Sivas’ta 2 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen ve Türkiye’nin hafızasına kazınan Madımak Oteli olaylarına ilişkin yargısal sürecin "etkili bir biçimde yürütülmediği" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşınan bireysel başvuru sonuçlandı.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, heyecanla beklenen gündem toplantısında dosyayı esastan görüştü. Yüksek Mahkeme, hayatını kaybedenlerin yakınları tarafından yapılan başvuruda "yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine" oy birliğiyle hükmetti. Karar doğrultusunda başvuruculara manevi tazminat ödenmesine karar verilirken, kararın detaylı gerekçesinin daha sonra açıklanacağı bildirildi.
2014’ten Bu Yana Süren Adalet Mücadelesi
Madımak Oteli'nde yakınlarını kaybeden aileler, iç hukuk yollarının tükenmesi ve yargılamadaki aksaklıklar üzerine 2014 yılında Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu.
Dilekçede öne çıkan kritik hususlar şunlardı:
-
Yargılama sürecinin etkili ve adil biçimde yürütülmediği,
-
Madımak Oteli’nin yakılması eyleminin "insanlığa karşı suç" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği,
-
Bu tür ağır suçların zaman aşımına uğratılamayacağı vurgulanmıştı.
Dosyanın AYM Gündemindeki Uzun Yolculuğu
Bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi’ndeki inceleme süreci yıllara yayılan titiz bir takvimle yürütüldü:
-
29 Haziran 2021: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü dosyayı ilk kez görüştü ve incelemeyi erteledi.
-
14 Aralık 2023: Yüksek Mahkeme başvuruyu yeniden ele alarak değerlendirmeyi bir kez daha erteleme kararı aldı.
-
25 Ocak 2024: İkinci Bölüm, dosyanın önemine binaen başvurunun Genel Kurul’a sevk edilmesine karar verdi.
-
15 Şubat 2024: Genel Kurul gündemine gelen dosyada, zaman aşımı itirazlarına ilişkin ek rapor alınması kararlaştırıldı.
Hazırlanan ek raporun ardından Genel Kurul gündemine son kez gelen dosya, oy birliğiyle alınan ihlal kararıyla sonuçlanmış oldu.
Türkiye Hafızasında Derin Bir Yara: Madımak Olayı
2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında ateşe verilen Madımak Oteli'nde, aralarında aydın, sanatçı, yazar ve ozanların da bulunduğu 37 kişi hayatını kaybetmişti.
Aradan geçen onlarca yıla rağmen toplumsal hafızada tazeliğini koruyan olayla ilgili AYM'nin verdiği bu karar, usul yönünden adil yargılanma ve etkili soruşturma yükümlülüğü açısından kritik bir emsal teşkil ediyor.





