Geçtiğimiz günlerde çoğu esnafın gözünden kaçan bir haber çıktı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, patent başvuru ücretlerinde indirim açıkladı. Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğle birlikte ilk kez patent başvurusu yapacak KOBİ'ler başvuru, araştırma ve inceleme raporu ücretlerinde yüzde 75 indirim alıyor. Yapay zeka alanında, yani belirli bir patent sınıfındaki başvurularda ise acil araştırma raporu ücretinde yüzde 50 indirim var.
Haberi okuyan Maraşlı esnafın çoğu şunu dedi: "Patent benim işim değil, ben tencere satıyorum."
Yanlış. Hem de çok yanlış.
Maraş Üretiyor, Ama Ürettiğini Koruyor mu?
Maraş üreten bir şehir. İplik dokuyor, çelik mutfak eşyası basıyor, tarhana kuruyor, dünyanın tanıdığı dondurmayı yapıyor. Üretmeyi biliyoruz.
Peki ya korumayı? Bir ustabaşı tezgahta işi hızlandıran yeni bir aparat geliştiriyor. Bir imalatçı ürününe rakibinden farklı bir çözüm ekliyor. Sonra ne oluyor? İki ay içinde aynısı yan sokakta. Çünkü o yeniliği kimse koruma altına almadı.
İşte patent tam bu yüzden var. Patent, "bu benim, izinsiz kopyalayamazsın" diyebilmenin yasal yolu. Bugüne kadar esnaf buna iki sebeple yanaşmadı: pahalı ve karmaşık. Devlet şimdi ilk engeli kaldırdı. İlk başvuruda dörtte üç indirim, ciddi bir kapı.
Yapay zekayla bir çözüm, bir yazılım, bir sistem geliştirdiyseniz ayrı bir indirim daha var. Yani devlet iki mesaj veriyor aynı anda: "Üret" ve "Ürettiğini koru."
Ama Esnafın Bir Eksiği Daha Var, O Daha Basit
Patent, üreten, yenilik yapan için. Her esnafın her gün derdi değil. Her esnafın her gün derdi olan şey ise çok daha sıradan: kaçan müşteri.
Telefon çalıyor, tezgah başındasınız, açamıyorsunuz. Mesai bitti, dükkan kapandı, arayan müşteri cevap bulamıyor. Instagram'dan mesaj geliyor, üç saat sonra görüyorsunuz, müşteri çoktan başka yere gitti. Büyük para kayıpları çoğu zaman büyük hatalardan değil, bu küçük boşluklardan geliyor.
İyi haber: yapay zeka artık tam da burada işe yarıyor. Ve bunun için mühendis olmanıza gerek yok.
Bugün Türkiye'de geliştirilmiş, işletmenin telefonunu açan, müşteriyle düzgün Türkçe konuşan, randevu alan, soru yanıtlayan, siz uyurken bile çalışan sesli asistanlar var. Ağabeyoğlu Grup'un geliştirdiği Selin bunlardan biri. Mantığı basit: siz işinizi yaparken telefona o bakıyor, hiçbir müşteriyi karşılıksız bırakmıyor.
Yarın Sabah Yapılabilecekler
1. Önce ürettiğinize bakın. İşinizde gerçekten yeni, farklı, kopyalanmasını istemediğiniz bir çözüm var mı? Varsa bir kağıda yazın. İlk patent başvurusundaki yüzde 75 indirim penceresi açık, değerlendirin.
2. Yapay zekayla bir şey geliştirdiyseniz, acil araştırma raporu ücretindeki yüzde 50 indirimi sorun. Başvuruyu TÜRKPATENT'in internet sitesinden ya da bir patent vekili aracılığıyla yapabilirsiniz.
3. Telefonunuzu ölçün. Bir hafta boyunca kaç çağrıyı kaçırdığınızı, mesai dışı kaç kişinin aradığını not edin. Rakamı görünce şaşıracaksınız. İşte sesli asistanın kapatacağı boşluk tam orası.
4. Küçük başlayın. Önce tek bir işi otomatikleştirin: ya telefon, ya randevu, ya fatura. Hepsini bir anda değil. İşe yaradığını görünce genişletirsiniz.
5. Fikrinizi erken açık etmeyin. Patent başvurusundan önce yeni buluşunuzu fuarda, sosyal medyada, rakibin yanında anlatmayın. Koruma başvurudan sonra başlar.
Son Söz
Devlet bu ay iki kapı açtı: ürettiğini korumak ucuzladı, yapay zekayla üretmek teşvik edildi. Bunlar manşet olmayan ama esnafın cebine dokunan haberler.
Maraş üretmeyi hep bildi. Artık iki şeyi daha öğrenmesi gerekiyor: ürettiğini korumak ve ürettiğini satarken tek bir müşteriyi bile kaçırmamak. İkisi de bugün ulaşılabilir. Birini devlet ucuzlattı, diğerini teknoloji.
Fırsat kapıda. Soru şu: açacak mısınız?
Ertuğrul Akben
Yapay Zeka ve Sistem Stratejisti