Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çocukların tablet, telefon ve televizyon karşısında geçirdiği süre gün geçtikçe uzuyor. Ancak uzmanlar, ailelerin bu süreci yönetirken düştüğü en büyük hatanın sadece "saat hesabına" odaklanmak olduğunu ifade ediyor.
Bağımlılık Danışmanı Meltem Sarıgül, çocukların ekranla kurduğu ilişkinin niteliğine ve bu kullanımın günlük davranışlara yansımasına dikkat çekilmesi gerektiğini belirtti.
Süreden Ziyade Ekranla Kurulan İlişki Önemli
Çocukların ekran karşısındaki zamanının tek başına bir ölçüt olmadığını ifade eden Bağımlılık Danışmanı Meltem Sarıgül, asıl bakılması gereken noktanın dijital araçların çocuğun sosyal ve duygusal yaşamını nasıl etkilediği olduğunu kaydetti.
Çocukların ekranı yalnızca eğlence ve vakit geçirme aracı olarak görmediğini vurgulayan Sarıgül; zaman zaman duygusal ihtiyaçların, yalnızlığın veya can sıkıntısının bastırılması amacıyla da ekrana yönelinebildiğini belirtti. Ailelerin, çocuğun bu yöneliminin altında yatan temel nedenleri anlaması gerektiği ifade edildi.
"Ekranı Aniden Kapatmayın": 10 Ve 5 Dakika Formülü
Ekran kullanımını sonlandırma aşamasında ailelerin en sık kriz yaşadığı anlara değinen Meltem Sarıgül, cihazları aniden kapatmanın çocukta tepkiselliğe yol açabileceğini aktardı.
Çocuklara kalan sürenin hatırlatılmasını öneren Sarıgül, “10 dakikan kaldı”, “5 dakikan kaldı” gibi uyarılarla çocukların sürecin sona ereceğini bilmesinin sağlanabileceğini belirtti.
Ekran Dışı Yaşamı Destekleyen Alternatifler Üretilmeli
Uzmanlar, çocukların dijital dünyadan uzaklaşabilmesi için aile içi iletişimin ve alternatif aktivitelerin kritik rol oynadığını savunuyor. Ekran kullanımına açık ve anlaşılır sınırlar koyarken, çocukla kurulan bağın güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte nitelikli zaman geçirmesinin önemine değinen uzmanlar; kutu oyunları, birlikte kitap okuma saatleri, açık hava yürüyüşleri ve sosyal faaliyetlerin ekran dışındaki gerçek yaşamı çekici kıldığını belirtiyor.





