İran’dan 5 Maddelik Barış Şartı
İran devlet medyasına yansıyan bilgilere göre Tahran yönetimi, savaşın sona ermesi için 5 temel şart belirledi.
Bu şartların başında, İran’a yönelik tüm saldırı ve suikast girişimlerinin tamamen durdurulması yer alıyor.
Ayrıca İran, olası yeni saldırıların önüne geçecek uluslararası güvence mekanizmalarının oluşturulmasını ve savaş nedeniyle oluşan zararların tazmin edilmesini talep ediyor.
Hürmüz Boğazı Vurgusu Öne Çıktı
Tahran yönetiminin en dikkat çeken taleplerinden biri ise Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarının uluslararası düzeyde kabul edilmesi oldu.
Bununla birlikte İran, yalnızca kendi topraklarında değil, bölgedeki tüm çatışma hatlarında ve müttefik unsurlar için de ateşkes sağlanmasını istiyor.
ABD’den 15 Maddelik Plan İddiası
İran’ın taleplerine karşılık ABD cephesinden de kapsamlı bir plan gündeme geldi.
İddialara göre ABD Başkanı Donald Trump, sürecin sonlandırılması için 15 maddelik bir yol haritası hazırladı ve bir aylık geçici ateşkes önerdi.
Planın Pakistan üzerinden İran’a iletildiği öne sürüldü.
Washington’un Talepleri Net
ABD’nin masaya koyduğu maddelerde şu başlıklar öne çıkıyor:
- İran’ın nükleer faaliyetlerinin tamamen durdurulması
- Nükleer tesislerin devre dışı bırakılması
- Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılması
- Füze programına sınırlama getirilmesi
- Bölgedeki silahlı gruplara verilen desteğin kesilmesi
Bu şartların kabul edilmesi halinde ABD’nin yaptırımları kaldırabileceği belirtiliyor.
Diplomasi Ve Askeri Hareketlilik Aynı Anda
Diplomatik temaslara rağmen sahadaki askeri hareketlilik dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları geçici olarak durdurduğunu açıklarken, İran tarafı doğrudan müzakere iddialarını reddetti.
Buna karşın Washington yönetiminin bölgeye askeri takviye yapmaya devam ettiği ve yaklaşık 2 bin askerin sevki için hazırlık yapıldığı ifade ediliyor.
Kritik Süreçte Gözler Hürmüz Boğazı’nda
Enerji ticaretinin kalbi olarak görülen Hürmüz Boğazı üzerindeki gelişmeler, yalnızca bölgeyi değil küresel piyasaları da doğrudan etkiliyor.
Tarafların talepleri arasındaki sert farklılıklar, sürecin kolay ilerlemeyeceğini gösterirken, olası bir anlaşma ihtimali ise dünya kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.