Tam 69 yıl önce, 1857'de New York'ta bir tekstil fabrikasında kadın işçiler daha iyi çalışma koşulları için ayaklandı.

Bugün 2026. Fabrikalar değişti, makineler değişti, ama bir şey değişmedi: Kadınlar hala eşit koşullarda mücadele etmek zorunda. Tek fark, bu sefer karşılarındaki makine bir dokuma tezgahı değil, yapay zeka.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde çiçek vermek, sosyal medyada kutlama mesajları paylaşmak güzel. Ama ben bu köşede size başka bir şey sormak istiyorum: Yapay zeka devrimi kadınları içine alıyor mu, yoksa bir kez daha kapının dışında mı bırakıyor?

Rakamlar ne yazık ki ikinci ihtimali gösteriyor.

Rakamlarla Gerçek: Kadınlar Nerede?

Yapay zeka sektöründe çalışanların sadece yüzde 22'si kadın. Bu küresel bir rakam ve son beş yılda neredeyse hiç değişmedi. Üst düzey yönetici pozisyonlarına baktığımızda tablo daha da kötüleşiyor: Yüzde 14'ün altında. Yani yapay zekayı tasarlayan, geliştiren, yöneten insanların ezici çoğunluğu erkek.

Bulut bilişimde kadın oranı yüzde 15. Veri mühendisliğinde yüzde 12. Makine öğreniminde benzer rakamlar. Peki bu ne anlama geliyor? Şu anlama: Yapay zeka modellerini eğiten, veriyi işleyen, algoritmaları kuran ekiplerde kadın sesi eksik. Bir teknolojiyi sadece bir cinsiyet şekillendiriyorsa, o teknoloji herkes için adil olabilir mi?

STEM alanlarında maaş farkı da cabası. Amerika'da erkekler ortalama 85 bin dolar kazanırken, kadınlar 60.800 dolar alıyor. Aradaki fark yaklaşık 15 bin dolar. Aynı iş, aynı yetkinlik, farklı maaş. 2026'da hala bu cümleyi yazmak zorunda olmak başlı başına bir sorun.

"AI Kullanmak Hile Gibi Hissettiriyor"

İşin bir de psikolojik boyutu var ve bence asıl mesele burada. Yapılan araştırmalar ilginç bir tablo ortaya koyuyor: Erkeklerin yüzde 69'u yapay zekayı "değerli bir asistan" olarak görürken, kadınlarda bu oran yüzde 61'de kalıyor. Sekiz puanlık fark küçük gibi görünebilir ama arkasındaki hikaye büyük.

Daha çarpıcı olan şu: Kadınların yüzde 50'si yapay zeka kullanmanın "hile yapmak gibi hissettirdiğini" söylüyor. Yani kadınlar teknolojiyi kullanırken bir suçluluk duyuyor. "Bunu ben yapmalıydım, yapay zeka yaptıysa bu benim başarım değil" düşüncesi. Bu düşünce kalıbı nereden geliyor? Yıllardır kadınlara "iki kat çalışarak kendini kanıtla" mesajı verilmesinden. Bir erkeğin rahatlıkla "verimliliğimi artırdım" dediği yerde, bir kadın "acaba hile mi yaptım" diye sorguluyor.

Bu sadece bir algı meselesi değil. Yapay zeka araçlarını kullanmaktan çekinen kadınlar, iş hayatında giderek dezavantajlı konuma düşüyor. Çünkü yapay zeka artık lüks değil, temel bir iş becerisi haline geldi.

Türkiye'de Durum: Her 5 Kişiden 1'i Kullanıyor Ama...

Türkiye'ye baktığımızda, her beş kişiden biri yapay zeka araçlarını kullanıyor. Ama bu kullanımda erkekler kadınlardan belirgin şekilde önde. Yani küresel eşitsizlik tablosu Türkiye'de de geçerli.

Güzel bir gelişme var: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 5 Mart 2026'da "Yapay Zeka, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Gazetecilik" başlığında bir toplantı düzenledi. Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, yapay zeka başlığıyla güncellendi. Bu önemli çünkü mesele konuşuluyor, masaya yatırılıyor. Ama konuşmakla iş bitmiyor, biliyorsunuz.

Ben Kahramanmaraş'tan bakıyorum. Maraş'ta kadın girişimciliği güçlü bir gelenek. Ev yemekleri, el işi ürünler, küçük ölçekli ticaret. Bu kadınların çoğu sosyal medyayı aktif kullanıyor. Ama yapay zeka araçlarına gelince durum farklı. Geçen ay bir kadın girişimci arkadaşım sordu: "Bu ChatGPT'yi duyuyorum ama ne işime yarar ki?" İşte tam da bu soru, sorunun kendisi. Yapay zekanın ne işe yaradığını anlatamıyorsak, kadınları da erkekleri de kaybederiz. Ama kadınlar zaten bir adım geride başlıyorsa, onları önce bir adım öne taşımamız lazım.

Yapay Zeka Artık İş Yapıyor, Kadınlar Dahil mi?

Bu hafta teknoloji dünyasında iki büyük gelişme yaşandı. OpenAI, GPT-5.4 modelini duyurdu. Apple, yıllardır geliştirdiği Siri asistanını bir kenara bırakıp Google Gemini'ye teslim etti. Bu iki haber tek bir şeyi anlatıyor: Yapay zeka artık size cevap veren bir araç değil, sizin yerinize iş yapan bir sistem.

AI agent dediğimiz yapay zeka ajanları artık bilgisayar kullanabiliyor. E-posta yazıyor, rapor hazırlıyor, veri analizi yapıyor, hatta kod yazıyor. Geçen haftaki köşe yazımda da anlattım: Yapay zeka artık soruya cevap vermiyor, işi yapıyor.

Peki bu yeni dünyada kadınlar nerede olacak? Bu soruyu ciddiye almamız lazım. Çünkü yapay zeka agent'ları rutin işlerin büyük bölümünü devralacak. Muhasebe, veri girişi, içerik üretimi, müşteri hizmetleri. Bu alanlarda çalışan kadın oranı yüksek. Eğer kadınlar yapay zekayı yönetmeyi, yönlendirmeyi öğrenmezse, yapay zeka tarafından "yönetilen" konumuna düşecekler.

Bunu korkutmak için söylemiyorum. Gerçekçi olmak için söylüyorum.

Neden Böyle? Yapısal Sorunlar

Bu eşitsizliğin birkaç temel nedeni var ve hiçbiri kadınların "yeteneksizliğiyle" ilgili değil.

Birincisi, eğitim sistemi. STEM alanlarına yani fen, teknoloji, mühendislik ve matematiğe yönlendirme erkek çocuklara daha erken yaşta başlıyor. "Kızlar matematiği sevmez" gibi bilinçaltı kalıplar hala etkili. Üniversitelerin bilgisayar mühendisliği bölümlerinde kadın oranı yüzde 20'lerin altında.

İkincisi, sektör kültürü. Teknoloji şirketlerinde uzun çalışma saatleri, rekabetçi ortam ve "erkek kulübü" havası kadınları uzaklaştırıyor. Kadınlar sektöre girse bile kalma oranları düşük. İlk beş yılda sektörü terk eden kadın oranı erkeklere göre iki kat fazla.

Üçüncüsü, rol model eksikliği. Bir kız çocuğu yapay zeka alanında başarılı kadın örnekleri görmezse, o alana yönelmesi zor. Haberlerde hep Sam Altman'ı, Elon Musk'ı, Jensen Huang'ı görüyoruz. Peki Fei-Fei Li'yi, Timnit Gebru'yu, Daphne Koller'ı ne kadar konuşuyoruz?

Dördüncüsü, erişim eşitsizliği. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde kadınların teknolojiye erişimi erkeklerden daha kısıtlı. İnternet erişiminden cihaz sahipliğine, dijital okuryazarlıktan eğitim fırsatlarına kadar her adımda kadınlar bir engelle karşılaşıyor.

Ne Yapmalıyız? Somut Öneriler

Sorunları sıralamak kolay. Asıl zor olan çözüm üretmek. Ben birkaç somut öneri sıralamak istiyorum.

Birincisi, AI okuryazarlığını cinsiyetten bağımsız yaygınlaştıralım. Belediyelerin, ticaret odalarının, sivil toplum kuruluşlarının "kadınlara özel yapay zeka atölyeleri" düzenlemesi lazım. Maraş'ta Ticaret Odası bunu yapabilir. Antalya'da belediyeler bunu yapabilir. Ücretsiz, erişilebilir, pratik.

İkincisi, kadın girişimcilere yapay zeka araçlarını tanıtalım. ChatGPT, Gemini, Canva AI, Midjourney gibi araçların onların işine nasıl yarayacağını somut örneklerle gösterelim. "Bu araçla günde 2 saat kazanırsın" demek, "yapay zeka çağına ayak uydur" demekten çok daha etkili.

Üçüncüsü, kız çocuklarını STEM'e teşvik edelim. Bu ailede başlıyor, okulda devam ediyor. Bir kız çocuğuna "sen de yazılımcı olabilirsin" demek, o çocuğun hayatını değiştirebilir. Rol model olmak, rol model göstermek, fırsat yaratmak. Bu kadar basit, bu kadar zor.

Dördüncüsü, "hile" algısını kıralım. Yapay zeka kullanmak hile değil, akıllıca çalışmaktır. Nasıl hesap makinesi kullanmak hile değilse, yapay zeka kullanmak da hile değil. Bu mesajı kadınlara özellikle vermemiz lazım.

Beşincisi, şirketlerde yapay zeka ekiplerine kadın katılımını zorunlu kılalım. Kotaları tartışabiliriz ama sonuç ortada: Kadın olmadan kurulan yapay zeka sistemleri, kadınları dışlayan yapay zeka sistemleri üretiyor. Bu bir tercih değil, bir gereklilik.

Son Söz

1857'de o tekstil fabrikasındaki kadınlar, makinelere karşı değil adaletsizliğe karşı ayaklandı. 2026'da da mesele yapay zekaya karşı olmak değil. Mesele, yapay zekanın kadınlar olmadan şekillendirilmesine karşı olmak.

8 Mart'ta çiçek verin, güzel. Kutlama mesajı paylaşın, güzel. Ama bir de şunu sorun: Evdeki kadın, işteki kadın, okulda okuyan kız çocuğu yapay zekayı tanıyor mu? Kullanabiliyor mu? Kendini bu alanda geliştirebilecek fırsatı var mı?

Yapay zeka kadınları geride bırakıyor mu? Şu an evet. Ama bu kader değil, tercih. Ve bu tercihi değiştirmek hepimizin elinde.

Konuşmak kolay, iş yapmak zor. Ama yapılması gereken iş ortada. Kadınları yapay zekanın kullanıcısı değil, yapay zekanın kurucusu yapmak.