Türkiye’yi sarsan 6 Şubat depremlerinin ardından toplanan devasa yardımlarla ilgili başlatılan adli süreçte sular durulmuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Ahbap Derneği’ne toplanan milyonlarca liralık bağışın usulsüz şekilde aktarıldığı iddiasını içeren soruşturmada yeni bir perde açıldı. Aralarında sanatçı Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’un da yer aldığı 28 şüphelinin tutuklandığı dev soruşturma kapsamında ünlü gazeteci Fatih Portakal, ifade vermek üzere İstanbul Adliyesi’ne geldi.
Savcı Sordu: "Neden AFAD ve Kızılay Değil de Ahbap?"
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde savcı karşısına çıkan Fatih Portakal’a, yayınlarında izleyicileri neden devlet kurumları yerine Ahbap Derneği’ne yönlendirdiği soruldu. Portakal'a, "Yapmış olduğunuz yayınlarda 6 Şubat depreminden sonra Türkiye genelinde deprem bölgesine yardımların toplanarak gönderildiği aşamada devlet kurumu olan AFAD'a ve Kızılay'a güvenmediğiniz, bu kurumlara yardım yapmayacağınız, onun yerine soruşturmaya konu olan Ahbap Derneği'ne yardım yapacağınıza dair ve insanları da bu derneğe yardım yapmaya yönlendirici beyanlarınız tespit edilmiştir. Yardım yapmak isteyen kişilerin neden özellikle bu derneğe yönlendirdiniz?" sorusu yöneltildi.
Kendisine sorulan derneğin kamuoyu nezdinde olumlu algıya sahip olduğunu, kuruluş aşamasından Kahramanmaraş merkezli depremlere kadar dernek hakkında adli veya idari soruşturma olmadığını söyleyen Portakal şu ifadeleri kullandı:
"Ben yapmış olduğum yayınlarda, Babala TV ve Ahbap üzerine beyanlarda bulundum ve yayınlarımda bu kişilere yer verdim ancak buradaki kastım toplanan yardımların insanlara ulaştırılmasına yardımcı olmaktı. Bu şahıslara sınırsız bir güvenim söz konusu değildi. Deprem dönemindeki hassasiyet duyguları, söz konusu derneğin kamuoyu nezdinde muteber bir yapı olması, derneğin yöneticisi olan Haluk Levent'in yapılan anketlerde ülkede en çok güven duyulan kişi olarak gözükmesi sebebiyle Ahbap Derneğine yardım yapılması konusunda lehine beyanlarım söz konusu olmuştur."
Portakal, felaket anında ihtiyaç sahipleri ile yardım etmek isteyenler arasında sadece bir köprü kurmayı amaçladığını vurgulayarak, "Derneğin o dönemde olumlu bir algısı vardı ve hakkında hiçbir adli soruşturma yoktu. Ben sadece Ahbap’ı değil, AFAD ve Kızılay’ın da liste ve ihtiyaçlarını yayınlarımda paylaştım" dedi.
Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur Açıklaması: "İlişkim Mesleki Sınırlar İçindeydi"
Şüphelilerle kişisel ya da ticari bir bağının bulunmadığını belirten Portakal, Haluk Levent’i sanatçı, Oğuzhan Uğur’u ise yayıncı kimliğiyle tanıdığını ifade etti. Levent ile hiçbir zaman yüz yüze gelmediğini, geçmişte sadece 1-2 kez haber amaçlı telefonda görüştüklerini aktaran Portakal, şahsi olarak derneğe bir bağış yapmadığını, yardımlarını her zaman doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı tercih ettiğini söyledi.
Portakal "Söz konusu derneğin yöneticisi olan Haluk Levent ile ilgili geçmişte karşılıksız çek konusunda birkaç olumsuz duyum almıştım ancak bu konuyu detaylı olarak araştırmadım. Söz konusu derneğe şahsi olarak herhangi bir bağışta bulunmadım. Ben yardımlarımı doğrudan ihtiyacı olan kişilere bizzat yapıyorum. Haluk Levent ile herhangi bir ticari ilişkim veya aramızda bir para alışverişi söz konusu olmamıştır." dedi.
"Büyük Bir Güven Duyduğum İçin Pişmanım"
Fatih Portakal, sürecin geldiği noktadan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Normal şartlarda her şeyi sorgulayan bir yapıda olduğunu söyleyen ünlü sunucu, şu ifadeleri kullandı:
"Söz konusu derneğe ve yöneticisine duyulan yüksek güven nedeniyle yayınlarımda destekleyici beyanlarım oldu. Ancak toplanan paraların nereye harcandığını o günkü şartlarda denetleme gereği duymadım. Bu konuda kendime kızgınım. Geldiğimiz aşamada bu derece güven duyduğum için pişmanım. Bu insanlar iyi niyetlerimizi sömürdüğü için kendime üzülüyorum."
Toplanan paraların akıbetini gördükçe derin bir sorumluluk hissettiğini belirten Portakal, gerekirse kamuoyundan ve izleyicilerinden özür dilemeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Portakal, "Bu nedenle özür dilemek gerekirse de bu konuda özür dilemeye hazırım. Bu özür ve pişmanlığımı zaten 16 Temmuz tarihli 'Kime Güvenmek' başlıklı yazımda detaylı bir şekilde dile getirdim. Yukarıda da detaylı şekilde bahsettiğim üzere ben gazetecilik faaliyeti çerçevesinde insanlara yardımların bir an önce ulaşması kastıyla hareket ettim. Bunun haricinde adı geçen şahıslarla herhangi bir yakınlığım söz konusu değildir ve bu insanlardan herhangi bir menfaat elde etmem de söz konusu değildir." şeklinde beyanda bulundu.
Bahis ve Şüpheli Tapu Devirleri MASAK Raporunda!
Soruşturmanın derinleşmesine neden olan detaylar ise dudak uçuklatıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı teknik ve fiziki takipler ile MASAK raporları, bağış parasının izini ortaya çıkardı.
İncelemelerde; dernek çalışanları ve yöneticilerinin mali profilleriyle bağdaşmayan devasa para transferleri gerçekleştirdiği belirlendi. İddianameye yansıyan detaylara göre;
-
Toplanan bağışların bir kısmının şans oyunları ve yasa dışı bahis hesaplarına aktarılarak kaybedildiği,
-
Kısa süreler içerisinde şüpheliler arasında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devri yapıldığı tespit edildi.
Operasyon kapsamında gözaltına alınan 54 kişiden 28'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, derneğin ve şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştu. Soruşturma çerçevesinde daha önce de ünlü isimler Ece Üner, Gökhan Özoğuz ve Öykü Serter’in ifadelerine başvurulmuştu. Yargı sürecinin önümüzdeki günlerde yeni ifadelerle genişlemesi bekleniyor.





