Bu köşe yazımı, hayatımın ilk nefesini aldığım, doğup büyüdüğüm, çocukluğumun izlerini taşıyan, yüreğimde her daim yaşayan, hayatımı şekillendiren, anılarımın saklı olduğu ve kalemimden dökülen her kelimeyi Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesi, Akbayır Til köyüme ve sevgili köylülerime ithaf ediyorum.
Yazmak, insanın kendisiyle konuşabildiği en özel yollardan biridir. Bazen kimseye anlatamadığımız duygularımızı bir kâğıda anlatırız, bazen de içimizde sessizce büyüyen düşünceleri satırlara bırakırız. İnsan yazarken sadece kelimeler kurmaz; aynı zamanda ruhunu dinler, kalbinin sesini duyar. Hele hele insanın kendi düşüncelerini yazması, çok güzel bir duygudur ve insana huzur verir. Çünkü yazılan her cümlede biraz duygu, biraz hayal, biraz da insanın kendisi vardır.
Bazı insanlar konuşarak rahatlar, bazıları ise yazarak nefes alır. Kalem bazen en iyi dost olur insana. İçinde biriken sevinçleri, kırgınlıkları, umutları ve hayalleri sessizce taşır. Yazdıkça insan kendini daha iyi tanır; hangi şeye üzüldüğünü, neyi özlediğini, neyi gerçekten istediğini fark eder. Bu yüzden yazmak sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda insanın ruhuna dokunan anlamlı bir yolculuktur. Özellikle gece sessizliğinde yazılan düşünceler, yazılar bambaşka olur. İnsan o an sadece kelimelerle değil, kalbiyle de konuşur. Belki kimse okumayacaktır yazdıklarımı ama yine de yazmak iyi gelir. Çünkü bazı duygular anlatılmak için değil, hissedilmek için yazılır. Ve insan bazen en çok kendi satırlarında kendini bulur.
Yazıya böyle bir giriş yaptıktan sonra, şimdi esas konumuza odaklanabiliriz.
Çok değerli büyüklerim, hocalarım, ağabeylerim, ablalarım, sevgili arkadaşlarım, kardeşlerim. Yaklaşık bir aydan fazla bir süredir burada hep birlikte yazıyor, paylaşıyor ve birbirimizden öğreniyoruz. Bu kısa zaman zarfında, sadece kelimeler aracılığıyla değil, kalpten kalbe bir bağ kurduk. Her satırda bir parça düşüncemizi, bir parça sevgimizi ve bir parça hayallerimizi paylaştık. Bu süreç, bana yalnızca yazmanın değil, aynı zamanda birlikte olmanın, birlikte hissetmenin ve birlikte büyümenin ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Her birinizin varlığı, bu yolculuğu benim için unutulmaz kıldı.
Köyümüzde yaşayan her kabilenin, nesilden nesile anlatılan kendine özgü bir hikâyesi vardır. Bu hikâyeler yalnızca geçmişi anlatmaz; aynı zamanda kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve birbirimize nasıl bağlandığımızı da hatırlatır. Her kabilenin ardında, adı saygıyla anılan, sözü yol gösteren, yaşadıklarıyla insanlara örnek olmuş bir büyüğü bulunur. Onların hatıraları hâlâ sofralarımızda, sohbetlerimizde, düğünlerimizde ve dualarımızda yaşamaya devam eder.
Bu kabileler bizim için sadece bir topluluk değildir; onlar köyümüzün hafızası, birliğimizin temeli ve geçmişten geleceğe uzanan köklerimizdir. Her biri farklı bir emek, farklı bir mücadele ve farklı bir yaşam hikâyesi taşır. Ama bizi birbirimize bağlayan şey, aynı toprağın insanı olmamız, aynı acıları paylaşmamız ve aynı sevinçlerde bir araya gelmemizdir.
Büyüklerimizin bize bıraktığı en değerli miras; saygıyı, dayanışmayı ve birlik içinde yaşamayı bilmektir. Çünkü bir köyü ayakta tutan sadece kerpiç evler ya da tozlu, çamurlu yollar değildir; insanların birbirine duyduğu bağlılık, geçmişine sahip çıkması ve atalarını unutmamasıdır. Bizler de bugün hâlâ her kabilenin değerini bilerek, onların emanet ettiği kültürü ve kardeşliği yaşatmaya devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki köklerini unutan bir toplum, zamanla kendini de unutur.
Köyümüzün tarihi, gelenekleri, kültürü ve anıları, sadece bugünü değil, yarını da şekillendiren değerlerimizdir. Amacımız, bu değerleri bir araya getirip derleyerek gelecek nesillere aktarmaktır. Her taşında, her sokak köşesinde, her tarlasında ve her sohbetinde saklı olan öyküler; geçmişimizi hatırlamak, köklerimizi bilmek ve köyümüzün ruhunu yaşatmak için bizim için çok önemlidir. Bunu yaparken yalnız olmadığımızı bilmek, el ele vererek çalışmak, her bireyin katkısını görmek, aslında köyümüzün dayanışma ve birlik duygusunun en güzel göstergesidir. Eğer bu çabayı birlikte başarabilirsek, sadece bilgi toplamış olmayacağız; aynı zamanda sevgiyle, saygıyla ve gururla anacağımız bir mirası da gelecek nesillere bırakmış olacağız. İşte bu, bizim için en büyük mutluluk ve onurdur.
Bütün amacımız bu: yaşarken öğrendiklerimizi, deneyimlerimizi ve keşfettiklerimizi biriktirmek; kalbimizin ve aklımızın ışığını, zamanın ötesine taşımak. Eğer bizden sonra gelen nesillere bir nebze olsun faydalı olabilecek bilgiler bırakabildiysek, bir iz bırakabildiysek, ne mutlu bize. Hayat, sadece var olmak değil; bir şeyler katabilmek, bir şekilde iz bırakabilmek. Ve işte o an, yaşadığımız her şey anlam kazanıyor.
Bu duygu ve düşünceler ile her birinize yürekten teşekkür ediyorum. Hayatın koşuşturmacasında böylesi anlamlı paylaşımlar, insanın ruhunu besliyor. İnşallah daha güzel içten ve sıcak ortamlarda bir araya gelerek bu anıları çoğaltırız. Sevgi ve saygılarımla!