İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Yeni Türkiye Eğitim Vakfı'na bağlı Palet Türk Müziği İlkokulu arasında Türk müziği eğitimi alanında işbirliği protokolü imzalandı. İmza töreninin ardından Merkez üyeleri ve Palet Türk Müziği İlkokulu öğrencilerinden oluşan korolar müzik dinletisi sundu.
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Okulun 24 saat yaşayan, Türk müziği kültürünün yeni nesillere aktarılmasını sağlayan bir merkeze dönüştüğünü ifade etti.
Bilal Erdoğan konuşmasında, Palet Türk Müziği İlkokulu'nun kuruluş hikayesini anlatarak, 8 yıl önce hizmet vermeye başlayan okulun bu sene 4'üncü mezunlarını vereceğini dile getirdi.
İmam Hatip okulunda eğitim gördüğü yıllarda enstrümanla tanışma hikayesine de değinen Erdoğan, okulda hemen herkesin gitar, keman, piyano ve bağlamaya ilgi duyduğunu, ancak kendisinin ud eğitimini tercih ettiğini aktardı.
O yıllarda aldığı udu halen odasında muhafaza ettiğini kaydeden Erdoğan, "Ne kadar bir icracı olamasam da zaman zaman öğrenmeye teşebbüs ettim." ifadesini kullandı.
Okulun 24 saat yaşayan, Türk müziği kültürünün yeni nesillere aktarılmasını sağlayan bir merkeze dönüştüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şu anda yeni alınacak sınıfla ilgili yetenek taramalarımızı yapıyoruz. Üsküdar'da kapılarını bize açan bütün anaokullarına gidiyor ekiplerimiz, oradaki öğrencilere bir ön tarama yapıyorlar. O ön taramada tespit edebildikleri çocuklarımız ikinci üçüncü turlar için buraya geliyorlar. Yıl oldu 2 bin çocuk, yıl oldu 1500, yıl oldu 1300, hep böyle binin üzerinde çocuğu 24'e indirmeye çalışıyoruz. Yeteneğine göre kabul ediyoruz, sonra da ailenin mali durumuna göre de burslandırıyoruz. Dolayısıyla tam burslu olan çocuklar var, kısmi burslu olan çocuklar var, ortalama yüzde 55 düzeyinde burslandırma ile çocukları kabul ediyoruz."
Erdoğan, ilkokulu bitirdikten sonra öğrencilerin İstanbul Medeniyet Üniversitesi Amir Ateş Müzik Ortaokulu'nda eğitimlerine devam edebildiklerini aktararak, şöyle devam etti:
"Hepsi konservatuvara devam etsin, hepsi müzik erbabı olmasından ziyade kendi müziğimize, kendi kültürümüze belli bir seviyede, virtüöz olur, üstat olur, acemisi olur, ama hayatında yaşatarak kendi mesleğini icra eden kültür önderleri, entelektüel kişilikler yetiştirmeye çalışıyoruz. Yoksa buradan değil 5 senede 10 senede bir tane Cinuçen Tanrıkorur, Alaeddin Yavaşça çıksa daha başka ne isteriz zaten. Ama bu okul şunu sağlamaya önayak oldu. Normalde Türkiye'de 6 yaşında bir çocuğun müzik yeteneği keşfedilmiş olsa muhtemelen Batı müziğine doğacaktır. Muhtemelen o yoldan birileri onun elinden tutacaktır. Burası 6 yaşında yeteneği keşfedilen çocukların Türk müziğine doğmasına vesile olmaya çalışıyor. İnşallah bugün buradaki tanışma, buradaki işbirliği bu yolda daha sağlam, daha güçlü adımlar atmamıza vesile olur."