Enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından ekonominin genel görünümü yeniden gündeme geldi. KMTSO YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI Hikmet Gümüşer, enflasyon verilerinin yanı sıra Brent petrol fiyatları, altın ve döviz piyasalarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini Aksu Haber mikrofonlarına anlattı.
Gümüşer, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin en önemli problemlerinden bir tanesi enflasyon. Sadece Türkiye'nin değil, dünyadaki bütün ülkelerin en büyük sorunlarından biri. Şu an enflasyon verileri ve ikinci sırada da istihdam verileri çok yakından izleniyor. Bunların ekonomiye çok ciddi yansımaları var.
Özellikle ortodoks ekonomi politikalarını benimseyen ülkelerde enflasyonu yenmek için faizleri artırmak gerekiyor. Türkiye'de de yaklaşık iki buçuk, üç yıldır çok yüksek piyasa faizleriyle karşı karşıyayız. Bunun sebebi, bir dönem yüzde 80'leri bulan enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere düşürebilmek için yüksek faiz politikasının uygulanması.
Ancak artık bıçak kemiğe dayandı. Herkes enflasyonun hızlı bir şekilde düşmesini bekliyor. Tam işler rayına girerken ve çekirdek enflasyon düşme eğilimine başlarken savaş durumuyla karşı karşıya kaldık.
Hürmüz Boğazı'ndaki ablukalar ve İran-Amerika gerilimi, Brent petrolü çok ciddi seviyelerde tutuyor. Brent petrolün yüksek olması, ülkemizde birtakım sübvansiyonlar uygulanmasına rağmen motorin ve benzin fiyatlarının yüksek seyretmesine neden oluyor. Akaryakıt, neredeyse bütün sektörlerde maliyetlerin içerisinde yer alıyor. Bu nedenle akaryakıt maliyetleri yüksek oldukça enflasyon hedeflerine ulaşmak zorlaşıyor.
Merkez Bankası enflasyona çok duyarlı bir politika izliyor ve yıl sonu enflasyon rakamlarını güncelliyor. Son güncellemeyle yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28'e revize edildi. Biz yıl başında bu yıl sonu enflasyonunu yüzde 30 olarak tahmin ediyorduk. Merkez Bankası'nın tahmini de piyasa tahminine doğru yaklaşmaya başladı.
Yüzde 28 enflasyon, bunun üzerine yaklaşık yüzde 10 koyduğunuzda yüzde 38 civarında politika faizi anlamına geliyor. Dolayısıyla şu anda yüzde 42 seviyelerindeki faizlerin yıl sonuna kadar bir miktar gevşemesi gündeme gelebilir.
Piyasa faizlerinin gevşemesi Türkiye'deki ticaret trafiğini de artıracaktır. Çünkü birçok firma şu anda banka kredilerine ulaşamıyor. Bunun tek sebebi yüksek faizler değil, aynı zamanda devlet eliyle bankaların sıkılaştırılması da söz konusu. Bankaların rahat bir şekilde kredi vermesi tüketimi teşvik edeceği için mevcut para politikası kapsamında kredi muslukları sıkı tutuluyor.
Enflasyonla mücadele yüksek faizi gerektiren bir süreç. Yüksek faizle mücadeleyi de ekonominin kemoterapisine benzetebiliriz. Şu anda kemoterapinin belki de en zor dozunu aldığımız dönemi yaşıyoruz. Hepimiz hızlı bir şekilde petrol fiyatlarının düşmesini bekliyoruz ki ekonomide bir şeyler normalleşmeye başlasın.
Brent petrol, bazı ateşkes ve barış umutlarıyla 70 dolar seviyelerine kadar geriledi ancak yeniden 82 dolar seviyelerine yükseldi. Bu durum, enflasyon hedeflerini yönetmek isteyen ülkeler açısından oldukça olumsuz.
ÖTV düzenlemesi sayesinde 12-13 Ağustos tarihlerinde akaryakıt fiyatlarında bir düşüş yaşandı. Normalde gerçekleşmesi gereken artış yansıtılmadı, hatta bir miktar düşüş oldu. Ancak hemen ertesi gün gelen artış bu düşüşü de ortadan kaldırdı ve pompa fiyatlarında yaklaşık 1 liralık artış yaşandı.
Brent petrolün seviyesi Türkiye'nin kontrolünde olan bir durum değil. Türkiye petrol üreten bir ülke olmadığı için küresel gelişmelerden etkileniyor ve petrolün büyük bölümünü ithal ediyor. Bu nedenle Brent petroldeki yükseliş ülkemizi de ciddi şekilde etkiliyor.
Hükümetin ani artışlarda vatandaşı korumak amacıyla yaptığı düzenlemeler önemli. Ancak fiyatlar o kadar hızlı yükseliyor ki uygulanan bu fren bile şu anda motorin fiyatlarındaki artışı tamamen engelleyemiyor.
Altın her zaman güvenli liman özelliğini koruyor. Özellikle savaş dönemlerinde daha fazla tercih edilen bir emtia. Son yıllarda Orta Doğu'da yaşanan savaşlar altının ons fiyatını oldukça yukarılara taşıdı. Barış umutlarıyla zaman zaman gerilemeler yaşansa da altın yeniden yükseliş eğilimine girebiliyor.
Altındaki kısa vadeli yükseliş ve gerilemeler, kâr realizasyonu olarak değerlendirilebilir. Yatırımcıların satış yapması piyasadaki altın miktarını artırdığı için fiyatlarda düşüş yaşanabiliyor. Ancak altınla ilgili beklentimiz, yıl sonuna doğru daha önce gördüğü seviyeleri yeniden yakalayabileceği yönünde.
Dolarda ise daha yüksek bir beklenti içerisindeyiz. Amerikan Merkez Bankası'nın faiz politikasındaki değişikliklerle birlikte yıl sonuna kadar faiz artışları gündemde. Faizi artacak olan bir paranın değerinin de yükselmesi bekleniyor.
Euro-dolar paritesinin yıl sonuna kadar 1,15 seviyelerinden 1,12 seviyelerine gerilemesini bekliyoruz. Dolarda küresel ölçekte ve Türkiye'de bir miktar yükseliş öngörüyoruz. Yıl sonu dolar tahminimiz 51 lira seviyelerinde. Euro için ise 60-61 lira seviyelerinde bir beklentimiz bulunuyor."





