Bakan Kurum, “Şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, iklim eyleminin ana mekanlarıdır” diyerek asrın felaketi sonrası yapılan çalışmalara değindi..
"Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam da bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına dönüştürdük. Bu yol haritasını verimlilik, çevre dostu yapılar, Sıfır Atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kurduk. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine uygun tasarladık; enerji tüketimini yüzde 39, sera gazı emisyonunu yüzde 38 azalttık. Bu yaklaşımı yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilimizin tamamında benimsiyoruz. Tüm bu adımları 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefimiz ve Yeşil Kalkınma vizyonumuzla uyum içinde atıyoruz.
COP31'de, dayanıklı şehirlerin desteklenmesini, uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. Çünkü küresel çapta, binaların emisyonlarını azaltmalıyız. Yeşil bina sertifikasyon sistemlerini güçlendirmeliyiz. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye'nin öncelikleri değildir. Şehirlerin ortak ihtiyacıdır. İnsanlığın ortak geleceğine karşı sorumluluğumuzdur. Ben, bu programın sonunda hazırlanacak Hatay Deklarasyonu'nun dünya şehirleri için tüm insanlık için güçlü bir referans olacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.