentinin yalnızca fotoğraflardaki sonuçlara göre değil, kişinin kendi anatomisi üzerinden değerlendirilmesidir.</p>

<h2>Meme Küçültme ve Meme Dikleştirme Arasındaki Fark</h2>

<p>Meme küçültme ile <u><a href="https://www.drsarpermete.com/meme-diklestirme/" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>meme dikleştirme</strong></span></a></u> sık sık karıştırılır. Meme dikleştirme, temel olarak sarkmış memeyi toparlamaya ve meme başını daha uygun bir seviyeye taşımaya odaklanır. Meme küçültmede ise buna ek olarak fazla meme dokusu ve deri azaltılır. Yani meme küçültme ameliyatı çoğu zaman doğal olarak dikleştirme etkisi de sağlar.</p>

<p>Örneğin memede belirgin hacim fazlalığı yoksa ama sarkma varsa dikleştirme daha uygun olabilir. Fakat memeler hem büyük hem de aşağı doğru yer değiştirmişse küçültme ve şekillendirme birlikte planlanır. Bu ayrım, muayene sırasında netleşir.</p>

<h2>Silikonsuz Meme Dikleştirme Ne Anlama Gelir?</h2>

<p><strong>silikonsuz meme dikleştirme</strong>, memeye implant yerleştirmeden, kişinin kendi meme dokusu kullanılarak daha toparlanmış bir form elde edilmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım, özellikle yeterli meme dokusu bulunan ancak sarkma nedeniyle form kaybı yaşayan kişilerde gündeme gelir.</p>

<p><strong>silikonsuz meme dikleştirme ameliyatı</strong>, hacim eklemekten çok mevcut dokuyu yeniden düzenlemeyi hedefler. Meme küçültme ameliyatında da çoğu zaman kişinin kendi dokusu yeniden şekillendirildiği için implant kullanımı gerekmez. Burada kilit nokta, memenin mevcut hacmi ve kişinin beklentisidir. Daha dolgun bir üst meme görünümü isteniyorsa farklı planlamalar gerekebilir; fakat her hastaya silikon önerilmesi doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<h2>Sarkık Meme Ameliyatı Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?</h2>

<p><strong>sarkık meme ameliyatı</strong>, doğum, emzirme, kilo alıp verme, yaş alma, genetik yapı veya deri elastikiyetinin azalması sonucunda memenin aşağı doğru yer değiştirmesi durumunda düşünülür. Sarkma yalnızca estetik bir konu gibi görünse de büyük memelerde ağırlık arttıkça rahatsızlık da artabilir.</p>

<p>Hafif sarkmalarda bazen yalnızca dikleştirme yeterli olabilirken, hacim fazlalığı da varsa meme küçültme daha doğru bir seçenek haline gelir. Bu nedenle “benim ihtiyacım küçültme mi, dikleştirme mi?” sorusunun cevabı çoğu zaman fotoğrafa bakarak değil, detaylı muayene ile verilir.</p>

<h2>Meme Lifting ile Meme Küçültme Aynı Şey mi?</h2>

<p><strong>meme lifting</strong>, meme dikleştirme işlemini ifade etmek için kullanılan İngilizce kökenli bir terimdir. Meme küçültme ise lifting etkisi içerebilse de hacim azaltma boyutu nedeniyle daha kapsamlı bir işlemdir. Yani her meme küçültme bir miktar toparlama sağlar; ancak her meme lifting, meme küçültme anlamına gelmez.</p>

<p>Bu ayrımı bilmek, araştırma yaparken kafa karışıklığını azaltır. Çünkü kişi aslında memelerinin çok büyük olmasından değil, sarkık görünmesinden şikayet ediyor olabilir. Ya da tam tersi, sarkmadan çok ağırlık ve hacim fazlalığı problem yaratıyordur.</p>

<h2>Meme Küçültme Ameliyatı Öncesi Değerlendirme</h2>

<p><strong>meme küçültme ameliyatı öncesi ve sonrası</strong> sürecin en belirleyici kısmı, ameliyat öncesi yapılan detaylı değerlendirmedir. Bu aşamada yalnızca meme ölçüsü konuşulmaz. Meme başının pozisyonu, cilt kalitesi, asimetri, omuz-göğüs oranı, kişinin kilosu, medikal geçmişi ve beklentileri birlikte ele alınır.</p>

<p>Ameliyat öncesi dönemde hekiminiz bazı tetkikler isteyebilir. Kullanılan ilaçlar, sigara alışkanlığı, daha önce geçirilmiş ameliyatlar ve ailede meme hastalığı öyküsü gibi bilgiler mutlaka paylaşılmalıdır. Çünkü güvenli bir cerrahi planlama, sadece estetik hedefle değil, sağlık verileriyle birlikte yapılır.</p>

<h3>Ameliyat Öncesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3>

<ul>
 <li>Kan sulandırıcı ilaçlar doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</li>
 <li>Sigara kullanımı yara iyileşmesini olumsuz etkileyebilir.</li>
 <li>Ameliyat öncesi kilo dengesinin mümkün olduğunca stabil olması önemlidir.</li>
 <li>Gerçekçi beklenti oluşturmak için muayenede tüm sorular açıkça sorulmalıdır.</li>
 <li>Planlanan meme ölçüsünün vücut oranlarıyla uyumu değerlendirilmelidir.</li>
</ul>

<h2>Ameliyat Nasıl Planlanır?</h2>

<p>Meme küçültme ameliyatında kullanılacak teknik kişiye göre değişir. Fazla dokunun miktarı, sarkma derecesi ve deri yapısı hangi kesi planının uygun olacağını etkiler. Bazı hastalarda daha sınırlı iz yeterli olabilirken, bazı hastalarda daha kapsamlı bir şekillendirme gerekebilir.</p>

<p>Genel olarak amaç; fazla dokuyu almak, memeyi hafifletmek, meme başını daha doğal bir seviyeye taşımak ve iki meme arasındaki simetriyi olabildiğince iyileştirmektir. Tam simetri her zaman garanti edilemez; çünkü doğal memelerde de çoğu zaman bir miktar asimetri bulunur. Önemli olan, çıplak gözle daha dengeli ve estetik bir bütünlük elde etmektir.</p>

<h2>Meme Küçültme Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci</h2>

<p>Ameliyat sonrası ilk günlerde hafif ağrı, gerginlik, şişlik ve morluk görülebilir. Bunlar genellikle beklenen iyileşme bulgularıdır. Doktorun önerdiği özel sütyenin düzenli kullanılması, iyileşme sürecini destekler. İlk haftalarda ağır kaldırmak, ani kol hareketleri yapmak ve yoğun egzersize dönmek sakıncalı olabilir.</p>

<p>Çoğu kişi günlük yaşama kademeli olarak dönebilir; ancak tam toparlanma kişiden kişiye değişir. Şişliklerin azalması, izlerin olgunlaşması ve memenin nihai formuna yaklaşması aylar içinde olur. Bu noktada sabırlı olmak gerekir. Çünkü meme estetiğinde sonuç, ameliyat masasından kalkıldığı anda değil, iyileşme süreci tamamlandıkça daha net görünür.</p>

<h3>İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmeli?</h3>

<ul>
 <li>Doktor kontrolleri aksatılmamalıdır.</li>
 <li>Önerilen medikal sütyen belirtilen süre boyunca kullanılmalıdır.</li>
 <li>Yara bölgeleri doktor önerisi dışında kurcalanmamalıdır.</li>
 <li>İlk haftalarda ağır spor ve zorlayıcı aktivitelerden kaçınılmalıdır.</li>
 <li>Sigara kullanımı iyileşmeyi geciktirebileceği için dikkatli olunmalıdır.</li>
</ul>

<h2>Ameliyat İzleri Kalır mı?</h2>

<p>Meme küçültme ameliyatında kesi yapıldığı için iz oluşması beklenen bir durumdur. Ancak izlerin görünürlüğü; kullanılan teknik, kişinin cilt yapısı, yara iyileşme kapasitesi, sigara kullanımı ve ameliyat sonrası bakım ile yakından ilişkilidir. İlk aylarda daha belirgin olan izler zamanla yumuşayabilir ve rengi açılabilir.</p>

<p>Burada dürüst olmak gerekir: İz tamamen yok olur demek doğru olmaz. Fakat iyi planlanmış bir cerrahide izler çoğunlukla sütyen veya bikini içinde kalacak şekilde konumlandırılır. Pek çok hasta için sağlanan fiziksel rahatlama ve meme formundaki iyileşme, iz kaygısının önüne geçer.</p>

<h2>Meme Küçültme Ameliyatı Fiyatları Nasıl Belirlenir?</h2>

<p><strong>meme küçültme ameliyatı fiyatları</strong>, tek bir standart rakamla açıklanabilecek bir konu değildir. Çünkü operasyonun kapsamı, hastane koşulları, anestezi süreci, kullanılacak teknik, ameliyatın zorluk derecesi ve doktorun deneyimi fiyatı etkileyebilir. Ayrıca her hastanın meme yapısı ve ihtiyaç duyduğu işlem düzeyi farklıdır.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca fiyat odaklı karar vermek sağlıklı değildir. Meme cerrahisi, uzun vadeli sonuç düşünülerek planlanması gereken bir alandır. Daha düşük fiyat arayışı anlaşılabilir; ancak cerrahi deneyim, güvenli hastane koşulları, doğru takip ve gerçekçi planlama en az fiyat kadar önemlidir.</p>

<h2>Silikonsuz Meme Dikleştirme Ameliyatı Fiyatları</h2>

<p><strong>silikonsuz meme dikleştirme ameliyatı fiyatları</strong> da benzer şekilde kişisel değerlendirme sonrasında netleşir. Sarkmanın derecesi, kullanılacak teknik, ameliyat süresi ve ek işlem gerekip gerekmediği fiyat üzerinde etkili olabilir. Eğer meme dokusu yeterliyse ve implant kullanılmayacaksa planlama buna göre yapılır.</p>

<p><strong>silikonsuz meme dikleştirme ameliyatı öncesi ve sonrası</strong> sonuçları incelenirken, yalnızca fotoğraftaki diklik seviyesine değil; meme hacmine, göğüs kafesi yapısına ve hastanın başlangıç durumuna da bakmak gerekir. Çünkü aynı teknik, farklı anatomilerde farklı sonuçlar verebilir.</p>

<h2>Meme Küçültme Sonrası Sonuçlar Kalıcı mı?</h2>

<p>Meme küçültme ameliyatı kalıcı bir doku azaltımı sağlar. Ancak zaman içinde kilo değişimi, gebelik, emzirme, yaş alma ve cilt elastikiyetinin azalması memenin formunu etkileyebilir. Yani ameliyat güçlü ve uzun süreli bir değişim sağlar; fakat vücudun doğal yaşlanma sürecini tamamen durdurmaz.</p>

<p>Sonucun daha uzun süre korunması için kilo dengesine dikkat etmek, destekleyici sütyen kullanmak ve genel yaşam alışkanlıklarını düzenlemek faydalı olur. Özellikle sık kilo alıp verme, meme formunu olumsuz etkileyebilir.</p>

<h2>Doğru Cerrah Seçimi Neden Önemlidir?</h2>

<p>Meme cerrahisinde deneyim, yalnızca ameliyatı teknik olarak yapmak anlamına gelmez. Farklı meme yapılarını okuyabilmek, riskleri öngörebilmek, iz yerleşimini planlamak, simetriyi değerlendirmek ve uzun dönem sonucu hesaba katmak gerekir. Bu nedenle meme küçültme veya dikleştirme düşünen kişilerin, özellikle bu alanda yoğun deneyimi olan plastik cerrahlarla görüşmesi önemlidir.</p>

<p>Bu noktada İstanbul’da meme cerrahisi alanında çalışan <u><a href="https://www.drsarpermete.com/" rel="dofollow"><span style="color:#2980b9"><strong>Op. Dr. Sarper Mete</strong></span></a><span style="color:#2980b9">,</span></u> doğal görünüm, kişiye özel planlama ve uzun vadeli estetik uyum yaklaşımıyla değerlendirilebilecek isimlerden biridir. Meme estetiği alanındaki yoğun tecrübesi, özellikle küçültme, dikleştirme ve revizyon gibi dikkatli planlama gerektiren işlemlerde hasta adayları için önemli bir güven unsuru olabilir.</p>

<h2>Meme Küçültme Ameliyatının Avantajları</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Avantaj</th>
   <th>Hasta Açısından Etkisi</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Fiziksel rahatlama</td>
   <td>Boyun, sırt ve omuz bölgesindeki yük hissi azalabilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Daha dengeli vücut oranı</td>
   <td>Göğüs ölçüsü beden yapısıyla daha uyumlu hale gelebilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kıyafet konforu</td>
   <td>Sütyen, gömlek, elbise ve spor kıyafet seçimleri kolaylaşabilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Hareket özgürlüğü</td>
   <td>Spor ve günlük aktiviteler daha rahat yapılabilir.</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Toparlanmış görünüm</td>
   <td>Meme başı pozisyonu ve genel form daha estetik hale gelebilir.</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2>Olası Riskler ve Gerçekçi Beklentiler</h2>

<p>Her cerrahi işlemde olduğu gibi meme küçültme ameliyatının da bazı riskleri vardır. Kanama, enfeksiyon, yara iyileşmesinde gecikme, his değişikliği, iz belirginliği, asimetri veya sonuçtan memnun kalmama gibi durumlar nadiren de olsa görülebilir. Bu nedenle ameliyat öncesi bilgilendirme süreci hafife alınmamalıdır.</p>

<p>Beklentiyi doğru kurmak da en az teknik başarı kadar önemlidir. Meme küçültme ameliyatı kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabilir; ancak kusursuz simetri, izsiz iyileşme veya herkes için aynı beden ölçüsü gibi vaatler gerçekçi değildir. Sağlıklı yaklaşım, kişinin mevcut anatomisi içinde en dengeli sonucu hedeflemektir.</p>

<h2>Sık Sorulan Sorular</h2>

<h3>Meme küçültme ameliyatı ağrılı mı?</h3>

<p>Ameliyat sonrası ilk günlerde ağrı, gerginlik ve hassasiyet olabilir. Ancak bu süreç genellikle doktorun önerdiği ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişir.</p>

<h3>Meme küçültme sonrası ne zaman işe dönülür?</h3>

<p>İşin fiziksel yoğunluğuna bağlı olarak birçok kişi kısa süre içinde günlük yaşama dönebilir. Masa başı çalışanlarda dönüş daha erken olabilirken, ağır fiziksel iş yapanlarda daha uzun istirahat gerekebilir.</p>

<h3>Meme küçültme ameliyatı iz bırakır mı?</h3>

<p>Evet, kesi yapılan her cerrahi işlemde olduğu gibi iz kalır. Ancak izler zamanla solabilir ve çoğunlukla iç çamaşırı içinde kalacak şekilde planlanır.</p>

<h3>Meme küçültme ile sarkma da düzelir mi?</h3>

<p>Çoğu vakada meme küçültme sırasında meme başı daha uygun pozisyona taşındığı ve fazla deri toparlandığı için sarkma görünümünde de belirgin iyileşme sağlanır.</p>

<h3>Silikon olmadan meme dikleşir mi?</h3>

<p>Uygun hastalarda silikon kullanılmadan meme dikleştirme yapılabilir. Yeterli meme dokusu varsa mevcut doku yeniden şekillendirilerek daha toparlanmış bir görünüm elde edilebilir.</p>

<h3>Meme küçültme sonrası emzirme mümkün mü?</h3>

<p>Kullanılan tekniğe ve çıkarılan doku miktarına bağlı olarak emzirme fonksiyonu etkilenebilir. Bu konu özellikle ileride gebelik planı olan hastalarda ameliyat öncesi detaylı şekilde konuşulmalıdır.</p>

<h3>Meme küçültme ameliyatı kaç yaşında yapılabilir?</h3>

<p>Genellikle meme gelişiminin tamamlanması beklenir. Ancak çok ciddi fiziksel şikayetler varsa değerlendirme kişiye özel yapılabilir. Yaş tek başına karar kriteri değildir.</p>

<h3>Meme küçültme sonrası tekrar büyüme olur mu?</h3>

<p>Alınan meme dokusu geri gelmez; ancak kilo artışı, gebelik, emzirme ve hormonal değişimler memede yeniden hacim artışına veya form değişikliğine neden olabilir.</p>

<h3>Meme küçültme ameliyatı fiyatı neden kişiye göre değişir?</h3>

<p>Memedeki hacim fazlalığı, sarkma derecesi, ameliyatın kapsamı, hastane koşulları ve cerrahın deneyimi fiyat üzerinde etkili olabilir. Bu yüzden net fiyat muayene sonrası belirlenir.</p>

<h3>Meme lifting kimler için uygundur?</h3>

<p>Meme hacminden çok sarkma probleminden rahatsız olan kişiler için meme lifting uygun olabilir. Eğer hacim fazlalığı da varsa küçültme ile birlikte planlama gerekebilir.</p>

<h3>Meme küçültme sonrası spor ne zaman yapılır?</h3>

<p>Hafif yürüyüşlere doktorun önerisiyle daha erken başlanabilir; ancak ağır spor, koşu, ağırlık çalışması ve göğüs bölgesini zorlayan hareketler için genellikle daha uzun süre beklemek gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ameliyat sonrası meme şekli hemen belli olur mu?</h3>

<p>İlk dönemde şişlik ve ödem nedeniyle nihai sonuç görülmez. Meme formunun oturması ve izlerin olgunlaşması aylar içinde gerçekleşir.</p>

<p>Meme küçültme ameliyatı hakkında karar verirken yalnızca fiyatı ya da fotoğrafları değil, kendi şikayetlerinizi, beklentinizi ve cerrahınızın size özel planlamasını dikkate alın. Deneyiminizi veya merak ettiklerinizi paylaşarak bu konuda araştırma yapan diğer kişilere de fikir verebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/meme-kucultme-ameliyati</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/06/estetk.webp" type="image/jpeg" length="48286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani kalp durmaları için üretilen yerli cihaz, ambulans gelene kadar hayat kurtaracak]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/ani-kalp-durmalari-icin-uretilen-yerli-cihaz-ambulans-gelene-kadar-hayat-kurtaracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/ani-kalp-durmalari-icin-uretilen-yerli-cihaz-ambulans-gelene-kadar-hayat-kurtaracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da insan yoğunluğunun bulunduğu 4 noktaya yerleştirilen yerli üretim Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı, ani kalp durmasında tıbbi personel vakaya müdahale edinceye kadar geçen sürede kullanılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle Türk mühendisler tarafından yerli imkanlarla üretilen OED cihazları, ani kalp durmaları vakalarında, acil müdahale ekipleri gelene kadar geçen kritik sürede vatandaşların hızlı müdahale etmesine imkan sunuyor.<br />
Cihaz, hastanın kalp ritmini geri getirebilmek için sesli komutlarla yönlendirme yapabiliyor. Bu sayede, ilk yardım eğitimi olmayan kişiler de bu cihazı kullanabiliyor.<br />
Bursa'da, İl Sağlık Müdürlüğünce kentte insan yoğunluğunun bulunduğu 4 noktaya yerleştirilen OED cihazı, rahatsızlanan kişilere ilk müdahalede etkin rol üstlenecek.<br />
İl Sağlık Müdürü Mustafa Çetin, ani durumlarda kalbin çalışmasının devamını sağlayacak cihazın hayati öneme sahip olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalabalık alanlarda, hastane dışında, tıbbi hizmetin uzak olduğu noktalarda insan hayatını kurtarabilmek adına cihazın kentte 4 noktaya yerleştirildiğini belirten Çetin, <i>"Medeniyetimizin kodları olan 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' mottosu artık hastane dışında kendini gösterir hale geldi. Bu cihazların kullanımını yaygınlaştırdıkça buralarda meydana gelen tatsız olaylarla ilgili ciddi önlem alıp ciddi bir hayat kurtarma şansımız olacak. Bu yüzden mutluyuz." diye konuştu.<br />
Kalple ilgili rahatsızlıklarda her geçen dakikanın önemli olduğunu, OED cihazının da buna yönelik tasarlandığını anlatan Çetin, "Burada birinin düşüp bayıldığını varsayalım. Ne olduğunu bilmiyoruz. Bu durumda ambulans çağırmamız gerekecek. Ambulans gelene kadar çok kritik bir zaman var. Bu insan nefes alıyor mu, kalbi atıyor mu bilmiyoruz. Ekip gelene kadar o kişinin kalbinin atmaya devam etmesi lazım. Cihazı, teknik olarak herkesin kullanması mümkün. Herkesin kullanımına müsait."</i> ifadesini kullandı.</p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 06 20 115332" class="detail-photo img-fluid" height="395" src="https://aksutvhabernet.teimg.com/aksutvhaber-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-20-115332.png" width="750" /></p>

<p><strong>"Erken verilen şok hayatta kalma şansını ciddi anlamda artırıyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acil Sağlık Hizmetleri Eğitim Birimi Sorumlusu Sevilay Ayaz da cihazın kullanımının kolay olduğunu anlattı.<br />
Ayaz, OED'nin kullanımına ilişkin, "Cihazı açtığınızda içerisinden 2 ped çıkıyor. Yapıştıracağınız yerler zaten görsellerle gösteriliyor. Cihazı açtıktan sonra gücü açıp kabloları yerine takıyoruz. Pedleri hastanın göğsüne yapıştırdıktan sonra kimse hastaya dokunmuyor. Bu sırada cihaz hastanın kalp ritmini kontrol ediyor. Bazen şok verilebilir, ritim görünüyor." dedi.<br />
İlk yardım eğitimi bilmeyen kişilerin 112 Acil Çağrı Merkezi'ni araması halinde cihazın nasıl çalıştırılacağına dair ilgili personelden yardım alabileceğini söyleyen Ayaz, cihazın güvenilirliği konusunda tereddüt edilmemesi gerektiğini aktardı.<br />
Ayaz, cihazların daha da yaygınlaştırılacağını dile getirerek, "Ambulans gelene kadar geçen zamanda erken dönemde verilen şok hastanın hayatta kalma şansını ciddi anlamda artırıyor. Onun hayata tutunmasını sağlıyor. Havaalanı, stadyum, belki site içlerine kadar bu cihazların yerleştirileceği aşamalar olacak." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/ani-kalp-durmalari-icin-uretilen-yerli-cihaz-ambulans-gelene-kadar-hayat-kurtaracak</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-20-115320.png" type="image/jpeg" length="41543"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sivas'ta bu yıl KKKA hastalığı nedeniyle 5 kişi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/sivasta-bu-yil-kkka-hastaligi-nedeniyle-5-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/sivasta-bu-yil-kkka-hastaligi-nedeniyle-5-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas'ta bu yıl Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle tedavi gören 26 kişiden 5'i hayatını kaybetti, 9 kişinin tedavisi ise sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, AA muhabirine, bu yıl fazla yağışlardan dolayı KKKA hastalığında artış olabileceği yönünde bir görüş olduğunu söyledi.<br />
Bu durumu zamanla göreceklerini belirten Doğan, hastane ve klinik olarak her türlü önlemi aldıklarını vurguladı.<br />
Doğan, bu yıl Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 38 hastadan 26'sında KKKA hastalığının tespit edildiğini bildirdi.<br />
Hastalardan 5'inin hayatını kaybettiğini kaydeden Doğan, "Bu oran geçen yıllardaki hasta sayısıyla paralel gidiyor. Şu anda ciddi bir artış yok ama önümüzdeki günlerde artış olup olmayacağını göreceğiz." dedi.</p>

<p><strong>Hastanede 9 hastanın tedavisi sürüyor</strong></p>

<p>Yaşamını yitiren hastalar hakkında bilgi veren Doğan, "KKKA hastalığı sonucu kaybettiğimiz hastalarımızın 2'si Akıncılar, 1'i ise Hafik ilçesinden. Biri Tokat'tan gelen, son olarak yaşamını yitiren hastamız da Koyulhisar ilçesinden. Şu anda hastanemizde KKKA hastalığı tedavisi gören 9 kişinin durumları stabil seyrediyor." diye konuştu.<br />
Doğan, KKKA hastalığı konusunda tecrübeli bir hastane olduklarını belirterek, 2003 yılından bu yana hastaları takip ettiklerini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanede çok deneyimli bir ekibin olduğuna dikkati çeken Doğan, şöyle konuştu:</p>

<p><i>"Her yıl KKKA hastalığının başlayacağı bahar aylarına yakın tedbirlerimizi alıyoruz. Ona göre de planlamalarımızı yapıyoruz. Bu nedenle hastanemize gelmelerini doğal karşılıyorum. KKKA hastalığı konusunda merkez hastanelerden birisiyiz. Şu ana kadar Sivas merkezden bir ölümle karşılaşmadık. Daha çok çevre iller ve uzak ilçelerden gelen hastalardan yaşamını yitiren oldu. Ölümlerin bir nedeni de hastaların biraz geç kalmalarından kaynaklanıyor. Vaka geciktiği zaman destek tedavisine başlayamadığımız için ölümler biraz daha fazla oluyor. Kene tutunduğu zaman bir an önce vücuttan uzaklaştırılması gerekiyor. Çünkü vücutta ne kadar uzun kalırsa, içindeki virüsü hastaya aktarma riski artıyor. Bir kişi vücudunda kene görürse en yakın sağlık kuruluşuna gitmelidir."</i></p>

<p><strong>Vatandaşlara kapalı ve açık renkli giysi giymeleri tavsiyesi</strong></p>

<p>Doğan, hasta sayısında artma riskine karşı 20 yataklı enfeksiyon kliniğinin yanında 10 yataklı rezerv servisi, anestezi yoğun bakım servisinde ise 4 yoğun bakım odasını hazır tuttuklarını söyledi.<br />
Vatandaşlara otların çok olduğu yerlere gitmemeleri tavsiyesinde bulunan Doğan, "Gittikleri zaman da pantolonun paçalarını çorapların içine koymalarını, daha kapalı kıyafetler giymelerini ve kenenin fark edilmesini sağlayacak açık renk giysi tercih etmelerini öneriyoruz. Eve geldikten sonra da özelikle koltuk altlarını, kasık bölgelerini, dizin arka kısmındaki yerleri mutlaka kontrol etmelerini tavsiye ediyoruz." ifadesini kullandı.<br />
Doğan, hastalıkla ilgili tecrübe ve deneyimlerini, temmuz ayında düzenlenecek sempozyumla vatandaşlara tekrar anlatacaklarını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/sivasta-bu-yil-kkka-hastaligi-nedeniyle-5-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-17-115951.png" type="image/jpeg" length="21463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaslarınız Kaç Yaşında? Sağlık Bakanlığı Türkiye Genelinde Yeni Kampanya Başlattı]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/kaslariniz-kac-yasinda-saglik-bakanligi-turkiye-genelinde-yeni-kampanya-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/kaslariniz-kac-yasinda-saglik-bakanligi-turkiye-genelinde-yeni-kampanya-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, vatandaşların fiziksel durumlarını daha yakından tanımalarını sağlamak amacıyla "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasını hayata geçirdi. Bir ay boyunca Türkiye'nin dört bir yanında yapılacak ölçümlerle vatandaşların hareket yaşı belirlenecek, sağlıklı yaşam için önemli tavsiyeler paylaşılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Sağlık Bakanlığı’ndan Hareketli Yaşam Seferberliği</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı, toplumda fiziksel aktivite alışkanlığını artırmak ve sağlıklı yaşam bilincini güçlendirmek amacıyla yeni bir kampanya başlattı. Başkentte düzenlenen tanıtım programında konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kampanyanın temel hedefinin vatandaşların hareket kapasitesini ölçmek ve düzenli egzersizin önemine dikkat çekmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye genelinde uygulanacak çalışma kapsamında vatandaşların hareket yaşı çeşitli testlerle belirlenecek. Elde edilen sonuçlara göre ihtiyaç duyan kişiler uzman desteğine yönlendirilecek.</p>

<h2><strong>"Kimlikteki Yaş Değil, Kasların Yaşı Önemli"</strong></h2>

<p>Bakan Memişoğlu, sağlıklı yaşamın yalnızca hastalandıktan sonra tedavi olmakla sınırlı olmadığını belirterek koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Bir ay boyunca sahada olacaklarını ifade eden Memişoğlu, vatandaşların hareket yaşını ölçeceklerini belirterek, insanların biyolojik ve fiziksel kapasitelerini korumalarının sağlıklı yaşam için büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<p>Kas gücü, denge ve fiziksel dayanıklılığın yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Memişoğlu, düzenli hareketin birçok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<h2><strong>Geçen Yılki Kampanya Dikkat Çeken Sonuçlar Verdi</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın geçen yıl yürüttüğü kilo farkındalığı çalışmaları da önemli sonuçlar ortaya koydu. Milyonlarca kişinin boy ve kilo ölçümlerinin yapıldığı uygulamada, ihtiyaç duyan vatandaşlar sağlıklı yaşam merkezlerine yönlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman desteği alan vatandaşların yüzlerce tonluk toplam kilo kaybına ulaştığı belirtilirken, sağlıklı beslenme ve düzenli yaşam alışkanlıklarının toplum sağlığı üzerindeki olumlu etkileri dikkat çekti.</p>

<h2><strong>Türkiye Genelinde 348 Sağlıklı Hayat Merkezi Hizmet Veriyor</strong></h2>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 348 Sağlıklı Hayat Merkezi aracılığıyla vatandaşlara ücretsiz danışmanlık ve sağlık hizmetleri sunulduğunu söyledi.</p>

<p>Merkezlerde diyetisyen desteğinden fizyoterapi hizmetlerine, kanser taramalarından çocuk gelişimi danışmanlığına kadar çok sayıda hizmet veriliyor. Vatandaşlar hem aile hekimleri aracılığıyla hem de MHRS üzerinden bu merkezlerden randevu alabiliyor.</p>

<h2><strong>Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</strong></h2>

<p>Konuşmasında koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine de değinen Memişoğlu, geçtiğimiz yıl milyonlarca vatandaşın kanser taramasına davet edildiğini ve binlerce kişinin hastalığının erken evrede tespit edilerek tedavi sürecine alındığını açıkladı.</p>

<p>Erken teşhisin birçok hastalıkta yaşam şansını artırdığına dikkat çeken Memişoğlu, vatandaşların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>Sağlıklı Yaşam İçin Vatandaşlara Çağrı</strong></h2>

<p>Program kapsamında çeşitli fiziksel performans testlerine katılan Bakan Memişoğlu, daha sonra bisiklet sürerek ve vatandaşlarla spor aktivitelerinde bulunarak kampanyaya destek verdi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, bir ay sürecek uygulama boyunca vatandaşların hareket yaşını belirleyerek düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve aktif yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasını hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/kaslariniz-kac-yasinda-saglik-bakanligi-turkiye-genelinde-yeni-kampanya-baslatti</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/06/a-a-20260611-41637199-41637185-s-a-g-l-i-k-b-a-k-a-n-i-m-e-m-i-s-o-g-l-u-h-a-r-e-k-e-t-y-a-s-i-n-i-o-g-r-e-n-s-a-g-l-i-k-l-i-y-a-s-a-k-a-m-p-a-n-y-a-s-i-t-a-n-i-t-i-m-e-t-k-i-n-l-i-g-i-n-d-e-k-o-n-u-s-t-u.jpg" type="image/jpeg" length="58546"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keneye Karşı Alarm! Uzmanlardan Hayati Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/keneye-karsi-alarm-uzmanlardan-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/keneye-karsi-alarm-uzmanlardan-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte doğada daha sık görülmeye başlayan keneler, vatandaşlar için yeniden önemli bir sağlık tehdidi haline geldi. Özellikle kırsal alanlar, piknik bölgeleri ve yeşil alanlarda artış gösteren kene vakaları nedeniyle uzmanlar dikkatli olunması çağrısında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ekrem Kireçci, sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kene hareketliliğinin arttığını belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte vatandaşların açık alanlarda daha fazla vakit geçireceğine dikkat çeken Kireçci, özellikle kırsal bölgelerde, tarım arazilerinde, bağ-bahçe ve piknik alanlarında daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kenelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Kireçci, doğaya çıkarken açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması ve dönüşte mutlaka vücudun detaylı şekilde kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, kenenin vücuda tutunması halinde bilinçsiz müdahalelerden kaçınılması gerektiğini belirterek, kenenin kolonya, sigara, kimyasal madde ya da farklı yöntemlerle çıkarılmaya çalışılmasının risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Böyle bir durumda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasının hayati önem taşıdığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basit ancak etkili önlemlerle kene kaynaklı sağlık risklerinin büyük ölçüde önüne geçilebileceğini belirten uzmanlar, özellikle çocuklar ve yaşlıların açık alan ziyaretleri sonrası daha dikkatli kontrol edilmesi gerektiğini hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kahramanmaraş, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/keneye-karsi-alarm-uzmanlardan-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/05/thumbs-b-c-5f19944f3cd57821c0ddc53e29427fdb-1.jpg" type="image/jpeg" length="13959"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola Salgınında DSÖ'den Endişelendiren Açıklama! Aşı İçin Aylarca Beklemek Gerekebilir]]></title>
      <link>https://www.aksutvhaber.net/ebola-salgininda-dsoden-endiselendiren-aciklama-asi-icin-aylarca-beklemek-gerekebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aksutvhaber.net/ebola-salgininda-dsoden-endiselendiren-aciklama-asi-icin-aylarca-beklemek-gerekebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yayılan nadir Ebola türüne ilişkin endişe verici açıklamada bulundu. Uluslararası acil durum ilan edilen salgında vaka sayısı artarken, geliştirilen aşının hazır hale gelmesinin 9 aya kadar sürebileceği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya, yeni bir salgın tehdidini yakından takip ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti merkezli yayılan Bundibugyo türü Ebola virüsü nedeniyle kritik uyarıda bulundu.</p>

<p>DSÖ yetkilileri, bu nadir Ebola türüne karşı geliştirilen aşı çalışmalarının henüz erken aşamada olduğunu ve etkili bir aşının hazır hale gelmesinin 6 ila 9 ay sürebileceğini açıkladı.</p>

<h2><strong>Uluslararası Acil Durum İlan Edildi</strong></h2>

<p>Salgının büyümesi üzerine DSÖ, Ebola nedeniyle uluslararası önemi haiz halk sağlığı acil durumu ilan etti.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, şu ana kadar:</p>

<ul>
 <li>600 şüpheli vaka</li>
 <li>139 şüpheli ölüm</li>
</ul>

<p>bildirildiğini açıkladı.</p>

<p>Yetkililer, gerçek sayıların daha yüksek olabileceğini değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Salgının Merkezi Demokratik Kongo</strong></h2>

<p>Salgının merkez üssü, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Ituri bölgesi olarak gösteriliyor. Kesinleşen vakaların yalnızca burada değil, Kuzey Kivu bölgesinde de görüldüğü belirtildi. Komşu ülke Uganda’da da 2 kesin vaka tespit edildiği, bu kişilerden birinin yaşamını yitirdiği açıklandı.</p>

<h2><strong>Sağlık Sistemi Alarm Veriyor</strong></h2>

<p>Bölgeden gelen bilgiler sağlık altyapısının ciddi baskı altında olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle altın madenciliği yapılan yerleşim alanlarında sağlık merkezlerinin dolduğu ve yeni şüpheli vakalar için kapasitenin yetersiz kaldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), bölgedeki sağlık tesislerinin kritik noktaya ulaştığını duyurdu.</p>

<h2><strong>Aşı Çalışmaları Devam Ediyor</strong></h2>

<p>DSÖ Danışmanı <strong>Dr. Vasee Moorthy</strong>, iki farklı aşı adayının geliştirilme aşamasında olduğunu açıkladı. Ancak bu adayların henüz klinik deney süreçlerinden geçmediği bildirildi. Uzmanlar, ikinci aşı adayının daha hızlı ilerleyebileceğini ancak belirsizliklerin sürdüğünü belirtiyor.</p>

<h2><strong>Pandemi Seviyesinde mi?</strong></h2>

<p>DSÖ, mevcut Ebola salgınının şu aşamada <strong>küresel pandemi seviyesinde olmadığını</strong> vurguluyor.</p>

<p>Risk değerlendirmesinde:</p>

<ul>
 <li><strong>Ulusal düzeyde yüksek</strong></li>
 <li><strong>Bölgesel düzeyde yüksek</strong></li>
 <li><strong>Küresel düzeyde düşük</strong></li>
</ul>

<p>risk seviyesi öngörülüyor.</p>

<p>Ancak uzmanlar, sınır geçişleri ve sağlık altyapısındaki zorluklar nedeniyle sürecin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aksutvhaber.net/ebola-salgininda-dsoden-endiselendiren-aciklama-asi-icin-aylarca-beklemek-gerekebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aksutvhabernet.teimg.com/crop/1280x720/aksutvhaber-net/uploads/2026/05/koronavirus-asi-koronavirus-asisi-yerli-asi-1476960.jpg" type="image/jpeg" length="15821"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
