“Vicdanlı ve dürüst olmak, hesaplı olmaktan iyidir. Hesap insanı makam sahibi yapar da, vicdan daha önemli bir işe yarar; İnsanı insan yapar.”
Bu haftaki köşe yazıma, tarihiyle, kültürüyle, bereketli topraklarıyla, çalışkan ve dürüst insanlarıyla tanıdığımız, Efeler diyarı Aydın Nazilli’den bütün okurlarımın Ramazan-ı Şerif’ini kutlayarak ve hayırlara vesile olmasını dileyerek başlamak istiyorum.
İnsanlık tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri kuşkusuz vicdanlı ve dürüst olmaktır.
Vicdanlı ve dürüst insanlar her zaman huzurlu ve rahat olurlar, pişmanlık duymazlar ve sevgi doludurlar.
“Vicdan” ve “Dürüstlük” denince aklımıza ne geliyor? Kısaca bir göz atalım.
“Vicdan, bireyin kendi niyet ve davranışlarını ahlaki değerlerine göre ölçüp tarttığı içsel bir hakem, ahlaki oto-denetim mekanizması ve iyi-kötü ayrımı yapabilme yeteneğidir. Doğru olanı yapma sorumluluğu hissettiren bu duygu, kişiye iç huzuru veya vicdan azabı yaşatarak uyarır. Hem doğuştan gelen temelleri olduğu hem de çevresel faktörlerle şekillendiği düşünülmektedir.”
“Dürüstlük, bireyin özünün sözüyle bir olması, yaşamın her alanında doğruluktan ayrılmaması, yalan ve riyadan kaçınarak güven inşa etmesidir. Adaletli davranmak, hataları kabul etmek, verilen sözleri tutmak ve kimse görmediğinde bile etik kalmak dürüstlüğün temel yapı taşlarıdır.”
Günümüzde ise modernizmin ahlâkın güncelliğini kaldırması sonucu;
Yalan söylemek prim yapan bir konuma geldi, üçkâğıtçılığa açıkgözlülük denildi, rüşvet yemeyen memura ise enayi gözüyle bakılmaya başlandı.
Hâlbuki dürüstlük bir zevktir.
Ancak bu zevki tadabilmek için bir takım fedakârlıklar yapmamız gerekir.
Örneğin;
Alış-verişte sözümüzde durmak, doğrudan ayrılmamak, hile yapmamak, yalan söylememek.
Eğer bu saydıklarımız bir zorluk ise bu zorlukları yenmek fedakârlık ister.
Dürüstlüğü başarabilmek ise, bize değeri para ile ölçülmeyen bir mutluluk ve huzur verir. Dürüstlük tabiidir, sahtekârlık ve hilekârlık ise doğamıza ve yaratılışımıza zıttır.
Çünkü dürüstlük hayatın tabii akışına uygundur, kişiyi sağlam ve emin adımlarla mutluluğa doğru götürür; dürüst olmamak ise, bizleri zor durumlara düşürür, toplum içinde rezil eder.
Dürüst olmayan kişi, yapmış olduğu sahtekârlıkların ne zaman ortaya çıkacağını, hile ve yalanlarının ne zaman yüzüne vurulacağını bilemez.
Ama bunların bir gün karşısına çıkabileceğinin, yüzüne vurulacağının korku ve endişesi içinde kıvranır durur.
"Bugün aldatan yarın aldanır" diye biz söz vardır hemen hemen hepimizde çok defa duymuşuzdur bu manidar sözü.
Öyle değil mi? Bugün aldatan yarın aldatılmaz mı?
Çünkü aldatmaya çalışan kişiler, zamanla toplumda güvenlerini kaybederler, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de Müslümanların kimseyi aldatmaması gerektiğini ifade ederek şöyle buyurmuştur: "Bizi aldatan, bizden değildir."
Dürüstlük, manevi bir zenginliktir. Çünkü dürüst insanlara herkes güvenir.
Hazreti Ömer ne güzel söylemiş;
“Adalet olmadıkça yönetimin faydası olmaz.
Edep olmadıkça asaletin faydası olmaz.
Cömertlik olmadıkça zenginliğin faydası olmaz
Güven olmadıkça sevincin faydası olmaz.
Kanaat olmadıkça fakirliğin faydası olmaz
Alçak gönüllülük olmadıkça yükselmenin faydası olmaz.”
Bugün toplumumuzda dürüstlük zaafa uğramış durumda, bu sebeple sosyal hayatı bir güvensizlik duygusu sarmıştır, dürüstlükten ayrılmadan da hayatta bir yerlere varmak mümkündür ve bu bir fazilet mücadelesidir.
Neticesi mutlaka maddî ve manevi bakımdan büyük bir kazanç olacaktır.
Dürüst kişi, kendi mutluluğunu başkalarının mutsuzluğunda aramaz.
Aksine, kendi mutluluğunu başkalarının mutluluğunda bulur.
Dürüst kişi, rüşvet alma, adam kayırma gibi gayri ahlaki davranışları benimsemez.
Hak, adalet ve liyakat ölçülerine göre hareket eder.
Böyle dürüst fertlerden meydana gelen toplumlarda ise maddi bakımdan kalkınma, manevi bakımdan da huzur ve güven olur.
Özetle;
Vicdanlı ve dürüst olmak; başkasının haklarına saygı duymayı, sözünde durmayı ve adaletli bir insan olmayı gerektiren temel bir hukuk ve ahlak ilkesidir.
“Vicdan, insanın tek gerçek dostudur. Vicdanını dost bil dinle sözünü Ve bir gün. Aklın ile vicdanın arasında kalırsan eğer, Vicdanını seç! Çünkü aklın çıkarlarını korur. Vicdanın ise insanlığını.” Atakan Korkmaz