Hayat değişiyor… Teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, binalar yükseliyor, insanlar daha çok para kazanıyor.
Fakat bütün bu gelişmelerin arasında, sanki insan olmanın en temel değerlerini yavaş yavaş kaybediyoruz. Cebimiz dolarken gönlümüz boşalıyor; evlerimiz büyürken sofralarımız küçülüyor, çevremiz kalabalıklaşırken yalnızlığımız artıyor.
Çünkü para insanı zengin ediyor...
Ama adam etmiyor.
Eskiden bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardı. Şimdi en pahalı kahveler içiliyor ama hatırlar bir gün bile sürmüyor.
Eskiden büyüklerimiz, "İnsanın sözü senettir." derlerdi. Bir tokalaşma, bir söz, bir bakış güven vermeye yeterdi. Şimdi ise sayfalar dolusu sözleşmeler yapılıyor; buna rağmen insanlar birbirine güvenemiyor. Çünkü güven satın alınan bir şey değildir.
Günümüzde insanlar birbirini dinlemek yerine cevap vermek için bekliyor. Selam vermek yerine mesaj göndermeyi, hâl hatır sormak yerine bir "beğeni" bırakmayı yeterli görüyor. Oysa insanı insan yapan, kurduğu bağlardır. Bir omza dokunmak, içten bir "Nasılsın?" demek bazen en büyük iyiliktir.
Bugün sosyal medyada mutlu görünen nice insanın, geceleri yalnızlığıyla baş başa kaldığını bilmiyoruz. Gösterişli paylaşımların ardında kırgınlıklar, gülümseyen fotoğrafların gerisinde sessiz gözyaşları saklı olabiliyor. Hayat, filtrelerden ibaret değildir.
Atalarımız boşuna "Mal canın yongasıdır." dememiştir. İnsan elbette çalışacak, kazanacak, ailesinin rızkını temin edecektir. Helal kazanç her zaman baş tacıdır. Ancak mal, insanın efendisi değil; hizmetkârı olmalıdır. Mal büyürken insanlık küçülüyorsa, orada gerçek zenginlikten söz edilemez.
Bugün birçok insanın değeri, karakteriyle değil; arabasıyla, eviyle, kıyafetiyle ve banka hesabıyla ölçülüyor. İnsanlar birbirini tanımadan önce mesleğini, gelirini ve makamını öğrenmeye çalışıyor. Oysa eskiler önce "Nasıl bir insandır?" diye sorardı.
Çünkü bilirlerdi ki "Asıl zenginlik gönül zenginliğidir."
Ne acıdır ki dostluklar bile çıkar hesabına dönüşmeye başladı. Menfaat varsa arkadaşlıklar oluşuyor, menfaat bitince herkes kendi yoluna gidiyor. İşte bu yüzden "Dost kara günde belli olur." sözü, bugün dünden çok daha anlamlıdır.
Hayat bize defalarca gösterdi ki paranın etrafında toplanan insanlar çoktur; fakat yüreğin etrafında toplananlar azdır.
Bir başka atasözü der ki: "Altın ateşte, insan mihnette belli olur." İnsan gerçek karakterini bollukta değil, darlıkta; alkışlanırken değil, eleştirilirken gösterir. İyi günde herkes yanınızda olabilir. Asıl mesele, kötü gününüzde kapınızı çalan bir dost bulabilmektir.
Para; konfor sağlar ama huzur sağlamaz.
Lüks bir ev alır ama aile sıcaklığını satın alamaz.
En pahalı hediyeleri alır ama samimiyeti satın alamaz.
Kalabalık sofralar kurar ama içten bir muhabbeti garanti edemez.
Çünkü bazı değerlerin fiyatı yoktur.
Nezaket...
Vefa...
Merhamet...
Vicdan...
Bunlar ne pazarda satılır ne de banka hesabına yatırılır.
Unutmayalım ki kibir, servetin en ağır yüküdür. Tevazu ise insanın en güzel süsüdür. Meyve veren ağacın dalı nasıl eğilirse, olgun insan da öyle alçak gönüllü olur. "Boş başak dik durur, dolu başak eğilir." sözü bunun en güzel ifadesidir.
Kefenin cebi olmadığını herkes bilir; ama kimse buna inanmak istemez. Dünya malı için kardeş kardeşe küser, dost dosta sırt çevirir, insanlar birbirinin gönlünü kırar. Sonra da birkaç metrelik beyaz bir bezle bu dünyadan sessizce ayrılır.
Geriye ne kalır?
Ne banka hesapları...
Ne tapular...
Ne lüks arabalar...
Geriye sadece insanların dilindeki şu cümle kalır:
"Allah rahmet eylesin... İyi insandı."
İşte bütün servet budur.
Çünkü dünya, ne kadar kazanıldığını değil; geride nasıl bir iz bırakıldığını hatırlar. Kefenin cebi yoktur. Bir ömür boyunca biriktirdiğimiz mallar burada kalır; bizimle birlikte gidecek olan ise yaptığımız iyilikler, kırdığımız ya da onardığımız gönüller ve arkamızdan edilen dualardır.
Hayatın sonunda kimse, "Kaç odalı evde yaşadı?" diye hatırlanmaz.
"Kaç arabası vardı?" diye de anılmaz.
İnsanlar, "Ne kadar iyi bir insandı." diye hatırlar.
İşte gerçek servet budur.
Onun için gelin, zengin olmaya çalışırken insan kalmayı unutmayalım. Çünkü para kaybedilince yeniden kazanılır; fakat kaybedilen karakter, çoğu zaman geri kazanılamaz.
Çünkü hayatın en büyük başarısı, zengin olmak değil; zenginleşirken insanlığını kaybetmemektir.
Ve unutmayalım...
Paranın satın alamadığı en kıymetli sermaye, güzel ahlaktır.
Çünkü para insanı zengin eder.
Ama adam olabilmek; vicdanla, merhametle, vefayla ve güzel ahlakla mümkündür.
İnsan öldüğünde cebindeki para değil, arkasında bıraktığı güzel isim konuşur.
Asıl servet de işte budur.
Çünkü para insanı zengin eder...
Ama adam etmez