GÜNDEM

İş insanı Halit Yukay'ın ölümüne ilişkin dava görüldü| Kıvanç Tatlıtuğ da ifade verdi!

Yalova'dan Bozcaada'ya giderken Balıkesir'in Marmara Adası açıklarında teknesi parçalanan ve daha sonra cesedi bulunan yat üreticisi Halit Yukay'ın ölümüne ilişkin haklarında dava açılan 10 tutuksuz sanığın yargılanmasına devam edildi.

Abone Ol

Halit Yukay, 4 Ağustos'ta "Graywolf" isimli özel teknesiyle Bozcaada'ya gitmek üzere denize açılmış, kendisinden bir süre haber alamayan yakınlarının durumu aynı günün gecesi güvenlik güçlerine bildirmesi üzerine arama çalışması başlatılmıştı.

Sahil Güvenlik ekiplerince Kapıdağ Yarımadası Turanköy açıklarında çekilen görüntülerde, söz konusu teknenin kaza nedeniyle parçalanmış ve yarı batık halde olduğu tespit edilmişti.
Tekne içinde dalış timi tarafından arama yapılmış fakat herhangi bir bulguya rastlanmamıştı.

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, "taksirle ölüme sebep olma" suçlamasıyla tekneye çarptığı ileri sürülen geminin kaptanı C.T. gözaltına alınmıştı. 8 Ağustos günü hakim karşısına çıkan C.T, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, yapılan itiraz üzerine 10 Ağustos'ta tutuklanmıştı. C.T, bir süre tutuklu kaldıktan sonra salıverilmişti.

Taramalı sonar ve ROV cihazlarıyla yapılan arama faaliyetleri neticesinde 23 Ağustos'ta 68 metre derinlikte deniz tabanında tespit edilen ceset, 3 Eylül'de çıkarılmıştı. Bursa Adli Tıp Kurumu morguna getirilen ve DNA eşleşmesinde Yukay'a ait olduğu belirlenen cenaze, 6 Eylül'de İstanbul'da düzenlenen törenin ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'nda toprağa verilmişti.

Erdek 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, Yukay'ın eşi Rania Stypa Yukay, babası Can ve annesi Ayşin Yukay ile oyuncu arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ ve taraf avukatları katıldı.
Duruşmada tercüman aracılığıyla tanık olarak ifade veren Halit Yukay'ın eşi Rania Stypa Yukay, tutuksuz sanıkların kazayı taksirle değil, bilerek yaptıklarını düşündüğünü söyledi.
Tutuksuz sanıkların geminin kontrolünü boş bir şekilde bırakarak kasten ölüme sebebiyet verdiklerini iddia eden Yukay, şöyle konuştu:

"Bu nedenle Halit değil başka bir kişi de ölebilirdi. Kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Kazaya bu şekilde sebep olmalarının yanında olayın ardından yaptıkları manevrayla olayın daha kötü bir hal almasına sebebiyet verdiler. Kurtarma faaliyetlerinin istenilen şekilde neticelenmemesinin sorumlusu da gemi görevlileridir. Bu olay gerçekleştikten sonra üstlerine düşen görevleri yapsalardı, eşim kurtarılabilirdi. Ancak sanıklar bu şekilde davranmamış, müdahale etmemiş. Otopsi raporunda da eşimin boğularak öldüğü sabittir. Olay sonrası liman polisini arayıp yardım isteyebilirlerdi. Eşim 1 ay boyunca denizin dibinde bekledi ve 40 kilogram olarak çıkarıldı. Ben, çocukları ve ailesi onu bir daha göremeyeceğiz."
Yukay'ın annesi Ayşin Yukay da oğlunu kaybettiği için büyük üzüntü yaşadığını ifade etti.


Gemi çalışanlarının oğlunun teknesine çarpıp manevra yaparak gitmesini kabullenemediğini belirten Yukay, "Benim nezdimde bu bir cinayettir ve sanıklar da katildir. Bir filika indirilseydi, bildirimde bulunulsaydı oğlum hemen bulunabilirdi. Oğlum 40 gün denizin dibinde bekledi. Şikayetçiyim." diye konuştu.
Baba Can Yukay da oğlunun iyi bir denizci olduğunu ve vefatının kendisini çok üzdüğünü dile getirdi.

Kıvanç Tatlıtuğ da tanık olarak konuştu

Yukay'ın arkadaşı oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da mahkemede tanık olarak dinlendi. Olay günü Yukay ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini belirten Tatlıtuğ, şöyle devam etti:

"Kendisiyle ailece tatil planlıyorduk. Daha önceden kendisinden tekne almıştım. Tekne aldıktan sonra da çok yakın bir dostluğumuz söz konusu oldu. 4 Ağustos günü kendisi Yalova'dan öğleden sonra 'avara' olduktan sonra önce bizim konuşmamıza istinaden Bozcaada'da o akşam konaklayacaktı. Ertesi gün ise benim yanıma gelmeyi planlıyordu. Kendisiyle birkaç defa karşılıklı telefon açmalarımız söz konusu oldu ama benim anladığım dümen başındayken telefonlara cevap veremedi. Sonra o bana döndü. Tam hatırlayamıyorum ama kendisiyle telefonda konuşmamız oldu. Çok kısa bir görüşmemiz oldu. Sesinden keyfinin yerinde olduğunu anladım. Kendisi gayet olumlu, pozitif durumdaydı. Kısa bir görüşmemiz oldu. Lokasyonunu sordum. O bana Marmara'nın kuzeyinden seyir halinde olduğunu ve her şeyin yolunda olduğunu, takriben birkaç saat sonra da Bozcaada'da konaklayacağını söyledi. Ancak ses gidip geliyordu."


Tatlıtuğ, Yukay'a yerini takip etmek için lokasyon vermesini söylediğine değinerek, "Lokasyonu göndereceğini söyledi, derken son konuşmamız o oldu. Sonra sinyal kesildi. O sinyal kesilince kendimce sinyal kesildi diye bir yorumlamada bulundum." dedi.
Telefon görüşmesinin ardından Yukay'a mesaj attığını anlatan Tatlıtuğ, şunları belirtti:

"Saat 17.09'daki 37 saniyelik telefon konuşmamızın kesilmesinden sonra kendisine 'Kardeş kapandı telefon' yazdım. Nasıl olsa müsait olunca bana tekrar telefon açar dedim. Lakin göndermiş olduğum mesajların da karşı tarafa ulaşılmadığını fark edince içime bir his düştü. Sonra kendisiyle çalışmış olduğu hem de yakından da işbirliği içerisinde olan arkadaşı Eren'e telefon açtım. Durumu bildirdim. Kendisine ulaşamadığımı söyleyerek 'Ama ne olur ne olmaz. Bu bilgi sende kalsın. Ben sana bu bilgiyi vereyim. İlerleyen dakikalarda sen ulaşırsan, ben ulaşırsam tekrar bir istişare içerisine girelim' dedim. Bu görüşmenin üzerinden bayağı bir zaman geçti. Sonra telaş ve panik başladı, derken kolluk kuvvetleri ve arama çalışmalarına başlandı."


"Seyir güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde hareket etmezdi"

Tatlıtuğ, Yukay'ın çok dikkatli ve profesyonel bir tekne kullanıcısı olduğunu, gerekli önlemleri almadan dümenin kontrolünü bırakmadığını söyledi.
Halit Yukay'la görüşmesi hakkında bilgi veren Kıvanç Tatlıtuğ, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sağanak ve rüzgarın içine girmiş gibi bir ses duydum. Kendisiyle uzun zamandır arkadaşlığım var. Halit çok önemli bir durum olmadığı sürece kesinlikle telefonuna cevap vermezdi. Benim gördüğüm, bildiğim, bizzat kendim şahit olduğum dümeni bırakacak bir kaptan, görevini bırakacak bir kaptan değildi. Ayrıca telefonunda ve telefondaki kulaklığında kullandığı bir ortam sesi azaltıcı engelleyici yani gürültü kesici modu olduğu için gürültü gelmez. Ekseriyetle dümen halindeyken, yani seyir halindeyken dümeni bıraktığına ne şahit oldum ne de gördüm. Seyir esnasında seyir güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde hareket etmezdi. Dediğim gibi konuşmamız sırasında sesi gayet rahattı ve dışarıdan herhangi bir gürültü veya uğultu sesi gelmiyordu. Biz bu son görüşmede konuşmaya devam ederken aniden ses kesildi ve bu ses kesilirken sanki sağanak bir rüzgarın içine girmiş gibi bir ses duymuştum. Akabinde görüşmemiz sona erdi."


Taraf avukatlarını dinleyen hakim, gemide keşif yapılmasına gerek olmadığına karar vererek, birinci kaptan C.T'nin adli kontrol kararının devamına, diğer sanıkların da tutuksuz yargılanmalarının devamına, eksik evrak tamamlanması için duruşmanın 8 Mayıs 2026'ya ertelenmesine karar verdi.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-2652272791524659">