Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından organize edilen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) görkemli bir törenle başladı.
"Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" ana temasıyla gerçekleştirilen sempozyumun açılışına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ve çok sayıda uluslararası akademisyen katıldı.
"Mesele Ne Kadar Güçlü Olduğumuz Değil, O Gücü Nasıl Kullandığımızdır"
Törende konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, insanlığın çok katmanlı krizler döneminden geçtiğini ifade etti. Dünyanın teknoloji ve servet bakımından zirve noktada olduğunu fakat anlam ve adalet krizinin derinleştiğini vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Dünyanın bir ucundan diğer ucuna saniyeler içerisinde ulaşabiliyoruz. Ama bütün imkanlar adaleti, huzuru ve anlamı aynı ölçüde maalesef büyütmedi. Demek ki mesele ne kadar güçlü olduğumuzdan, ne kadar gelişmiş olduğumuzdan ibaret değil. O gücü ve gelişmişliği ne için ve nasıl kullandığımız da önemli. İnsan hayatını hangi ölçüye göre yaşayacak? Bugün yaşanan krizlerin temelinde işte bu mizan ve ölçü problemi yatıyor."
"BM'deki Siyasi Kararın Bedelini Gazzeli Çocuk Ödüyor"
Çifte standartlı küresel sisteme ve BM Güvenlik Konseyi'nin yapısına sert eleştiriler getiren Bilal Erdoğan, Filistin ve Ukrayna örnekleri üzerinden dünyadaki adaletsizliği gözler önüne serdi:
-
BMGK'daki Veto Çarkı: "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde 5 daimi üyenin veto yetkisi, dünyadaki tüm ülkelerin iradesinin önüne geçebiliyor. Bir salonda alınamayan kararın karşılığı, binlerce kilometre ötede bombardıman altında kalan bir Gazzeli çocuk olabiliyor."
-
Medyanın İki Yüzlülüğü: "Ukrayna-Rusya savaşı ile Gazze soykırımını aynı dönemde yaşarken, Batı medyasının bu iki olaya yaklaşımındaki dengesizliği ve taraflılığı hep birlikte izledik. Adalet, karşıdaki insanın kimliğine veya pasaportuna göre değişemez."
Tüketim Çılgınlığı ve Yapay Zeka Riski
Konuşmasında günlük yaşamın ve teknolojinin bozduğu dengelere de değinen Erdoğan; ısraf, teknoloji bağımlılığı ve yapay zeka ahlakına dair şu mesajları verdi:
"Teknoloji bize neyi yapabileceğimizi söylüyor fakat her yapabildiğimiz şeyi, yapmamız gerekip gerekmediği sorusuna teknoloji cevap vermiyor. Bugün yapay zekanın gelişiminde 'Kurallar nasıl olmalı?' konusunda dünya ittifak etmiş değil. Yapay zekayı sadece teknoloji için, geliştirmiş olmak için geliştirmek durumuyla karşı karşıyayız. Bu geliştirmenin neticesinde toplumlar nasıl etkilenecek, sosyal ilişkiler nasıl etkilenecek, insan ırkı nasıl etkilenecek? Bunun üzerine çalışma yapmaya, kafa yormaya fırsatımız dahi olmuyor. Dolayısıyla burada ahlaka, hikmete ve mizana ihtiyacımız var."
Aynı evde yaşayan bireylerin bile ekranlar yüzünden birbirinden koptuğunu belirten Erdoğan, gençlerin "bağlantıda olmayı bağ kurmak sanarak" yalnızlaştığını ve hayatın amacını keşfetmesi gerektiğini vurguladı.
60 Ülkeden Dev Katılım
Sempozyumun detaylarını paylaşan Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bayram Özer ile İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı Said Yüce, organizasyonun bilimsel boyutuna dikkat çekti:
-
60 Ülke, 448 Kurum: Sempozyuma toplam 668 tebliğ özeti başvurusu yapıldı.
-
262 Sunum: Değerlendirmeler sonucu kabul edilen 262 tebliğ, 3 gün boyunca 11 salonda sunulacak.
-
4 Dilde Oturum: Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça dillerinde 67 ayrı oturum gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla kapılarını açan sempozyum, 6 Ekim tarihine kadar İstanbul'da oturumlarına devam edecek.




