Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. Yeri geldi üzüldük, yeri geldi sevindik. Bir yaş daha yaşlandık, Yeni bir yıla girerken (2026) arkamıza dönüp baktığımızda ve hatırladıkça içimizi burkan garibanlık anılarımız var ya insan da duygu seli oluşturur, hey gidi günler hey dedirttirir adeta.

“Zaman hızla akıp geçiyor her şey hatıralarda kalıyor, ömrümüzün yarısı sıkıntı hüzün, yarısı da uykuda heba oluyor, şimdi durup düşünme zamanı ne yaptım bu kısacık ömrümde ne bıraktım yarına, üç beş anıdan başka.”
Betül Öztürk
Hepimizin hafızasında yer etmiş, geçmiş yıllara ait unutulmaz anılar vardır ve ilginçtir ki bu anılar güzel, çirkin, iyi, kötü fark etmez, hatırladığımızda hüzün verir, acı verir, sevinç verir.
Çünkü o anılar bizi çocukluğumuza götürür, gençliğimize götürür, sevdiklerimize götürür. Yaşımız ilerledikçe öylesine çoğalır ki o duygular geçmişe uzandığımızda daha fazla düşünür, daha fazla üzülür, daha fazla duyarlı oluruz.
İyi ya da kötü olsun anılar değerlidir, bizlere bir şeyler katmıştır. Yaşanılan her anımızdan bir şeyler almışızdır, bu sayede büyüyoruz zaten. Yaşayarak ve öğrenerek büyüyoruz. Önemli olan ilerde bir gün geçmişi düşünürken, anıları hatırladığımızda bize ne ve neler hissettirdiğidir. Hala aynı şeyleri hissettirebiliyor olmasıdır.
Acı, tatlı anılar belleğimizde birer birer yerlerini alarak yaşam bulmaya başlar. Yaşadığımız her ilk bir anı değil mi? Yâda ilklerin hayatımıza kattığı renk ve heyecanı anlatmaya hangi kelimenin gücü yeter.
Hayatımızda ilklerin değişmez bir yeri vardır. İlkler hep çok özel ve önemli değil midir?
Yıllar geçse de üzerinden unutulmaz. Yaşadığımız her ilk ise bir anı olarak hafızalarımıza kazınır. Unutamadığınız çocukluktan gençlikten kalma anılarınız var mı? Diye sorsam kim bilir içimizde nasıl fırtınalar kopar, camları açıp haykırışımız gelir belki de.
Hayatta herkesin mutlaka bir anısı vardır. Bu günkü köşe yazımda beni yarım asır öncesine götüren bir anımı anlatacağım. Yaşadıklarımız geçmişte kalır ama anılar hep aklımızda kalır. Herkesin hafızasına kazınmış birçok anısı var işte benimde hafızama kazınmış bir anı.

11-22
Yıl, 1973 Elbistan Mükrimin Halil Lisesi Ortaokul 1. sınıf öğrencisiyim. 25.12.1973 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü vefat etti. Türkçe dersi öğretmenimiz Halil Cesur hocam, yaşıyorsa eğer Cenab-ı Allah’tan sağlıklı ve uzun ömür diliyorum vefat etti ise rahmet diliyorum.
Halil Cesur hocam kendine özgü ve her zamanki sert ve otoriter üslubu ile sınıfa girdi.
“Çocuklar biliyorsunuz bu gün ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü vefat etti, size ev ödevi veriyorum yarın herkes bir gazete alıp Cumhurbaşkanımızın hayatı hakkında bilgi edinecek.” Okul dağıldıktan sonra bende ev ödevimi yapmak ve ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü hakkında bilgi edinmek üzere zamanın gazete bayii Ümmet Yinanç’ın yanına gittim. Gazete fiyatlarını da bilmiyorum hangi gazete kaç lira, kaç kuruş, öğrendim ki günlük gazeteler 1 lira, benim cebimde var 50 kuruş, gazete alamadan boynu bükük bir şekilde eve dönüyorum. Öğrenci evim Kızılcaoba mahallesinde, evimin yolu da lise caddesi üzerinde bulunan Elbistan’ın Sesi gazetesinin önünden geçiyor. Gazetenin önünden geçerken birde baktım ki camda Elbistan’ın Sesi gazetesi asılı. Gazeteyi görünce içimden fiyatını sormak geldi aklıma. İçeri girdim benim yaşlarımda güler yüzlü bir çocuk buyurun gazete mi alacaksınız diye sordu. (akran olduğumuz için o günkü güler yüzlü çocuğun Himmet Göçer olduğunu hatırlıyorum) Evet deyip gazetenin fiyatını sordum 25 kuruş deyince sevinçle bir gazete aldım ödevimi yapmak için yeniden evin yolunu tuttum. Eve geldim gazetenin ön sayfasını okuyorum arka sayfasını okuyorum İnönü’n İ harfi yok. Kendi kendime de soruyorum nasıl olur da Cumhurbaşkanımızın vefatını haber yapmazlar diye. Meğerse o yıllarda Elbistan’ın Sesi gazetesi haftada bir gün yayınlanıyormuş. Ve gazete İsmet İnönü vefat etmeden bir hafta yâda üç, beş gün önce basılmış! Ödevimi yapamadım onamı üzüleyim, 25 kuruşum boşa gitti onamı üzüleyim, nerden bileyim ben o tarihte Elbistan’ın Sesi gazetesinin haftalık olduğunu! Şimdi, yani elli iki yıl sonra (1973-2025) hafızamda unutulmaz bir anı olarak kaldı.

Neden bu kadar özlem duyarız çocukluk yıllarımıza? Çok mu güzel geçmiştir herkesin çocukluğu? Dileğim hayatımız güzel anılarla dolu geçsin. Herkese sağlık, huzur ve mutluluk dolu güzel bir yıl diliyorum.
Elbistan’ın Sesi Gazetesi kurucusu Mehmet Göçer ağabey, o yıllar da herkes okusun diye gazeteyi arkalı, önlü matbaanın camına asar gelen giden okurdu. Yukarıda anlattığım anımı 2015 yılında kaleme aldığı “UN SANDIĞI-6” isimli kitabında yayınlamıştı. Bu vesile ile 2023 yılında kaybettiğimiz Mehmet Göçer ağabeyi bir daha rahmetle ve minnetle anıyorum.
Hoş geldin 2026