Bir zamanlar Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi gücünün arkasına sığınıp siyaset yapmaya çalışanlar vardı. Kürsülere çıktıkları miting meydanlarında binlerce kişi susar, onların söyledikleri tek bir sözleri bile günlerce konuşulurdu.

Arabalarının etrafını kalabalıklar sarar, gittikleri her yerde alkışlarla karşılanırlardı. Kendilerini güçlü, dokunulmaz ve unutulmaz sanırlardı. Oysa zaman herkese tek bir gerçeği ve doğruyu öğretir, siyasetçi makamdan indiği gün kim olduğunu anlar.

Ve siyasetçi makamdan indiğinde sadece koltuğunu kaybetmez.
Kibir yüzünden sevgisini, hırs yüzünden insanlığını, güç uğruna kendini kaybeder.
Sonunda kendini kaybeden siyasetçi için en büyük yalnızlık başlar.
Hayatın en ağır gerçeği belki de budur.
Bugün alkışlanan herkes, yarın sessizlikle sınanır.
Ve siyasetçiyi yaşatan şey; ne makamdır, ne de şöhret.
Siyasetçiyi yaşatan tek şey, arkasında bıraktığı güzel izdir.

Çünkü siyaset insanın karakterini ortaya çıkaran çok büyük bir aynadır. Gücü eline alan bazıları halka daha çok yaklaşır, bazıları ise halktan uzaklaştıkça yalnızlaşır. En büyük kaybediş de tam orada başlar. Siyasetçi önce samimiyetini kaybeder, sonra çevresini. En sonunda da kendini!
Bir zamanlar korumalarla gezen siyasetçilerin bugün tek başına yürüdüğünü görmek hayatın en sessiz derslerinden biridir. Dün yüzüne bakabilmek için sıraya girenlerin bugün selam vermemesi ne acıdır. Oysa onlar gücün değil, insanların sevgisinin kalıcı olduğunu çok geç öğrendiler.

Ve yıllar geçince geriye ne kalıyor biliyor musunuz?
Ne lüks makam odaları, ne korumalar, ne uzun konvoylar.
Geriye sadece insanların kalbinde bırakılan iz kalıyor.
Bazı isimler hâlâ sevgiyle anılıyor. Çünkü onlar koltukta otururken bile insan kalmayı başardı. Fakirin elini tuttu, yaşlının duasını aldı, gençlerin umudunu kırmadı. İşte bu yüzden makamları bitse bile unutulmadılar. Ama bazıları, bir zamanlar ülkenin en güçlü insanlarıyken şimdi sadece eski gazete manşetlerinde kaldılar. Çünkü halkın kalbine dokunmadan yükselen herkes, zamanı gelince sessizce düşüyor.

Bazıları hâlâ güçlü görünmeye çalışıyor ama içlerinde büyük bir boşluk taşıyor. Çünkü siyasetçiyi ayakta tutan şey sadece makam değildir, seçmenin ona olan inancıdır. Siyasetçi, bir annenin duasında yer bulabildiyse güçlüdür. Bir fakirin gönlünde iyi anıldıysa değerlidir. Yoksa en büyük makam bile siyasetçinin içindeki yalnızlığı susturmaya yetmez.
Siyasette unutulanların çoğu aslında halk tarafından değil, kendi hataları tarafından terk edildi. Kimi kibri yüzünden kaybetti insanları. Kimi adaleti unuttu. Kimi de bulunduğu yeri sonsuz sandı. Oysa hayat, herkesi bir gün kendi sessizliğiyle baş başa bırakıyor.

Siyasette unutulanlar şimdi neredeler biliyor musunuz?
Bazıları tamamen gözden kayboldu, bazıları büyük evlerin sessiz odalarında eski fotoğraflara bakıyor. Kimisi bir zamanlar yanında duran insanların bugün neden aramadığını düşünüyor. Dün telefonları susmayanların şimdi sessizliğe mahkûm olması ne kadar ağır bir şey! Çünkü menfaat için gelen kalabalıklar, güç gidince ilk ayrılanlar oluyor.

Bazıları eski videolarında kendini izliyor şimdi. Yıllar önce verdiği sözleri, meydanlarda attığı büyük cümleleri dinliyor. Belki içinden “Keşke” diyordur. Keşke kibirlenmeseydim. Keşke insanların derdini daha çok dinleseydim. Keşke koltuğu değil, gönülleri korusaydım.

Siyasette unutulanlar şimdi nerede mi?
Bazıları geçmişin gölgesinde yaşıyor.
Bazıları pişmanlıklarının içinde kaybolmuş durumda.
Bazıları hâlâ eski günlerine dönmenin hayalini kuruyor.
Ama en acısı da şu: Bazıları hâlâ neden unutulduğunu anlayamıyor.