Siyasetin Ölçüsü Koltuk Değil, Millete Hizmettir

Siyaset; alkış toplama sanatı değil, milletin yükünü omuzlama sorumluluğudur. Koltuğa oturmak tek başına bir başarı değildir. Gerçek başarı, oturulan makamı milletin derdine çare, devletin geleceğine umut hâline getirebilmektir. Makamlar geçicidir; geride bırakılan eserler, kazanılan gönüller ve edilen hayır duaları ise kalıcıdır.

Abone Ol

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği, "Millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik." sözü, yalnızca bir siyasi söylem değil; bir yönetim anlayışının, bir dava ahlakının ve millete bakışın özeti olmuştur. Bu anlayışta makam bir imtiyaz değil, ağır bir sorumluluktur. Çünkü her makam, sahibinin değil, milletin emanetidir.
Ne var ki zaman zaman bu anlayışın ruhundan uzaklaşan görüntülerle de karşılaşılmaktadır. Seçim dönemlerinde sokak sokak gezen, vatandaşın kapısını aşındıran, her gönle dokunmaya çalışan bazı isimler; görev aldıktan sonra milletle aralarına görünmez duvarlar örmektedir. Vatandaşın telefonuna çıkmayan, derdini dinlemeyen, sadece protokol programlarında boy gösteren bir siyaset anlayışı; hizmet siyasetinin ruhuyla bağdaşmaz.

Oysa AK Parti'nin kuruluş felsefesi, milletin içinde olmak, milletle yürümek ve milletin duasını almaktır. Bu hareketin mayasında kibir değil tevazu; gösteriş değil eser; mazeret değil hizmet; makam sevdası değil dava şuuru vardır.

Bugün milletin beklentisi son derece nettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyona ayak uyduran; gece gündüz çalışan, vatandaşın kapısını çalan, esnafın hâlini soran, gençlerin umutlarına ortak olan, yaşlıların duasını alan, şehrinin her meselesini kendi meselesi gören yöneticiler görmek istemektedir.

Hiç kimse sadece taşıdığı unvanla başarılı sayılamaz. Milletvekili olmak tek başına başarı değildir. Belediye başkanı olmak başarı değildir. İl başkanı veya ilçe başkanı olmak da başarı değildir. Başarı; bulunduğu makamı milletin hizmetine dönüştürebilmektir.

Bir milletvekili, seçildiği şehrin sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde güçlü bir şekilde dile getirmiyorsa...

Bir belediye başkanı, seçim döneminde verdiği sözleri unutarak günü kurtarmaya çalışıyorsa.

Bir il veya ilçe başkanı, teşkilatın kapısını millete değil de sadece belli çevrelere açıyorsa; vatandaşın derdine kulak vermek yerine dar bir kadronun sesine kulak veriyorsa, orada artık teşkilatçılık değil, dava şuurundan uzaklaşma var demektir, orada artık millete hizmet değil, makam anlayışı hâkim olmuş demektir.

Orada durup samimi bir vicdan muhasebesi yapmak kaçınılmazdır.

Bunun hesabı sorulmayacak mı? Elbette sorulacak! Önce Sayın Cumhurbaşkanımız, hizmet anlayışına ve dava bilincine ne kadar sadık kalındığını değerlendirir; ardından seçim günü geldiğinde son sözü sandıkta aziz milletimiz söyler. Çünkü milletin emanetinin gerçek sahibi yine millettir. Çünkü milletin verdiği yetki, kişisel itibar kazanmak için değil; milletin geleceğine hizmet etmek için verilmiştir. Makamlar, kişiyi büyütmez. Makamı büyüten; onu taşıyan insanın ahlakı, çalışkanlığı, samimiyeti ve milletine olan sadakatidir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllardır Türkiye'nin dört bir köşesine hizmet ulaştırmak için büyük bir mücadele ortaya koyarken; aynı heyecanı ve aynı fedakârlığı kendi kadrolarından beklemekte milletimizin en doğal hakkıdır. Liderin ortaya koyduğu vizyon, ancak onu aynı inanç ve gayretle uygulayan kadrolarla anlam kazanır. Aksi hâlde en güçlü vizyon bile sahada karşılık bulamaz.

Millet artık mazeret dinlemek istemiyor. Bahane üreten değil çözüm üreten, fotoğraf veren değil eser bırakan, protokol peşinde koşan değil vatandaşın kapısını çalan siyasetçiler görmek istiyor. Çünkü milletin hafızası güçlüdür. Kim çalışıyor, kim sadece görünmeye çalışıyor; bunu en iyi bilen yine millettir.

Unutulmamalıdır ki siyasetin gerçek sahibi millettir. Sandık günü geldiğinde vatandaş yalnızca partiye değil; adayın karakterine, dürüstlüğüne, çalışkanlığına, ulaşılabilirliğine ve hizmet anlayışına da not vermektedir. Milletin vicdanında karşılığı olmayan hiçbir siyasi başarı uzun ömürlü değildir.

Hiçbir makam sonsuza kadar sürmez. Hiçbir koltuk ebedî değildir. Gün gelir unvanlar değişir, görevler sona erer. Ancak geride bırakılan hizmetler, inşa edilen eserler, kazanılan gönüller ve alınan hayır duaları nesiller boyunca yaşamaya devam eder.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın temsil ettiği hizmet siyaseti anlayışı, yalnızca meydanlarda yapılan konuşmalarda değil; milletvekilinden belediye başkanına, il başkanından ilçe başkanına kadar görev üstlenen herkesin davranışlarında, çalışmalarında ve hizmet anlayışında karşılığını bulmalıdır. Makamını hizmet için kullananlar milletin gönlünde yer edinir; makamını şahsi itibarının aracı hâline getirenler ise zamanla milletin vicdanında karşılığını bulur.

Çünkü siyaset; koltukları koruma yarışı değildir. Siyaset, milletin duasını kazanma mücadelesidir. Siyaset bir kariyer değil, ağır bir emanettir. O emanetin yükünü taşıyabilmek için bilgi gerekir. Liyakat gerekir. Cesaret gerekir. Ve her şeyden önce, millet sevgisi gerekir.

Gerçek siyasetçi, makamın verdiği güçle değil; milletin gönlünde kazandığı güvenle büyür. Unvanlar zamanla unutulur, tabelalar değişir, koltuklar el değiştirir. Fakat millete samimiyetle hizmet edenler, ardında eser bırakanlar ve gönüllere dokunanlar daima saygıyla anılır.

Ve unutulmamalıdır ki; koltuklar bir gün boşalır, isimler değişir. Ancak millete sadakatle hizmet edenler, geride bıraktıkları eserlerle ve gönüllerde bıraktıkları izlerle yaşamaya devam ederler.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-2652272791524659">